Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hain saldırıda korkunç zamanlama

04.05.2010 09:24
Darbe anayasasının değiştirilmesi Meclis'te görüşülürken yaşanan ve dört askerimizin şehit olduğu Tunceli'deki karakol saldırısı, Türkiye'nin yüreğini kanattı.
İstihbarat raporlarına rağmen gerekli güvenlik önleminin alınmaması ve takviye birliklerinin gecikmesi tartışılıyor. Bu tür saldırıların zamanlaması ise dikkat çekici. Kamuoyunda, "Terör örgütleri referandum öncesi şehitler üzerinden siyaset mi yapıyor?" endişeleri hakim. Saldırıların, demokratikleşme adımlarıyla örtüşmesi soru işaretlerine yol açıyor. 27 Mayıs 2009'da Çukurca'da 7 askerin şehit olduğu mayınların TSK'ya ait çıkması ve bu konuda tatmin edici bir açıklama yapılmaması da, endişeleri büyütüyor.

Kritik süreçlerde gerçekleşen terör saldırılarından bazıları şöyle:

DTP'YE RANDEVU VERİLDİ: ÇUKURCA'DA 7 ŞEHİT: Tarih; 27 Mayıs 2009. Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki mayın patlamasında, 7 asker şehit düştü. Olay, demokratik açılımın gündeme getirildiği tarihin hemen başında yaşandı. Sınırlardaki mayınların temizlenmesi de ana gündem maddelerinden biriydi. Başbakan Erdoğan, DTP'lilere 29 Mayıs için randevu vermişti. Randevudan 2 gün önce mayın tasarısının Meclis'te görüşüldüğü akşam Çukurca'dan 7 askerin şehit olduğu haberi geldi. Erdoğan, randevuyu iptal etti. Mayın patlamasından bir ay sonra "mayınların TSK'ya ait olduğu ve askerler tarafından döşendiği" bilgisinin yer aldığı komutanlara ait ses kaydı internete düştü. Sivil savcılığın yürüttüğü soruşturmada mayınların TSK'ya ait olduğu kesinleşti.

AK PARTİ MAHKEMEDE; KEMAH KAN GÖLÜ: Ergenekon iddianamesi 25 Temmuz 2008'de mahkeme tarafından kabul edildi. İki gün sonra İstanbul Güngören, son yılların en kanlı olaylardan birine sahne oldu. 17 sivil hayatını kaybederken 154 kişi yaralandı. Saldırının gerçekleştiği hafta Anayasa Mahkemesi, AK Parti'ye açılan kapatma davasını görüşüyordu. 11 Ağustos 2008'de Erzincan Kemah'ta 9 asker şehit oldu.

GÜNDEM TAŞ ATAN ÇOCUKLARI KURTARMA; REŞADİYE 7 ŞEHİT: Türkiye, taş attığı gerekçesiyle art arta cezaevine giren çocukları kurtarmak için yasa değişikliği yapılması konusunda hemfikirdi. Meclis, değişikliği gündeme almaya hazırlanıyordu. Anayasa Mahkemesi, DTP'ye yönelik kapatma davasını 8 Aralık 2009'da görüşmeye başlamıştı. 7 Aralık'ta Tokat'ın Reşadiye ilçesinde askerî araca pusu kuruldu. 7 asker şehit edildi. Saldırıdan sonra yürütülen soruşturmada olayla ilgisi olduğu gerekçesi ile gözaltına alınan köy muhtarının, Jandarma İstihbarat Teşkilatı'nın muhbiri olduğu ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi saldırıdan 2 gün sonra DTP'yi kapattı. Taş atan çocuklarla ilgili yasa tasarısı da ertelendi.

REFERANDUM GÜNÜ DAĞLICA KÂBUSU: Türkiye seçim atmosferine girildiği 2007'de aylarca sınır ötesi harekâtı tartıştı. 22 Mayıs'ta Ankara Anafartalar'daki patlamada 7 kişi öldü. 11 Eylül'de Ankara'daki Kurtuluş Otoparkı'nda 300 kg TNT yüklü minibüs bulundu. 29 Eylül'de Şırnak'a bağlı Beşağaç köyünde 12 vatandaş öldürüldü. 7 Ekim'de Şırnak bölgesinde görev yapan birliğe yapılan saldırıda 15 şehit verildi. Bu gelişmelerin ardından sınır ötesi operasyona izin veren Başbakanlık tezkeresi 17 Ekim 2007'de TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. 4 gün sonra bir başka kanlı saldırı yaşandı. Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle ilgili referandumun oylandığı gün, 21 Ekim 2007'de 13 askerin şehit olduğu, 8 askerin kaçırıldığı Dağlıca baskını gerçekleşti. Operasyonun hemen yapılması için sokaklarda bayraklı yürüyüşler, protesto gösterileri tertiplendi. Taraf Gazetesi, 25 Haziran 2008'de "Dağlıca baskını biliniyordu" başlığıyla Genelkurmay, Kara Kuvvetleri, Jandarma, 2. Ordu ve Hakkâri'deki istihbarat başkanlıklarının, baskına ilişkin bütün bilgilerden haberi olduğunu ortaya koydu. O gün birlikte görevli üç komutan da olay yerinde değildi. Birlik komutanı Yarbay Onur Dirik'in, askerler şehit düşerken bir düğünde eğlendiği ortaya çıktı.

ERGENEKON OPERASYONUNUN ARDINDAN BÖLGE KARIŞTI: 30 Haziran 2008 tarihli Ergenekon operasyonunda bir ilk yaşandı. Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile Sinan Aygün, Mustafa Balbay gibi isimler gözaltına alındı. Öcalan, 2 Temmuz 2008'de avukatları ile yaptığı görüşmede Kürtlerden Ergenekon operasyonuna destek vermemelerini istedi. 4 Temmuz'da avukatları, Öcalan'ın saçlarının hapiste zorla kesildiğini iddia etti. Güneydoğu karıştı. 11 Ağustos 2008'de Erzincan'ın Kemah ilçesinde mayın patlaması sonucu 9 asker şehit oldu. Özel yetkili Erzurum cumhuriyet savcıları tarafından sürdürülen soruşturmada biri yarbay dokuz askerin şehit düştüğü mayınlı saldırıyla ilgili yargılanan üç köylünün, olaydan bir gün önce Erzincan İl Jandarma İstihbarat Müdürü Binbaşı Nedim Ersan'ı telefonla arayıp köyde PKK'lıların olduğunu ihbar ettikleri belirlendi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) gelen iletişim tespit tutanakları iddiaları doğruladı. Davanın görüldüğü mahkemede tanık olarak ifade veren Ergenekon'dan tutuklu sanık Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Nedim Ersan, telefon görüşmelerini kabul etti.

İSTİHBARAT RAPORLARINA TEDBİR ALINMADI; AKTÜTÜN'DE 17 ŞEHİT: Ergenekon davası 20 Ekim 2008'de görülmeye başlandı. Duruşma tarihinin yaklaşmasıyla birlikte Balıkesir, Aydın, Mersin, Denizli gibi illerde provokasyonlar ve linç girişimleri devreye sokuldu. 10 Ekim 2008'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kuzey Irak'la görüşüleceğini duyurdu. 14 Ekim'de Kuzey Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik, Mesud Barzani ile Bağdat'ta buluştu. 16 Ekim'de avukatlar ve DTP, Öcalan'ın fiziki şiddet gördüğünü ileri sürdü. Ülkenin doğu ve güneydoğusu gösterilerle karıştı. Ülke gerildi. Çok geçmeden 4 Kasım 2008'de Aktütün baskını yaşandı. 17 asker şehit oldu, 23 asker yaralandı. Aktütün baskınından sonra çıkan belgelerde tıpkı Dağlıca gibi saldırının göz göre göre geldiği belirlendi.

Dağlıca şehidinin ağabeyi: Şer güçlerin amacı kaos

Dağlıca şehidi Piyade Uzman Çavuş Mustafa Uysal'ın ağabeyi Hasan Uysal, ülkenin kalkınması ve gelişmesi adına ne zaman güzel bir gelişme olsa şer güçlerin terörü hortlattığı görüşünde. Antalya'nın Manavgat ilçesi Çardak köyünde sebze yetiştirerek geçimini sağlayan Uysal, terörün panzehirinin milli birlik ve beraberlik ruhu olduğunu söylüyor. Uysal, şöyle konuşuyor: "4 askerimizi hain saldırıyla şehit eden terör örgütünü lanetliyorum. Bu hain saldırılar, ülkemizin kalkınması ve ileriye gitme adına yapılan çalışmalara atılan bir çelmedir. Milli birlik ve beraberliğimizi her zaman muhafaza edersek, terör örgütünün oluşturmak istediği kaos ortamının önüne geçmiş oluruz. Amaçları kargaşa çıkarmak. Terör örgütünün arkasında şer güçler var. Bu şer ve karanlık güçler ülkemizin dünyada her alanda saygın bir ülke olmasını istemiyor. 3 yıl önce Dağlıca'da yapılan hain saldırıda bizim de yüreğimiz yandı."

ZAMAN
Bu haber toplam 1092 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri