Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Özkök:"Köşem açık."

23 Temmuz 2008 / 13:19
Ertuğrul Özkök, Ergenekon karşıtı konuşan Yeşiller Milletvekili Cem Özdemir'i hedef almış ve "köşem açık" demişti. Ama cevap mektubunu yayınlamadı, biz yayınlıyoruz.

Ertuğrul Özkök'ün 17 Temmuz'da yazdığı yazıya Yeşiller Partisi Milletvekili Cem Özdemir'den mektuplu cevap geldi... Ancak Ertuğrul Özkök "köşem açık" demesine rağmen Cem Özdemir'in cevap mektubunu yayınlamadı.

O mektubu biz yayınlıyoruz. İşte o mektup:

Brüksel, 17 Temmuz 2008

Sevgili Ertuğrul Bey, köşenizde bugün beni eleştiren ve meslektaşım Vural Bey'in mektubun yer veren yazınızı okudum. Yazınızın dili, üslubu ve amacı sizi birçok diğer yorumcudan ayırdığı gibi, diyaloga acık ve yapıcı. Sempati de hissediliyor satır aralarında. Bunun tek taraflı olmadığını bilmenizi isterim. Bana köşenizi açan açık davetiniz için de teşekkür ederim.

Türkiye konusuna girmeden kendimle ilgili bir kaç cümle söylemek istiyorum. Şüphesiz ben bir alman politikacısıyım ve yıllardır Almanya Federal Meclisinde ve Avrupa Parlamentosunda bana oy veren alman seçmenlerimi temsil ediyorum. Fakat benim kimliğim gibi, Almanya bugün homojen, içine kapalı bir ülke değil. Almanya ve "almanlar" oldukça renkli ve "Bild" gazetesi yanında, mesela "Hürriyet" gazetesinin bolca okunduğu bir ülke bugün. Biz yeni "almanlar" ülkemiz Almanya'nın ekonomik politik durumunu yakından takip ettiğimiz gibi, ailelerimiz ve köklerimizin ülkesi Türkiye yi de yakından izliyoruz. Türkiye, eğitimimiz, zevkimiz, değerlerimiz, mutfağımız, genel olarak kültürümüzün belirleyici bir unsuru. Evet, Türkiye'den uzak olmamız dilimiz üzerine de iz bırakıyor. Fakat siz beni ve Türkçemi tanıyorsunuz, İstanbul Türkçesini yakalamak için çaba harcıyorum. Türkiye'nin yaşamında bu kadar belirleyici olduğu bir politikacının, alman da olsa bu ülkedeki gelişmelere karşı kayıtsız kalabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Her neyse, Türkiye'de geçen yılın nisan ayından beri sürmekte olan politik krizi kaygı ile izliyorum. Türkiye'nin demokratikleşme yönünde attığı her adıma, ekonomik kalkınmada gösterdiği başarıya seviniyorum, insanların sosyal sorunları ve Türkiye'yi, demokrasiyi tehdit eden terör eylemleri üzüyor beni. Siz de biliyorsunuz, Türkiye gündemi her gün değişen bir ülke. Almanya kamuoyu bu gelişmeleri yakından izliyor ve basının sıkça görüşünü aldığı bir politikacıyım. AKP'nin kapatılmasını isteyen Cumhuriyet başsavcısının görüşüne ne kadar katılmıyorsam, Anayasa Mahkemesinin raportörünün basına yansıyan bu konudaki görüşüne o kadar katılıyorum. AKP'nin demokratikleşme konusundaki girişimlerini destekliyor, son üç yıldır bu konudaki pasif tutumunu eleştiriyorum.

Ne yazık ki Türkiye bugün cepheleşmiş bir görüntü veriyor. "Benimle değilsen, karşımdasın" anlayışı hakim politik hayatta. Fakat Türkiye iki cepheye ayrılamayacak kadar çeşitli ve çoğulcu bir ülke. Ben "bana karşı değilsen, yanımdasın" anlayışının hakim olduğu ve ortak çıkarların gözden kaçırılmadığı bir Türkiye özlüyorum. AKP ve Muhalefet Partisi CHP'nin 2004 yılına kadar götürdüğü AB ortak politikası etkin olsun, Türkiye ekonomik ve politik bakımdan yol alsın istiyorum, "darbelerin" tartışıldığı ülke değil. Avrupa Birliği projesi, Türkiye için demokrasi, ekonomik ve politik istikrar projesidir. İspanya gibi Türkiye de milli gelirde Almanya'yı yakalasın istiyorum ve bunun mümkün olduğunu biliyorum.

Anayasa Mahkemesinde süren AKP davasına ve İstanbul da sürmekte olan "Ergenekon" davasına burada girmek istemiyorum. Yargı sürecinde "masumiyet prensibine" derinden saygı duyuyorum. Bu herhangi bir kişi için de geçerli olduğu gibi, tutuklu generaller için de geçerlidir. Fakat demokrasiyi tehdit eden, Danıştay Hakimlerini kurşun yağmuruna tutan, Hrant Dink'i öldürtenlerin üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyor ve gelişmeleri umut verici buluyorum. Sapın samandan ayrılmasında herkese, politikacısından gazetecisine kadar görev düşmektedir.

Biliyorsunuz, Yeşiller Partisi Eş-başkanı olmak için adaylığımı koydum. Umarım kazanırım. Bu benim Almanya da daha sık görüşü alınan bir politikacı olmamı beraberinde getireceği gibi, kökenimi ve bu kimliğin önemini de öne çıkaracak. Almanca olduğu gibi Türkçede de seçkin bir dil kullanmaya özen göstereceğimden emin olabilirsiniz.

Saygılarımla

Cem Özdemir

Kaynak:
Bu haber toplam 728 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri