Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şamil Tayyar Başbuğ'la dalga geçti

07.07.2010 10:20
İlker Başbuğ'un olay açıklamalarının yankıları sürüyor. Şamil Tayyar öyle cevaplar verdi ki..

Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a neler demedi neler? Üslubu yumuşak ama içeriğini çok sert açıklamalar yaptı.

Beğenmediği haberi yapanlar için "Türk kanı taşımıyorlar" diyen Başbuğ'un bu sözü ile "asker 5 defa PKK terör örgütünü bitirmiş" tespitine cevap verdi.

Başbuğ için "Olsa olsa kan ve doku testi yapan Hıfzısıhha Enstitüsü’ne temsilci atarsınız" ifadelerini kullandı.  Terörü 5 kez bitirdiklerini iddia eden Başbuğ'un sözleri için de "İnanın, bu işlemi, bir ilkokul çocuğu yapsa, hem şamarı yer, hem sınıfta kalır" dedi. 

Tayyar'ın eleştiri yağmuru bununla sınırlı kalmadı.. Gündemden düşmeyen ve olaylara karışan paşaların hangi kanı taşıdığını sorarak Başbuğ bize bunları da anlatsın dedi. Sözü uzatmıyor ve Tayyar'ın Başbuğ' zehir gibi cevabını veriyoruz:

"(...)Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, karşısındaki zavallının içler acısı halinden ziyade, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u izlerken inanın çok üzüldüm. Teröristle mücadelenin 26 yıldır hangi zihniyete emanet edildiğini düşündükçe kahroldum.

Bir kez daha anladım, bu kafayla, asla teröristi alt edemezsiniz. Olsa olsa kan ve doku testi yapan Hıfzısıhha Enstitüsü’ne temsilci atarsınız.

Düşünün, bir genelkurmay başkanı, TSK içindeki aymazlıkları, istihbarat zaaflarını, cuntacıları haberleştirenler için “Türk kanı taşıdıklarına inanmıyorum” diyebiliyor.  

Merak ediyorum, “Türk halkı öyle karaktersiz ki kandil oldu mu bin mesaj geliyor” diyen paşanın damarlarında akan nedir, Türk kanı mı?

Pimi çekilmiş el bombasıyla 3 askerin şehit olmasına yol açan komutanın damarlarında akan kana ilişkin bir fikriniz var mı?

7 askerin şehit olduğu Çukurca’da MKE yapımı mayınları yerleştiren komutanların kan testini yaptınız mı?

PKK’nın döşediği mayını eliyle imha etmesi için üsteğmene talimat vererek ölümüne yol açan komutanın Türk kanı taşıdığını düşünüyor musunuz?

Dağlıca’da ana kuzuları şehit olurken düğünde eğlenen ve kaya dibinde pusan komutanların damarlarında akan sıvıyla ilgili düşünceniz nedir?

Gece yarısı sınırda dolaşan 50-60 kişilik terörist grubu çoban sandıklarını söyleyen komutanın damarlarına baktınız mı?

Askeri helikopterle uyuşturucu taşıyan komutanların damarlarındaki hangi kana sığındıklarını biliyor musunuz?

Listeyi uzatırsak, bilin, kan testinde sınıfta kalırsınız. Ayrıca, bu tür ifadeler, hakaretin de ötesinde “ayrımcılık” suçudur.

Sadece kan testi mi?

Haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Ergenekon davası sanıklarıyla ilgili beyanları, en basit anlatımla adil yargılamayı etkileme suçudur.

Hele, şu laflar tam evlere şenlik: “26 yılda teröristlerin 30 bini etkisiz hale getirildi. 10 bin de yaralı, teslim olan var. Toplam 40 bin. Örgütün dağ kadrosu yıllara göre değişiyor, ortalama 6 bin diyoruz. Şu anda 4 bin civarındadır. Ortalama 6 bin dersek, 30 bini 6’ya bölerseniz, 5 bin çıkıyor. Matematiksel olarak baktığımızda 26 yılda, güvenlik kuvvetleri 5 defa PKK terör örgütünü bitirmiş, bu bir tespittir.”

İnanın, bu işlemi, bir ilkokul çocuğu yapsa, hem şamarı yer, hem sınıfta kalır. Anlaşılan komutanın, bu yaştan sonra yeniden dört işlem kursuna tabi tutulması gerekecek. Şu ana kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısını mevcut terörist sayısına bölerek terörün 26 yıl içinde 5 kez sıfırlandığını söylemek için herhalde genelkurmay başkanı olmak gerekir.

Türkiye, bunu hak etmiyor.

Paşanın bir de 28 Ocak 2008 tarihli “Darbe planı için neden 2009 seçildi?” başlıklı yazımla ilgili verdiği cevap var. Bu konuda hazırlıklı geldiği ve dakikalarca konuştuğu dikkate alınırsa, sorunun sipariş olma ihtimali yüksek gibi.

Daha önce de Ergenekon yandaşı yazarlar, bu yazım üzerinden fırtınalar koparmıştı. Mesela; paşanın son konuştuğu gazetecilerden Sabahattin Önkibar, yazım üzerine “Bu gazetecileri kim kullanıyor” diye yazanlardan biriydi. Bu yazarların esin kaynağını şimdi daha iyi anlıyorum.

Lafı daha fazla uzatmak da anlamsız...

Türkiye, çağdaş demokrasiyle yönetilen gerçek bir hukuk devleti olsa, Başbuğ bugün emekliydi, yarın en basitinden adil yargılamayı etkileme ve ayrımcılık suçlamasıyla yargı önüne çıkarılırdı. "

Bu haber toplam 1370 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri