Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Rıdvan ne dedi?

13 Temmuz 2008 / 12:06
Aziz Yıldırım'la oyunculuğumda da çalıştım, antrenörlüğümde de. Fenerbahçe'ye verdikleri inkar edilemez. Her zaman Fenerbahçe'yi nasıl daha büyük hale getireceğini düşünür. Mükemmel bir spor kulübü yaptı. Ancak! Maalesef futbol takımı için aynı şeyleri sö
Son 2 yılda müthiş harcamalar, müthiş transferler. Komple değişen kadro. Teknik direktör dahil. Ve bunun sonucunda şu vasat ligde 70 puanla 1 şampiyonluk. Averajla bir ikincilik. Fenerbahçe'nin bu ekonomik yapısıyla, doğru işler yapılsaydı 10 yılın 9'unda şampiyon olması gerekirdi

Türkiye'de 4 tane büyük kulüp var... Diğerlerinin öncülüğünü yapıyorlar bir bakıma. Zaten tarihe baktığımızda 5. bir takım çıkmamış şampiyon olarak. Her geçen gün futbol ekonomisindeki para arttıkça yönetimler kötüye gidiyor...
Benim oynadığım yıllar ve benden önceki yıllara baktığım zaman her ligde hemen hemen bütün kulüplerde sürekli kongre olur ve yönetimler değişirdi. Çünkü maddi ve manevi bütün yük başkan ve yöneticilerin üzerindeydi. Ve bu yükü kaldıramıyorlardı. Antrenör kıyımı da bu kadar olmuyordu. Rant arttıkça bir düşünün kongreler kaç yılda bir oluyor, başkan ve yöneticiler ne kadar sık değişiyor? Tüzük gereği kongreler olsa da başkanlar ve yöneticiler hep aynı... (Yanlış anlaşılmasın, bu insanlar bu rantı ceplerine koydukları için değil)
Sürekli antrenör ve oyuncular değişiyor... Antrenörlere güle güle, oyunculara güle güle... Takım kadroları sürekli değişiyor. Ama yönetenler hep kalıyor... Çünkü o koltuklar çok rahat ve havalı... Çünkü suçlu hiç onlar değil... Soran da, sorgulayan da yok...

3 büyüklere göz atalım
Fazla uzağa gitmeye gerek yok, son 8 yılda 3 büyükler kaç antrenör değiştirmiş? Kaç oyuncu gelmiş, gitmiş? Bu son 8 yılda Beşiktaş da şampiyonluk görmüş, Fenerbahçe de, Galatasaray da... Şampiyon olamayınca hemen antrenörü göndermişler... Yani demek istiyorlar ki; “suç bizde değil, sahadakilerde...” Ancak! Başarılı olunursa zaten hep onlar yapıyor...
Bu ülkede bu takımlardan başka şampiyon olan mı var? Trabzon'dan başka... Önemli olan bu bütçelerin, bu ciddi gelirlerin hakkını verebilmek...
Fenerbahçe ile başlayalım;
Aziz Yıldırım'la oyunculuğumda da çalıştım, antrenörlüğümde de çalıştım. Özel hayatımda da görüşüyorum. İnsan olarak da inanılmaz severim. Fenerbahçe'ye verdikleri de inkar edilemez. Her zaman Fenerbahçe'yi nasıl daha büyük hale getireceğini düşünür. Bizzat yapılanları kendi denetler. Mükemmel bir spor kulübü yaptı.
Ancak! Maalesef futbol takımı için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. 70 milyon dolara iki oyuncu alabilecek durumu geldi Fenerbahçe (Güiza ve Emre).
Kısa geçmişe baktığımda ise görüyorum ki kimler gelmiş, kimler geçmiş Fenerbahçe takımından... Milli Takım ve Fenerbahçe'nin göz bebeği Semih birkaç yıl önce bu takımın beşinci forvetiydi. Pierre Van Hooijdonk, Anelka, Tuncay, Serhat, Nobre, arada Zafer Biryol ve Murat Hacıoğllu gibi bir sürü oyuncu geldi, gitti.
2-3 sezon öncesine dönelim: Kalede Rüştü, savunmada Serkan, Luciano, Servet (Önder), Ümit Özat, orta sahada Aurelio, Appiah, Mehmet Yozgatlı, Tuncay, önlerinde Alex ve en uçta Nobre (Anelka). Teknik Direktör Christoph Daum. Yani 2 sezon önce oynayan takım ve onların antrenörü bu.

İki kişi oynuyor
O şampiyonluk kaçırılan Denizli maçından bu yana ise 2 yıl 2 ay geçti. Bir bakın bakalım yukarıya... Teknik direktör ve oyuncular dahil şu anki kadroda kaç kişi kalmış? Neyse... Sizi yormayayım, ben söyleyeyim: 2. Önder ve Alex. Önder de direkten döndü. Rusya'ya gitti, geldi.
Son 2 yılda da müthiş harcamalar, müthiş transferler. Komple değişen kadro. Teknik direktör dahil. Ve bunun sonucunda şu vasat ligde son 2 yılda 70 puanla 1 şampiyonluk. Son yılında da ikinciliği averajla kurtarıyorsun. Fenerbahçe'nin bu ekonomik yapısıyla, doğru işler yapılsaydı 10 yılın 9'unda şampiyon olması gerekirdi. Fenerbahçe'nin 2 oyuncuya 70 milyon dolar verebilecek gücü var. Rakiplerinin ekonomik durumu da ortada... Borç gırtlağa gelmiş, haklı olarak bu kadar yüksek ücretlerle oyuncu alamıyorlar. Ama şampiyonluk hanesine baktığında 17, 17 yazıyor Galatasaray'la.
Gelelim çeyrek final sevincine... Tarihinin en büyük başarısı herkesi mutlu etti. Ama beni tatmin etmedi. Ben Fenerbahçe'nin bu yapısıyla doğru işler yapılırsa çeyrek, yarı finallerin hatta finallerin gediklisi olması gerektiğini düşünüyorum.

Emre'den umutluyum
Önümüzdeki sezon Emre'den kariyerinin en iyi performansını bekliyorum. Alex'in temposunun artacağını düşünüyorum. İki forvet oynanacağı için de Kezman'dan büyük bir çıkış bekliyorum. Takımın attığı gol sayısında geçmiş yıllara göre artış olacağı; ama takım savunmasında da zaafiyet yaşanacağı kanaatindeyim.

Sıkıldım artık
Fenerbahçe'yle ilgili şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Sıkıldım artık spor basınının kamplarla ilgili raporlarından... Oyunculuğumda da antrenörlüğümde de yorumculuğumda da yıllardır okuyoruz. Aragones futbolcular kadar koşuyor, bir de en az diyerek... Rıdvan pestilini çıkardı takımın... Zico baba gibi... Futbolcular beşer kilo verdi... Allah aşkına artık bunları yazmayalım. Kimse bunlarla ilgilenmiyor. Aptal yerine koymayın insanları....

Üzülüyorum
Üzülüyorum da... Bayram Tutumlu'yla kulüp arasındaki inatlaşma yüzünden çok değerli, en istikrarlı ve yerli olarak faydalanabildiği bir oyuncuyu göz göre göre kaybetti Fenerbahçe. Yine üzülüyorum Teknik Direktör Aragones Fenerbahçe'ye geliş sebebini şöyle açıklıyor: “Fenerbahçe reddedilmeyecek bir teklif yaptı.” Bir hafta sonra Güiza “Hiçbir İspanyol kulübünden teklif almadım... Beni memnun edecek bir para kazanacağım. Hem ben hem de Mallorca çok memnunuz'' diye demeç veriyor.
Evet! Çok başarılı bir yıl geçirip geldiler. Ama burası da Fenerbahçe. Onlar Fenerbahçe için ne kadar önemli transferse, Fenerbahçe ve Türkiye de onlar için bir piyango. Biz bilmiyoruz maalesef kendi kıymetimizi...


Bu başarı sayılmaz

Avrupa Şampiyonası sonrası yaşananlara baktım da aslında biz kendimizi kandırıyoruz. Şampiyonluk dışında hiçbir şey bana başarı gibi gelmiyor

Türkiye Avrupa Şampiyonası'nda yarı final oynadı. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynadı. Milli Takım da, Fenerbahçe de ülkeye törenle döndü, yer yerinden oynadı.
Havaalanında karşılama... Üstü açık otobüslerle halkı selamlama... Silahla kutlamalar... Ölenler, yaralananlar...
Avrupa Şampiyonası sonrası, o heyecan fırtınasından çıkıp da şöyle bir yaşananlara baktım da... Aslında biz kendimizi kandırıyoruz.
Çok ciddi olmasa da bir araştırma yaptım: 1960'dan bu yana 4 yılda bir yapılan şampiyonada 9 farklı Avrupa ülkesi bu kupayı kaldırmış... Bunlardan bazıları birkaç kez kaldırmış, 15 farklı ülke de yarı final oynamış... SSCB ve Rusya'yı ayırırsak 16, Çekoslovakya ve Çek Cumhuriyeti'ni de ayırırsak 17. Biz sadece bir kere yarı final görmüşüz...
Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Çekoslovakya, SSCB, Danimarka, Yunanistan, İspanya şampiyonluk görmüş...
Yarı final oynayanlar; Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Çekoslovakya, Çek Cumhuriyeti, Portekiz, İsveç, İngiltere, SSCB, Rusya, Danimarka, Belçika, Yunanistan, Macaristan, Yugoslavya, Türkiye... Biz ve bildiğim kadarıyla İsveç, Yunanistan ve sayacaksak Rusya bir kez yarı final görmüş...
Yarı final görmeyenler; İsviçre (turnuva boyunca gördük ki; oradaki insanların futbolla pek değil hiç alakası yok), Avusturya (onların durumu da İsviçre'den pek farklı değil), Romanya, Bulgaristan, Ermenistan, Lüksemburg, Faroe Adaları vs... vs....

Gediklisi olmalıyız
Futbol ekonomimize baktığımızda ise bizim bu şampiyonaların gediklisi olmamız gerekiyor. Hadi şampiyon olamamışız, en azından bir-iki tane final oynamak gerekiyordu bu ekonomiyle... Hele hele futbola olan sevgimiz ve bu ekonomimizle, yeteneğimizle, nüfusumuzla şampiyonluk dışında hiçbir şey bana başarı gelmiyor, gelmeyecek de. Kimseye de başarı olarak gelmemeli...
Sadece yayıncı kuruluşun lig yayınları için Futbol Federasyonu'yla yaptığı anlaşma gereği ödediği ücret dünya sıralamasında 6. sırada. Brezilya bile bizim altımızda. Şampiyonluk yaşayan Danimarka, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Hollanda falan bizim gelirlerimizin yanına yaklaşamıyor. Ciddi sponsor destekleri de cabası...

Çok geyik dinleriz
20 yıldır bitmeyen bir efsane dolaşır bu memlekette: “Genç Milli Takımlar düzeyinde başarılıyız, yaş ilerledikçe aynı takımlara karşı üstünlük sağlayamıyoruz” (Hoş gençlerde de her dönem şampiyonaları sürklase etmiyoruz da)... Biz uyanığız ya, günü kurtaracağız ya, kolay yoldan başarıya gideceğiz ya 19 yaşındaki futbolcuyu 16-17 yaş grubunda oynatırsan bu efsanevi geyiği daha çok dinleriz.
Bir uyarıda bulunmak istiyorum Futbol Federasyonu'na. Türk futbolunun geleceği altyapılar diyoruz. PAF maçları oynatıyoruz. Ama ciddi bir problem var: PAF maçlarını bölge hakemleri yönetiyor. Anadolu'ya deplasmana gittiğinizde ev sahibi takımın teknik direktörünün veya yöneticisinin arkadaşları maçları yönetiyor. Adil olmaları da mümkün olmuyor. Gelen takım da eziliyor... Önümüzdeki sezondan itibaren, biraz masraflı olur belki ama PAF maçlarının sağlıklı oynanması için tarafsız bölgeden hakemlerin atanması lazım.

Kaynak:
Bu haber toplam 964 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri