Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK Gerilimi Neden Yükseltiyor?

07 Kasım 2008 / 08:40
Yaşananlar bölgede neler oluyor sorusunun sorulmasına ve ciddi kaygıların yaşanmasına neden oluyor.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Yayman'ın makalesi

Önce Dağlıca sonra Aktütün Karakol saldırıları, geçen yıl Diyarbakır şehir merkezinde patlatılan bomba geçen ay polis okulu aracına yapılan saldırı yine çeşitli şehirlerde güvenlik kuvvetlerine karşı uzaktan kumandalı saldırılar, PKK'nın neden yeniden şiddete başvurduğu sorusunu akıllara getiriyor. Siyaseten iyice köşeye sıkışan PKK gerilimi bilinçli olarak yükseltiyor ve 'daha ölmedim, beni de dikkate almak zorundasınız' demek istiyor.

Bu olaylara son günlerde Başkan'ın Diyarbakır, Van, Hakkari ziyaretlerinde yaşananları eklediğimizde bölgede yolunda gitmeyen bazı şeylerin olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. 1990'lı yıllarda sıkça rastlanan kepenk kapatmaları andıran görüntüler, otobüslerin çalışmaması, çöplerin toplanmaması, çocukların önde olduğu intifada görüntüleri, Diyarbakır'da organize edilen oturma eylemi, DTP yöneticilerinin sert açıklamaları, güvercin olarak gösterilen Ahmet Türk'ün şahinleri aratmayan beyanatları, uzmanlar tarafından 'PKK'nın kaybettiği psikolojik üstünlüğü yeniden ele geçirme' çabası olarak yorumlanıyor.

Bu fotoğraf bölgede neler oluyor sorusunun sorulmasına ve ciddi kaygıların yaşanmasına neden oluyor. Son olaylar 'Kürt meselesinde yeni bir sürecin' başlatılma arayışında olunduğu ortaya koyuyor.

Demokratikleşmeye Karşı Terör Yükseltiliyor

Yaşanan son olayların, TBMM'de ilk defa Kürt milletvekillerinden oluşan bir parti grubunun kurulduğu, TRT'de Kürtçe yayın yapan bir kanalın kurulma çalışmalarının hızla devam ettiği, AB reformları doğrultusunda demokratikleşme adımlarının atıldığı, adına ister Kürt, ister Güneydoğu meselesi diyelim konuyla ilgili siyasetçilerin ve askerlerin üzerinde uzlaştıkları bir çözüm iradesinin oluştuğu, Diyarbakır'da AK Parti örgütünün Kürtçe “Sayın Başbakan, seni seviyoruz” afişi astığı, devletin geleneksel Kürt siyasetini değiştirdiği bir dönemde tırmanması görünmez bir iradenin işbaşında olduğunu ortaya koyuyor.

DTP'liler bu olayları “AK Parti'nin soruna çözüm getirmemesine ve Kürtlere yönelik şiddete devam etmesine bağlıyorlar. Hatta AK Parti hükümetine savaş hükümeti” diyerek sürecin sorumlusu olarak AK Parti'yi gösteriyorlar. DTP, Abdullah Öcalan'a İmralı'da kötü muamele yapılmasını kendilerine karşı yapılmış bir eylem olarak görüyor ve buna şiddetle karşı çıkıyor. AK Parti cephesi ise bu olayları yerel seçimlerin yaklaşmasına bağlıyor.
Sebebi ne olursa olsun son dönemde yaşananları tasvip etmek mümkün değil. PKK dahil hiçbir irade Türkiye'yi 1990'lı yılların ilk yarısına döndüremez/döndürmemeli.

PKK Gerilimi Neden Yükseltiyor?

Tüm bu gerçekler ortada iken son dönemde yaşanan olayları nasıl izah edeceğiz? Son dönemde yaşananlar PKK'nın ciddi bir varoluş sorunu yaşadığını ve varlığını hissettirmek için 'ispatı vücut' peşinde olduğunu ortaya koyuyor. Terör ve şiddet örgütünün beslendiği ve ayakta durmasını sağlayan temel unsurlardan biri. Haddizatında varlığını eylem üzerine kuran ve mensuplarını zinde tutmak için daha fazla eylem diyen bir örgütün uzun süreli eylemsizlik kararı alması kendini inkar etmesi anlamına geliyor.

Bu kısa gazete makalesinin sınırlılıkları içerisinde Güneydoğu'da son dönemde neler olduğunu ve PKK'nın şiddeti neden yükselttiğini analiz etmeye çalışacağız.

1. Bölgede Yaşanan Sosyolojik Değişme: Bölge halkı PKK'nın, meselenin çözümünde bir imkan sunmadığını görüyor ve artık huzur ve barış istiyor. Son 25 yılda bölgede yaşanan modernleşme dinamikleri bölge halkında şiddet dışında da bir çözüm olabileceği fikrinin yeşermesine neden oluyor. PKK eylemlerinin başladığı 1984 yılında Diyarbakır şehir nüfusu, kent merkezindeki cafe, sinema, derslik, alış veriş merkezi sayısıyla, uzman doktor miktarı, hastane ve yatak sayısı ve gündelik hayatın ritmiyle bugünkü Diyarbakır karşılaştırıldığında fotoğraf daha da netleşecektir.

Ali Emir-i Caddesi üzerindeki internet cafe, cep telefonu dükkanı ve CD satıcılarına dahi bakıldığında kentleşme dinamiğinin bölgeyi nasıl bir değişim anaforu içine soktuğu görülecektir.
Bölgede yapılan asfalt yol miktarı, su ve yol götürülen köy sayısı, kamu yatırımları için ayrılan bütçe, bölgeye getirilen kamu hizmetlerinin miktarı ve sivil toplum örgütlerinin etkinliği gibi araçlarla bakıldığında ise PKK'nın yaşanan bu değişime bağlı olarak halk üzerindeki kontrolü kaybetmek istemediği anlaşılıyor. PKK bölgeye yatırım ve hizmetin gelmesini varlığını tehdit eden bir gelişme olarak değerlendiriyor.

Bağımsız Kürt aydınlarının Kürt meselesiyle PKK arasına kalın bir çizgi çekerek örgütün Kürt halkının özgürleşmesinin ve ülkenin demokratikleşmesinin önündeki engel olarak görmeye başlamaları örgütü rahatsız eden bir diğer faktör ve PKK bu inisiyatifin gelişmesini istemiyor.

2. Siyasetçi ve Askerde Çözüm İradesinin Oluşması: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır'da yaptığı konuşmada “...Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Bu sebeple 'Kürt sorunu ne olacak?' diyenlere diyorum ki, bu ülkenin başbakanı olarak, o sorun, herkesten önce benim sorunumdur. Biz büyük bir devletiz ve her sorunu daha çok demokrasi daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refahla çözeceğiz, bu anlayışla çözüyoruz. Ülkenin hiçbir sorununu yok saymıyor, her sorununu gerçek kabul ediyoruz ve yüzleşmeye hazırız...” derken Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un meseleyle ilgili aykırı duruşu ve ezber bozan açıklamaları ortadayken sorunun çözülmesinden rahatsız olan çevreler ve PKK 'sorun ya çözülürse' endişesi içerisinde daha fazla şiddete başvurma yolunu seçiyor.
PKK ve bazı çevreler açıkça olmasa bile örtülü mesajlarla 'meselenin çözülmesini' güçlerinin azalması ve etkinliklerinin kaybolması olarak görüyorlar. Çözüm sürecinin hızlanmasından ciddi kaygı duyuyor ve yeniden şiddete başvuruyorlar.

3. '22 Temmuz Sendromu': 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde bölge genelinde büyük bir yenilgiye uğrayan DTP tam bir şok yaşamıştı. DTP, toplumsal mütekabiliyetini kaybetmese bile bu konuda ciddi bir temsil krizi içine girmesi bölgede yeni bir siyasi sürecin başladığının işaretlerini veriyor. Unutmayalım ki parti yöneticileri Avrupa'da yaptıkları görüşmelerde 'AKP'nin hizmet ve siyaset yapma biçimi karşısında seçimleri kaybettiklerini' dile getirmişlerdi.
Geçmişte “HEP'e oy vermeyenlerin tavuğunu bile vurun” diyen bir anlayışından gelen PKK'nın bu tabloyu kendisine yönelik bir tehdit olarak görmesi ve kitleler üzerindeki etkinliğini kaybetmek istememesi gerilimin yükseltilmesinin bir diğer nedeni. PKK önümüzdeki dönemde eylemlerini daha da artıracak ve kaybettiği inisiyatifi yeniden ele almak isteyecektir.

4. Yaklaşan 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri: Yerel seçimlere beş ay gibi kısa bir süre kalmışken DTP'nin başta Diyarbakır Büyükşehir olmak üzere belediyeleri kaybetme endişesi ve Kürt meselesi üzerindeki tekelinin son bulması kaygısı bulunuyor. 1991 seçimlerinden bu yana Güneydoğu Anadolu Bölgesinde HEP ve yerine kurulan partiler tek hakim konumdaydılar. HADEP 1999 yerel seçimlerinde başta Diyarbakır Büyükşehir olmak üzere, Ağrı, Batman, Bingöl, Hakkari, Siirt ve Van dahil toplam yedi ilde belediye başkanlıklarını kazandı. 2002 Seçimleriyle bu tekel kırılmaya ve 2004 yerel seçimleriyle birlikte bölge iyice DTP'nin kontrolünden çıkmaya başladı. 2004 Yerel seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesini yeniden kazanan DTP bunun yanında Batman, Şırnak, Hakkari ve Tunceli illeriyle beraber aynı zamanda yirmi sekiz ilçe merkezi ve otuz iki beldede belediye başkanlıklarını kazandı.
DTP, 2004 yerel seçimlerinde 1999 yerel seçimlerine göre ciddi oy kayıplarına uğradı.2007 seçimlerle birlikte AK Parti bölgede ülke ortalamasının üzerinde bir oy oranına ulaştı ve DTP'yi yakından takip etmeye başladı. Halihazırda bölgede Adalet ve Kalkınma Parti'siyle Demokratik Toplum Parti'sinden oluşan ikili bir parti sistemi mevcut. PKK bu durumdan rahatsız ve elde ettiği tekeli kimseyle paylaşmak istemiyor.
DTP Diyarbakır Büyükşehir Belediyesini kaybetmeyi 'ölüm-kalım' savaşı olarak görüyor ve her ne pahasına olursa olsun burayı kaybetmek istemiyor. DTP bu noktada yerel seçimler öncesi halkı mobilize etmenin, gerilimi yükseltip safları sıklaştırmanın ve halk üzerindeki gücünü sınamanın provalarını yapıyor.
DTP yerel seçimlere kadar bu provaları artırarak devam ettirecek gibi görünürken güvenlik kuvvetlerinin buna hazırlıklı olmaları ve provakasyonlara gelmemeleri gerekiyor.

5. K.Irak Bölgesel Yönetimiyle Artan Temaslar: Zaman Gazetesi'nde Hamza Erdoğan'ın haber analizinde de (23.10.2008) konu detaylı biçimde tahlil edilmişti. Hükümetin K.Irak yönetimi ve Mesut Barzani'yle sık sık görüşüp mesele hakkında bazı açılımlar üzerinde uzlaşma ihtimali PKK'yı rahatsız ediyor. PKK bu gelişmeyi kendisinin Kandil'den ve K.Irak'tan tasfiyesi olarak görüyor ve mevcut kazanımlarını kaybetmek istemiyor.
PKK, K.Irak yönetimiyle anlaşma ihtimali karşısında her defasında Öcalan'la ilgili haberleri gerekçe gösterip toplumsal tansiyonu yükseltmek ve şiddetin tutkalına sarılmak istiyor.
Örgüt böylesi bir uzlaşmayı doğrudan varlığına yönelik bir tehdit olarak görüyor ve bu vasatı sabote etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
PKK ve Abdullah Öcalan, Mesut Barzani'yle görüşülüp kendisinin yok sayılmasını kabullenemiyor ve daha fazla şiddete başvurarak ben buradayım beni de muhatap alın demek istiyor.

Kaynak:
Bu haber toplam 2398 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri