Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK 28 Şubat'ta neredeydi?

17 Ekim 2008 / 11:39
Org. Başbuğ "durulan yer" konusunu gündeme soktu. Peki PKK 28 Şubat'ta nerede duruyordu? Şimdi durduğu yeri saptamak için bu çok önemli..
Salih Tuna/Yenişafak

PKK şimdi nerde duruyor?

Üslup sorununu bir yana bırakırsak, Sayın Başbuğ'un “Bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar…” şeklindeki ifadesinde bir yanlışlık yok.

Çünkü terör örgütüne verilebilecek en büyük ödül, eylemlerini başarılı bulmaktır.

Dünyanın neresinde olursa olsun bu böyledir.

Terör örgütünün eylemlerini başarılıymış gibi göstermek, onu azdırmaktan başka işe yaramaz.

Hele saldırdığı ülkeden başarılı olduğuna dair yankı bulmak, her terör örgütünün arayıp da bulamayacağı şeydir.

Gelgelelim terör örgütünün eylemlerini başarılıymış gibi gösteren kim?

Esas mesele bu!

Dağlıca veya Aktütün baskını hakkında soru soranlar mı?

Silahını taşıttıkları boz eşeğe varıncaya kadar naklen izlenen teröristlere müdahale edilmemesinin nedenini sormak, niçin terör eylemlerini başarılıymış gibi göstermek olsun?!

Tam aksine…

Terör örgütüne, eğer izlenmenizin gereği yerine getirilseydi, hiçbir halt edemezdiniz demektir bu.

Eğer alınan istihbarat adamakıllı değerlendirilseydi, değil Aktütün'de 17 Mehmetçiği şehit etmek, kaçacak delik arardınız demektir bu.

İllaki terör eylemlerini başarılıymış gibi gösterenler aranıyorsa, “Teröristler yine saldırdı… İçimiz kan ağlıyor….” gibi manşetlerle yetinenlere bakılsın.

Bunlar, dünyanın bilmem kaçıncı güçlü ordusu biziz; son model zırhlı tanklarımız, uydu destekli istihbaratımız var, ama, katır sırtında silah taşıyan eşkıyanın güpegündüz karakolumuzu basmasına engel olamadık diye sızlanarak halkı karamsarlığa itenlerdir.

Bunlar, bu milletin ne kadar ağırına gideceğini düşünmeden, güvenlikli yerde olmayan sınır karakolumuzu parasızlıktan taşıyamadık diyenlerdir. (Bu vatan için canını, cananını şehit veren bir millet malını vermez miydi? )

Bunların hali, terör karşısında çaresizliğin ifadesidir.

Terörün en çok beslendiği kaynak da bu acizlik duygusudur.

Her eylem de acizliği karamsarlığa, karamsarlığı bilinçsiz öfkeye, bilinçsiz öfkeyi iç çatışmaya dönüştürme çabasıdır.

Terör örgütü bunun için eylem yapar.

Yankı bulmayan, etnisite kapışmasının yollarına fitne taşları döşemeyen eylemi niçin yapsın ki?!

Öldüğü ve öldürdüğüyle kalır sadece.

Burası ölümle koyun koyuna yatanların, ölümüne sevdalara tutulanların, toprağının kokusuna ölürüm diyenlerin ülkesi; Norveç, İsveç değil ki!

Kanı kanırtmaz burada hiç kimse!

Burası “Abim ölmedi, o şehit oldu, peygambere kardeş oldu!..” diye haykıranların ülkesi…

Ölümler öldürmez bizi, lakin fitne öldürür.

Kürt -Türk çatışması gibi mesela…

Bu meşum çatışmaya engel olan yegâne bağ tarumar edilmeye çalışılmıştı 28 Şubat'ta.

Perihan Mağden dinsiz olduğu halde bu bağın önemine şöyle dikkat çekmişti: “Bu memleketin Köktendevletçileri, katı Kemalistleri, kendini 'anti-emperyalist' filan tarzı gerçekdışı etiketlerle taltif eden Orducuları: Cümleniz yatıp kalkıp Bu Toprakların Müslümanlığına, inançlılığına, ordan kaynaklanan sabrına, tevekkülüne şükredin!..”

Sayın Orgeneral'in “Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum!” şeklindeki veciz ifadesi, yaşlı bir ninenin başörtüsünden sebep hastaneye alınmadığı, Çarşamba sokaklarında mürteci avına çıkıldığı 28 Şubat döneminde PKK'nın durduğu yeri hatırlattı bana.

Terör örgütü o vakitler gayet uysal ve uyumluydu.

Adeta rol çalmamaya özen göstermiş; değil bir eylem, çatapat bile patlatmamıştı.

Sanki…

28 Şubat sürecinin halkı birbirine bağlayan ruh kökünü yok etme ameliyesini elini ovuşturarak seyreder gibiydi.

PKK o süreçte nerde duruyordu acaba? (Şimdi durduğu yeri saptamaya çalışıyorum da...)
Kaynak:
Bu haber toplam 840 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri