Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Osman Can: Zorlama Karar

13.05.2010 21:27
Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Doç. Dr. Osman Can, YSK'nın referandum süresini 120 gün olarak belirlemesi zorlama bir karar'' dedi.

Can, konuşmacı olarak katıldığı, Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen ''Perşembe Söyleşileri'' öncesinde, gazetecilerin Anayasa değişikliği ve referandum tarihine ilişkin sorularını yanıtladı.

''YSK'nın referandum süresini 120 gün olarak belirlemesi zorlama bir karar'' diyen Can, şöyle konuştu:

''Çünkü bu bir seçim yasası değil. Seçim yasalarının değiştirildikten sonra ilk bir yıl içerisinde yapılacak seçimlere uygulanamamasının temel esprisi mevcut iktidarların bu değişiklikler yoluyla kendi lehlerine bir durum yaratarak seçimlere girmelerine engel oluşturmaktı. Anayasa değişikliğinin amacı buydu zaten. Bunun referandumla bir ilgisi yok. Referanduma siyasi partiler girmiyor, referandumla Meclisteki çoğunluklar el değiştirmiyor. Oraya herhangi bir etkisi yok. Böyle bir kararın gerekçesi politik bir gerekçe olarak gözüküyor. Oy birliğiyle alınmış bir karar. Çok tartışmalı, problemli bir konuda oy birliğiyle karar alındığı zaman, burada çok ciddi kuşkular ortaya çıkar. Yani Yargıtayda ve Danıştayda çok politik ve problemli konularda oy birliğiyle kararlar verildiği zaman bunun arkasında nasıl bir politik gerekçe olduğu konusunda bir karine ortaya çıkıyor. YSK açısından da aynı şeyi söyleme imkanı var. Hatalı ve yanlış Anayasa yorumuna dayalı bir karar olduğunu söyleyebiliriz. Ama kararın temyizi yok işte.''

CHP'NİN BAŞVURUSU

Can, bir gazetecinin CHP'nin Anayasa değişikliğinin esastan incelenmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmasının doğru olup olmadığına ilişkin sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bakın 148. maddeyi okuma yazma bilenler açıp okudukları zaman, durum çok net. Yasak alana giren bir kurumsal yetkinin varlığından bahsedemezsiniz. Böyle bir şey olamaz. Anayasa koyucu daha önceki uygulamalara tepki olarak Anayasa Mahkemesinin esasa hiçbir şekilde girmemesini, biçim denetimi yoluyla ya da bu ad altında dahi esas denetimi yapamaması gerektiğine karar vermiş durumda. Böyle bir adım attığınız andan itibaren tamamen ölçüsüz, referanssız alana girmiş oluyorsunuz. Tamamen politik keyfiliğe göre siz karar veriyorsunuz. Bu şu demek oluyor ki, artık mahkeme olmaktan çıkıyorsunuz, ulusal iradeyi mutlak suretle hüküm ve bağ altına alan bir kuruma dönüşüyorsunuz. Artık Anayasa değiştirildiği andan itibaren ulusal irade vardır. Yasa çıkarıldığı zaman ulusal irade yoktur. Ama Anayasa değiştirildiği zaman ulusal irade vardır ve siz artık ulusal iradenin çalışmasını olanaksızlaştırıyorsunuz, bu çok ağır Anayasa ihlalidir. Yani CHP'nin Anayasa Mahkemesine bu davayı götürürken göze aldığı şeyin ne olduğunu biliyor olması lazım. Anayasa Mahkemesi bu konuda bir temayül içerisine girdiği zaman hangi adımları attığını da çok iyi biliyor olması lazım.''

Can, ''Mahkemenin kararı ne olur?'' şeklindeki bir soruya da ''Biçim denetimi dışında bir karar, karar değildir. Çünkü biçim denetiminin dışına taşan bir eylem Anayasa Mahkemesini, Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkarır, 11 kişinin bir araya gelerek, kendi siyasi görüşlerini deklare etmesi dışında herhangi bir anlam ifade etmez. Biçim denetimi dışına taşıldığı andan itibaren Anayasa Mahkemesi biter. Nasıl biter? Yetkisiz bir alanda kurum yoktur zaten'' diye yanıtladı.

Can, daha sonra katılımcılara Anayasa Değişiklik Paketi ve referandum süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bu haber toplam 792 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri