Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK Devlet İçin Çok Şey Yapmış!

24 Ekim 2008 / 15:03
Bu sözleri söyleyen ulusalcı kafaya bazı sorular..
Öcalan'lı PKK'nın Türk solundan geldiğini anlatarak dersler veren Yalçın Küçük der ki: “PKK'nın Güneydoğu'da yaptıkları 'devletin' menfaatleri açısından her kafanın alamayacağı kadar büyüktür!”

Kafanızı ölçmek için bir soru sorsam yadırgar mısınız?

Hamdi Yılmazer/Aksiyon

Bu devleti bilen var mı?

MİT'in terörist başı Öcalan'a operasyon düzenleyeceğini Yalçın Küçük haber vermiş. Küçük'ün imalarına bakılırsa, Öcalan'a ulaştırılmak üzere haberi kendisine gönderen ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'mış. Yılmaz, böyle bir operasyon yapılırsa seçimlerde Çiller'in açık ara öne geçeceğini düşünerek haberi sızdırmış.

'Sızdırma' kelimesinin modada fazlasıyla dolaşıma çıktığı bir zamanda Mesut Yılmaz'ın Yalçın Küçük'e bu haberi sızdırma sebebi ise devlet içinde yaşanmakta olan bir 'çatışma' imiş.

Yalçın Küçük kırmızı kaşkolü ve tepeden bakışı ile kendisinden başka herkesi 'kafasız' gören ilginç bir kişilik. Kıdemli bir Aydınlıkçı… Yani Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Doğu Perinçekgillerden…

Önce, söylediklerine kısaca bir göz atalım Küçük'ün.

Devlet içinde çatışma varmış. Birtakım insanlar Öcalan'a operasyon düzenlenmesini tehlikeli görmüşler. Küçük, operasyon emrini veren zamanın MİT Başkanı Sönmez Köksal hakkında soruşturma başlatılması gerektiğini söylüyor ve ardından da ekliyor: “Görevi MİT içerisindeki Operasyonlar Dairesi'ne vermişler. O dairenin başında daha sonra MİT Başkanı olarak tanıdığımız Şenkal Atasagun bulunmaktaymış. Operasyon işini görecek olan ise Mehmet Eymür'müş. Eymür daha sonraları 'Caddenin altından tünel kazacaktım' cümlesiyle açıklamış bunu.”

Eymür'ün MİT'ten ayrıldığını biliyoruz. Eymür'ün amiri olarak emri veren Şenkal Atasagun ise MİT Başkanı oldu.

Şimdi son zamanların moda sorusunu yöneltelim:

Başbakanlığın iradesi dâhilinde gelişen ve karara bağlanan operasyon emrini başbakana bağlı bir kurumdan Mesut Yılmaz'a kim sızdırdı?

Bu sorunun cevabı röportaja göre şöyle: Öcalan'a operasyon düzenlemenin devlete zarar vereceğini düşünenlerden biri ya da birileri…

Gelelim ikinci soruya:

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneten başbakan, kendisine bağlı devlet kurumlarıyla görüşerek terörle mücadele adına böyle bir kararı devlet adına alıyorsa, kim olduğu belli olmayan kişilerin muhalefet partisi üzerinden bu bilgiyi Öcalan'a sızdırmasında hangi devletin menfaati olabilir?

Bugünlerin en meşhur kelimelerini kullanarak söyleyecek olursak, sızdırma işi Perinçekgillerin Yalçın Küçük'ü üzerinden yapılıyorsa, bu insanların 'durduğu yer' doğru bir yer midir?

Küçük'e göre “Son derece doğru bir yerdir. Aklı ermeyenler bunu anlayamasa da devlet böyle işler!”

Şimdi gelelim Yalçın Küçük'ün yaptıklarına:

Küçük tıpkı mensup olduğu Perinçekoğullarından Doğu Bey gibi terörist başını yerinde ziyaret etmiş. Boy boy resimler çektirmiş. Hatta kendi ifadesiyle Şemdin Sakık denen kişiyi de PKK kampında tutuklu bir hâlde bulunurken görmüş ve tanımış.

Küçük, sadece PKK kampını ve terörist başını değil, Fransa'da, hangi kafede, kiminle konuşursa doğrudan Öcalan'a mesajın gideceğini de biliyormuş.

İnsan bir tuhaf oluyor.

Türkiye, bugün insansız hava araçlarının geçtiği görüntülere rağmen teröristlerin yerini tam kestirip tepelerine binmekte zorluk çekedursun; kırmızı kaşkollü Yalçın Küçük, PKK'nın dipdedesine kadar biliyor, istediği anda görüşüp en kısa zamanda mesaj ulaştırabiliyormuş. Kamplara kadar gidip can ciğer kuzu sarması pozlar verdiğine göre, birliklerimiz Küçük'ü yanlarına alıp operasyona çıksalar muhtemelen dağdaki yerlerini de eliyle koymuş gibi bir bir gösterir.

Bunca şehidin kanı ve gözyaşı döken annelerin ciğer sızısına rağmen 'devletin yararı' Küçük'e ne düşündürür bilinmez! Daha doğrusu herkesin kafası 'devletin' bu tür yüksek umurundan anlamaz. Akan kanların, yanan canların ne kadar faydalı olduğunu idrakten aciz kalır!..

Küçük kendisi hakkında da ilginç bilgiler veriyor yer yer…

Mesela, MİT'ten Mesut Yılmaz'a sızdırılan bilgiler hakkında takır takır isimler sayarken, “Bacanağının da istihbaratçı olduğu hatırlatılınca 'Zinhar' diyor; onun bu konuyla asla bir ilişkisi yok.” Ne denir? Bacanak oldu diye adamcağızı Küçük'ün kırmızı kaşkolüne bağlamak elbette doğru değil…

Bu konuları anlatırken verdiği imaj, “Biz bunları kendi kafamızdan değil, devletin yarınını gördüğümüz için yaptık. Bize bilgi verenler bunun için veriyordu.” cümlesiyle özetlenebilir.

Ama…

Yaklaşık iki yıl kadar önce bazı gazete ve dergilere yine Küçük'ün kendi ağzından şu cümleler yansımıştı:

“Babam Fransızlara çalışmış olabilir. Biz de anne tarafından Yahudi olabiliriz.” Bu açıklamalar şu cümleyle noktalanıyordu: “Yaşar Büyükanıt'la da uzaktan akraba olabiliriz.”

Şimdi de aynı türden ilginç açıklamalarını sürdürüyor Perinçekgillerden Küçük:

Bana her taraftan bilgi gelir. İsrail'den de gelir. Çünkü bilirler Yalçın Küçük'ün kaynağını açıklamayacağını…

Söylenmeyen bir şey daha var tabii ki burada. O da tıpkı Öcalan'a operasyon haberini uçurduğu gibi, aldığı haberi anında adresine uçuracağını da bilirler…

Son zamanlarda soyağaçlarıyla ilgileniyor Prof. Küçük. Tıpkı kendisi gibi Aydınlık tezgâhından çıkmış Perinçekgillerin diğer bir kalfası Soner Yalçın gibi…

Her ikisi de Sabetayistlerin 'tespit ve teşhiri!' ile uğraşıyorlar. Kitap üstüne kitap yazıyorlar. Birtakım formüller üretip ipleri uç uca bağlar gibi soy isimleri üzerinden Sabetaycılara bağlayarak acayip işler yapıyorlar.

Mutlaka bunda da 'devlet'in yüksek menfaatleri vardır. Devlet'i tırnak içinde yazıyorum, çünkü Yalçın Küçük'ün anlattıklarına bakınca hangi devletin yarar sağladığını seçmekte zorlanıyorum. Daha açık söylemek gerekirse bulamıyorum. Ne de olsa bu işi herkes anlamaz!

Yalçın Küçük hızını alamayıp devam ediyor:

Bana her şey gelir. Fehmi Koru'nun hangi büyükelçi için telefon ettiği, hangi lokantada ne yediği… Her şey gelir.

Hay Allah, demez misiniz?

Bu memlekette, millet bir tele-kulak tartışmasıdır tutturmuş gidiyor. Eğer Yalçın Küçük'ün kulağına her şey geliyorsa biz neyi tartışıyoruz ki?

Zaten o da bunu demek istiyor. Siz 'Küçük' deyip geçmeyin. O öyle büyük bir şeydir ki, tutar devleti yönetenlere de ordunun başında terörle mücadele eden kurmaylara da dersler verir. Abdullah Öcalan'lı PKK'nın Türk solundan geldiğini, Türk solunun özünde ne kadar laik ve Kemalist olduğunu anlatarak kurmaylara dersler verir.

Hasılı Perinçekgillerin Yalçın Küçük'ü diyor ki:

PKK'nın Güneydoğu'da yaptıkları 'devletin' menfaatleri açısından her kafanın alamayacağı kadar büyüktür!

Kafanıza müracaat edip sorsam yadırgar mısınız?

Bu devlet hangi devlettir acaba?

Kaynak:
Bu haber toplam 888 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri