Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Raportöre Rağmen AKP Kapatılacak!

18 Temmuz 2008 / 10:54
Osman Can'ın “kapatılmamalı” raporuna rağmen, AK Parti'nin kapatılacağı yönünde ciddi görüşler belirtiliyor
Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selçuk Özdağ, kapatma davası, Ergenekon operasyonu ve Raportör raporu ışığında habervaktim'e çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İşte Özdağ'la söyleşimizin ayrıntıları:

AK Parti'nin kapatılması ihtimalinin güçlendiğini söylüyorsunuz, bunu kim ne için düşünebilir?

Ergenekon'u kurtarmak için AKP'den kurtulmak şart
Ergenekon davası, bazılarının sandığı gibi kapatma ihtimalini azaltmamış, bilakis artırmıştır. Şimdi artık Ergenekon davasını akamete uğratmak için de, AKP'nin kapatılması gerekiyor. Operasyonu AKP ile ilişkilendirenler, örgütü kurtarmak için AKP'den kurtulmanın şart olduğuna inanıyorlar. Onun için AKP, yasa dışı eylemlerin odağı olduğu için değil, statükonun devamı ve derin çetelerin bekası için kapatılacaktır.

Bazı çevreler Ergenekon'u hükümetin bir intikamı olarak nitelendiriyor. Sizce de böyle mi?

Hükümetin Ergenekon davasında müdahilliği yok
Kapatma ihtimalinin artması Ergenekon operasyonunun arkasında hükümetin olduğu varsayımından kaynaklanıyor. Hâlbuki Ergenekon soruşturması tamamen Yargı ile Emniyetin başlattığı, hükümetin başlarda mütereddit ve isteksiz davrandığı bir operasyon. Hatta soruşturmanın bazı aşamalarında bulunan bir yetkiliden, başlarda, bir devlet bakanı tarafından engellenmek istediklerini bizzat duydum. Kapatma davası, korkunun ecele faydası olmadığını gösterince hükümet'te tavrını netleştirmek zorunda kalmıştır.

O halde kapatma davasının esas amacı ne? Sadece AK Parti'nin kapatılmasını hedeflemek ne kadar mantıklı?

Hedef AK Parti değil Çankaya Köşkü
Kapatma davasının esas hedefi, Cumhurbaşkanlığı makamı, yani Sayın Abdullah Gül'dür. Hükümetlerin Anayasa'yı değiştirmeye yeltenmedikçe statükoyu değiştirme imkânı yoktur. Sistemin kale diye nitelediği bütün pozisyonlar Cumhurbaşkanının etki alanında bulunuyor. Anayasa mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı seçiyor. 2010 yılında 1945 doğumlu beş üye birden emekli olacak. Bu üyelerin yerine bugünkü Cumhurbaşkanının üye ataması demek, Anayasa mahkemesinin Sol-Kemalist zihniyetten kurtulması demektir. Böyle bir ihtimal ideolojilerinin kölesi bazılarını ve iç ve diş mihrakları deli ediyor.

Bu durumda uzun vadeli bir strateji izleniyor. Yani Cumhurbaşkanlığı makamı her şeyin odak noktası. Bu noktayı biraz açabilir miyiz?

Ne pahasına olursa olsun Gül Çankaya'dan inmeli
Hâkimler savcılar yüksek kurulunun üç üyesini Yargıtay, iki üyesini Danıştay seçiyor. Bugüne kadar Yargıtay ile Danıştay'dan gelen üyelerin neredeyse tamamı aynı zihniyet dünyasından geliyordu; Solcu, Kemalist ve çoğunlukla aynı mezhepten. Boşalan her üyelik için seçim yapılarak ilk üçe giren isimler Cumhurbaşkanına sunuluyor. Cumhurbaşkanı bu adaylar içinden istediğini seçebiliyor. Bu, şu demek, bundan sonra yüksek yargıdan gelen adaylar arasında aynı ideolojiden gelenler seçilemeyecekler. Siyaseti hukukun önüne koyanlar, bir başka ifadeyle yargıyı siyalaştıranlar elenecekler. Bunun da birçok yan etkisi var, Hem Danıştay üyelerini, hem de Yargıtay üyelerini hâkimler savcılar yüksek kurulu seçiyor. Statükonun elinden HSYK'nun alınması Yargıtay ile Danıştay'ın da siyaseti bırakıp esas görevine dönmesi, yani kalelerin düşmesi demek. Bu da yıllardır babalarının çiftliği gibi yönettikleri, sömürdükleri, insanlarını kobay fareleri gibi psikolojik operasyona tabi tuttukları bu ülkeyi ve iktidarı kaybetmeleri anlamına geliyor. Onun için ne pahasına olursa olsun Abdullah Gül'ün Çankaya'dan indirilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanının yetkileri bununla sınırlı değil elbette. Ama partinin kapatılması onların zararına değil mi? Yeni bir oluşumu ve daha güçlü bir iktidarı nasıl engelleyecekler?

İşte en karanlık senaryo
Cumhurbaşkanı'nın statükoyu yerinden oynatacak başka yetkileri de var. YÖK başkan ve üyelerini, Üniversite rektörleri seçmesi gibi. Bugüne kadar ülkeyi, üniversiteleri kışkırtarak, yargıyı brifinglerle siyasallaştırarak, askeri tahrik ederek yönetenler bu Cumhurbaşkanı'nın birkaç yıl görevde kalması halinde iktidara ebediyen elveda edeceklerini biliyorlar. Onun için AKP kapatılacaktır. Cumhurbaşkanına 'Anayasayı çiğneme pahasına' siyaset yasağı getirilerek devre dışı bırakılmaya çalışılacaktır. Erdoğan'ın bağımsız aday olmaması için kapatma gerekçesinde akıl almaz analizler yapılacaktır. AKP'nin yerine kurulacak partinin aynı güçle meclise gelmemesi için her türlü tedbir alınacaktır. Seçim mümkün olduğu kadar geciktirilecek, kaçınılmaz hale gelince de, AKP'yi bölerek diğerlerini birleştirerek seçime götüreceklerdir.

Peki, AK Parti'nin bu süreçte ne yapması gerekiyor? Yani bu plan kimin lehine işleyecek?

Plan tutarsa Ergenekoncular ödüllendirilecek
AKP bu planı bozmak için fazla bir şey yapmadı. Yapacak çok fazla imkânı da yoktu. Süreç tıkır, tıkır işledi. Süreci yönetenler arada 'Ergenekoncuları' muvakkat bir süre için kurban verdiler. Proje başarıya ulaştığında, kurbanlar, süreç için yaptıkları fedakârlıktan dolayı ödüllendirilirlerse kimse şaşmamalıdır. Öngörümün gerçekleşmesinden ziyade yanılmış olmayı tercih ederim. Son sözü millet ve dahası ALLAH söyleyecektir
Bu haber toplam 664 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri