Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Saray yaptırdı içinde kalamadı

19 Mayıs 2008 / 10:13
Abdullah Aymaz'ın yorumu
Çavuşesku kendisi için ayrı, eşi Elena için ayrı saraylar yaptırmış. Politbüro üyelerine caddeler boyu sanat estetiğine sahip çok güzel evler yaptırmış... Onun sarayı için Amerika'daki Pentagon binasından sonra dünyanın en büyük sarayı diyorlar...

Şimdi parlamento binası olarak kullanılıyor. Kendisi bu sarayda bir gün bile kalamamış!.. Bu binada sekiz bin mimar çalışmış. 200 bin metrekare kapalı alanı ve 25 bin odası var. 1,9 milyon metreküp mermer, 900 bin metreküp ahşap kullanılmış... Üç vardiya olmak üzere 20 bin asker işçi olarak çalışmış. 1.200 metrekare olan en büyük salonu iki bin kişi alıyor. Bin tane toplantı ve oturum salonu var... Bu sarayın en üstü, SEÇİ (Uluslararası Sınıraşırı Suçlarla Mücadele Kurumu)... Bu sarayın dört tarafı da aynı. Yani hepsi, her taraf aynen birbirine benziyor. Çavuşesku, bir Fransız hayranı olduğu için Bükreş'i küçük Paris yapmak istemiş. Bağımsızlık Caddesi'ni Paris'in Şanzelize Caddesi gibi yaptırmış... Sovyet Sosyalist cumhuriyetlerine bağlı olmakla beraber, daha serbest hareket etmiş. Eskiler Fransızca biliyor. Fransızca konuşan ülkeler ile alaka devam ediyor. Hatta geçen sene Bükreş'te bu ülkelerin üyelerinin bir toplantısı olmuş.

Çavuşesku'nun İslam ülkeleri ile de münasebetleri iyiymiş. Arap ülkelerinden ve Filistin'den okumak için pek çok insan gelmiş. Romanya'da evlenip kalmışlar. Camileri var. Hatta kebapçıların çoğu onlardan.

Çavuşesku'nun oğlu hapisten çıktıktan sonra, "Babamdan başka hiçbir şey değişmemiş. Her şey, herkes yerinde duruyor. Babamın yaptırdıklarını tamir bile ettiremiyorlar." demiş. Gerçi ilk dönem öyle olmuş ama şimdi büyük bir gelişme var. Zaten zenginliğe, yerüstü ve yeraltı kaynakları ile aday bir ülke... Termik santralleri, demir-çelik işletmeleri o zamandan... Birçok kanal açılmış. Ama diktatörlüğün yapısı icabı, her şey tek kişinin tasarrufunda... Halk fakir kalmış, ezilmiş. Hürriyetler yok edilmiş...

Romen öğrenciler çok zeki... Matematikte çok ileriler. Hatta Türk kolejlerinden mezun olanlar, dış ülkelerin üniversitelerindeki bilhassa matematik derslerini beğenmiyorlar. "Biz bunları lisede okuduk" diyorlar. Gerçekten Romanya'nın bütün okullarında seviye yüksek. Üniversitede okutulan dersler veriliyor. Kolejlerimizden mezun öğrencileri, Avrupa'nın ve Amerika'nın meşhur üniversiteleri burslu öğrenci statüsünde hemen kabul ediyorlar. Veliler çok memnun... Osmanlı'dan kalma "şuuraltı müktesebatı" burada da var.

Öğretmenlerimiz anlatıyor: İki sene önce İrina'nın evine veli ziyaretine gitmiştik. Babası dedi ki: "Büyük dedemiz Ştefan Çel Mare, ölmeden önce oğluna yazdığı nasihat ve tavsiye dolu mektubunda: 'Osmanlı'dan başkasına güvenmeyin. Hain ve kalleş çıkarlar. Ben Türklerle hayatım boyunca savaştım ama hiçbir zaman sözlerinden döndüklerini görmedim. Anlaşmalara hep sâdık kaldılar, ihanet etmediler.' diyor. Ştefan, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış bir devlet adamımızdır. Onun için Büyük Ştefan'ın tavsiyesine uyarak hiç düşünmeden kızımı okulunuza getirdim. Hiç de pişman olmadım. Gördüm ki sizler atamız Ştefan'ın dediğinden daha dürüst ve sıcak insanlarsınız. Sizlerden çok memnunum.' Bir başka velimiz de yine bir ziyaretimiz sırasında 'Sizler benim kızımın sigortasısınız. Ben gönül rahatlığı ile kızımı sizlere emanet ediyorum.' dedi.

Yüz akımız eğitimcilerimiz sağ olsunlar, var olsunlar...

Kaynak:
Bu haber toplam 680 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri