Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Saygısızlığın asıl sebebi

20 Mayıs 2008 / 09:03
Ekrem Dumanlı'nın yorumu
CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın söylediklerini duydunuz sanırım. Türkiye Barolar Birliği Eski Başkanı'na yakışacak söz müdür hacca gidecek seksen yaşındaki insana "Araplara para kaptırma" demek? CHP gibi köklü bir partide son sekiz yıldır Genel Sekreterlik yapan ve Çalışma Bakanlığı görevinde de bulunmuş birinin yaşlı bir hacı adayına "Muhammed seni bırakmaz" diyerek onu caydırmak istemesine bir anlam verilebilir mi?

Hepsinden kötüsü, kendini savunurken diyor ki Sav: "Kameraların açık olduğunu bilmiyordum." Yazık; hem de çok yazık. Demek ki kameraların olmadığı yerlerde böyle laflar ediliyor. Hiçbir izan ve insaf ölçüsü olmayan laf yığını ortaya çıktığında da halktan özür dilemek yerine "keşke kameraya yakalanmasaydık" pişmanlığı (!) sergileniyor.

Aslında son yıllarda dine karşı saygısız ifadeleri bir araya getirdiğinizde Sav'ın sözlerine şaşmamak gerektiğini görüyorsunuz. Yakın zamana kadar halkın muhafazakârlığını içine sindiremeyenler, dolaylı yoldan dine yönelik eleştiriler yapardı. Kâh bilimsel düşünce maskesiyle bir şeyler söylenirdi; kâh irtica korkutmasıyla. Dindar olduğu bilinen bir kişinin (özellikle de imam, müezzin gibi görevlilerin) bir hatası bulundu mu, söylenmedik söz bırakılmazdı. "Ayıp olmuyor mu?" dendiğinde de yapılan yanlışı irdeledikleri söylenirdi. Böylece hem dinî konularda keskin laflar edilir, hem de dinin mukaddesleriyle değil, dini yanlış anlayan "yobaz ve gericiler" ile mücadele edildiği söylenirdi. Durum gerçekten buysa bu mücadeleye gerçek dindar insanlar da yardımcı olmalıydı. Gerçekten de dini hurafelere boğan ve mukaddes değerleri kendine şahsi nüfuz sağlama aracı olarak gören kişi ya da zümrelere karşı hakiki dindarlar da mücadele etmek zorundadır. Merhum Necip Fazıl'ın tabiriyle "ham yobaz ve kaba softa"ya karşı samimi müminlerin ilimle, ahlâkla, takvayla vs. karşı çıkması gerekir.

Ne var ki son dönemde dinin yanlış anlaşılmasına karşı söylenen (en azından öyleymiş gibi yapılan) sözlerin yerini bizzat dine karşı ifade edilen saygısız laflar aldı. Mesela her Kurban Bayramı'nda medya aracılığıyla yazılan çizilenden bir kısmı nas diyebileceğimiz değerleri sorguluyor; kurban kesimindeki yanlış uygulamaları değil. Diyanet İşleri'nin yaklaşık otuz yıldır kutladığı Kutlu Doğum Haftası'na dair söylenen birtakım sözlerin özünde Peygamber'e karşı saygısızlık yatıyor... Meselenin bir de hukukî denetim dışında kalan gri bir alanı var: İnternet. Orada servis edilenler arasında savrulan küfürler, Allah inancı olan herkesi derinden sarsacak kadar tahrik ve tahrip edici. Çıldırmış bir kitlenin hezeyanları deyip geçebilirsiniz; ancak mesele bu kadar basit değil. Dar ama etkili bir zümre kimi zaman öfkesine yenik düşerek kimi zaman da yürüttüğü psikolojik harbin gereği olarak en mukaddes ve en muazzez değerlere saldırıyor.

Şayet dine karşı söylenen kaba saba laflara bakarsanız aldanır, meselenin sadece bir noktaya kilitlendiğini düşünürsünüz. Aslında konu din üzerinden yürütülse bile bir başka meselenin yansımasıdır. Uzun bir dönemden beri ülkeyi yönetme hakkının kendilerinde olduğunu düşünen çevreler iktidarlarını çevreden gelen insanlarla paylaşmak istemiyor. Sadece siyasi alanda değil; hiçbir sahada paylaşımdan yana değil bu küçük zümre.

Madem mesele bir çeşit sınıf kavgasıdır; niçin dine bu kadar pervasız saldırıyorlar? Sebebi belli: Merkezdeki klasik klan çevreden gelenleri sadece baldırı çıplak köylüler olarak görmüyor; aynı zamanda onları aşırı dindar olarak kabul ediyor. Çevreden merkeze yönelmiş "Anadolu kaplanları"nın eşlerini genelde örtülü görünce küplere biniyor; asıl kızgınlığını saklayacak bir saldırı içine giriyorlar. Aslında Türkiye'nin modernleşme DNA'sına hâkim herkes biliyor ki bugün büyük bir hırçınlıkla dine saldıranlar, kendi haksız ve paylaşımsız müdafaasını yapıyor. Bunu yaparken dine karşı küstahlaşmak dar bir zümreyi daha da sevimsiz hale getiriyor. Bilmem öfkelerinin esiri olmaktan sıyrılıp düştükleri hali anlamak için aynaya bakma fırsatı bulabiliyorlar mı? Çünkü kazanımlarının devamı dine savaş açmaktan geçmiyor; tam aksi, yeni bir anlama gayreti gerekiyor.

Kaynak:
Bu haber toplam 724 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri