Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kazalardaki Komplo Teorileri

12.04.2009 07:41
Yazıcıoğlu'nun ölümünden sonra komplo teorileri

Yazıcıoğlu'nun ölümünden sonra komplo teorileri

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki insanların bindikleri helikopterin düşmesi sonucunda ölmeleri ardından başlayan tartışmalar hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Bu da çok normal çünkü bu olay komplo teorileri tarihine geçmiş durumda. Komplo teorilerinde edilen lafın doğru olması gerekmiyor sadece söylenilen sözün doğru olabilme inandırıcılığının olması ihtimali yeter artar bile.

Komplo teorilerine inanan insanı, derin deniz dalgıcına benzetmek mümkün. Dalgıç bir düzeye kadar hiç sorunsuz dalar ama ondan sonra 'derinlik sarhoşluğu' tehlikesi de vardır. Dalgıç kendini koruyamadığı takdirde derinlik sarhoşluğuna kapılır ve yukarı mı çıkıyor yoksa daha derinlere mi iniyor bilemez, kafası karışır ve bunun sonu da felaket olabilir. Komplo teorileri de daima somut bir olaydan çıkarılır.

Bir süre somut olaydaki somut veriler ile ilgili konuşursunuz ama bir düzeyden sonra daha önceden farklı yorumladığınız her ayrı veri hakkında daha farklı görüşler gelmeye başlar. Kafalarda kurulan alternatif açıklamalar ne kadar inandırıcı olursa insan kolaylıkla komplo teorisinin dünyasına çekilir. O dünyada hapis olur kalır. Sizin kafanızda kurmuş olduğunuz açıklamayı yanlışlayan her yeni bilgiyi de kuşkuyla karşılamaya başlarsınız.

Komplo teorileri hakkında büyük bilgisi olan ve bu konuda Foucault's Pendulum (Foucault Sarkacı) adlı çok önemli bir kitap da yazmış olan Umberto Eco'nun anlattığı gibi komplo teorisine inanan kişi, bir aşamadan sonra şu ruh haline de girebilir:

Etrafımda gördüğüm her şeyi sorgulamaya başladım. Evleri, dükkanlardaki tabelaları, havadaki bulutları ve kütüphanedeki yazıtları da sorguladım. Bana herkesin anlattığı yüzeysel hikayeyi değil daha derinlerde olan ve kendilerinin de mutlaka aklamakta oldukları gerçek hikayeyi anlatmalarını istemeye başladım (Umberto Eco, Foucault Sarkacı).

Tabii ki bu ruh hali bir komplonun varlığına inanan her insanda görülebilecek pek sağlıklı olmadığı bariz olan bir ruh halidir. Psikiyatristler bunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu düşünüyorlar ama işi daha da karmaşık hale getirebilen konu şudur; bazen de komplo teorilerinde anlatılan hikayenin doğru çıkması ihtimali de vardır. Tarihte birçok defa güç sahiplerinin kitleleri daha kolay idare edebilmek için olaylar hakında yalan açıklamalar yaptıkları da biliniyor. O zaman komplo teorileri gerçeğe ulaşmanın yolu haline de gelebiliyor.

DEMOKRASİNİN EGZOZU

Yazar Christopher Hitchens komplo teorilerinin demokrasinin egzoz borusu olarak işlev gördüğünü yazmıştır. Üretilen fikirlerin müthiş hızla dolaşabildiği demokrasilerde resmi açıklamalara inanmayanların alternatif yorumları özellikle internet ortamında dolaştırıp içlerinde biriken kuşku ve tatminsizliği dışa vururlar. Bu da demokrasinin egzoz borusuymuş işlevini görür ve sonuçta fikirler baskı altında tutulmadığından daha sağlıklı bir sistem oluşmasına yol açar.

Yani bazılarına göre komplo teorileri yararlı olabilirken, bazıları ise bunu son derece tehlikeli hatta yıkıcı bile görebiliyorlar. Hangisinin doğru olabileceğine burada karar verecek değiliz tabii ki. Sadece komplo teorisinin oluşum koşulları ve hayatın çeşitli alanlarını nasıl etkileyebildiğini göstermekle yetineceğim bu pazar yazısında.

EN MEŞHURLAR
İnsanların kafalarını meşgul eden en meşhur komplo teorileri Amerika'dan çıkmıştır. Bunun sadece içinde yaşamakta olduğu topluma çok fazla yabancılaşmış olan insanların komplo teorisi ürettikleri açıklaması ile bağlantısı olabilir.

Türkiye'de de çok fazla sayıda sisteme yabancılaşmış insan bulunması, Muhsin Yazıcıoğlu olayındaki komplo teorileri üretilmesi enerjisinin nedenini açıklayabilir. Burada tüm komplo teorilerinin bir listesini vermeye yeltenmeyeceğim. Çünkü bunun için bile 'özel gazete' çıkarmak gerekebilir, bu köşe yetmez.
En meşhur ve çok tartışılan komplo teorilerinden bazıları şöyle:

51 NUMARALI BÖLGE: Dünyaya uzaylıların inmiş olduğu ve Amerikan hükümetinin elinde aslında bu konuda deliller olduğu ve bütün delillerin '51 Numaralı Bölge'de tutulduğu inancıdır. Farklı amaçlarla kullanılan    51 numaralı gizli bir askeri bölge gerçekten var. Hatta orada tutulduğu iddia edilen uzaylılara yapılan otopsi esnasında çekilen bir film de vardı. (Sahtekarlık olduğu sonradan anlaşıldı.)

JFK'IN ÖLDÜRÜLMESİ: ABD Başkanı Kennedy, Dallas'ta vuruldu. Sonra katil olduğu söylenilen kişi yakalandı ama bir süre sonra o da vuruldu, en sonunda başkanın kardeşi Başsavcı Robert Kennedy de vurulup öldürülünce kaçınılmaz olarak dünyanın en uzun süren komplo teorisi üretme maratonu başladı. Mesele hala kapanmış değil.

AMERİKAN DOLARI GİZEMİ: Amerikan Doları üzerinde gizli amaçlar ve örgütler ile ilgili bir dizi işaret olduğu ve bu örgütün tüm dünyayı kontrol amacı taşıdığı yolundaki inanç. İşin tuhafı dolarda birtakım işaretler gerçekten var. Neyin gerçek, neyin yalan olduğu tamamen karışmış durumda.

ILLUMİNATİ: Yeni bir dünya düzeni kurmayı hedeflemiş olan gizli bir örgütün dünyadaki tüm ülkeleri yönettiği iddiası.

Yalçın Küçük fenomeni

SABETAYİSTLER: Türkiye'nin, aslında Yahudi olduğunu gizleyen insanlar tarafından yönetildiği iddiası.
Bu komplo teorisi şu aralar da çok canlı. Kuzey Irak'ta Kürt devletinin aslında bir İsrail projesi olduğu görüşü bu teoriyi çok ateşliyor.

Ateşli fikirler konusunda kendisine her zaman güvenilebilecek olan Yalçın Küçük, seçimlerden sonra yazmış olduğu analizle ateşli olma konusunda kendisini bile aşmış durumda. Analizi www.odatv.com'da okuyabilirsiniz. Umarım hayli uzun vaktiniz de vardır. Küçük'ün hayli  fantastik görüşleri var.

9/11 KOMPLOSU: New York'taki ikiz kulelerin savaş çıkarmak amaçlı Amerikan yönetimi tarafından yıkıldığı teorisi.

THE PROTOCOLS OF THE ELDERS OF ZION: Dünyayı gizlice yönetmek için Yahudilerin kurmuş olduğu organizasyonu anlattığı iddia edilen ama daha sonra Rusya'da çarlığın gizli polisi 'Okhrana' tarafından yazıldığı ortaya çıkan belge üzerine kurulmuş komplo teorisi.

POPÜLER KÜLTÜR
BİRÇOK kitap vardır komplo teorisi üzerine kurgulanmış olan. Bunların en meşhuru tabii ki Dan Brown'ın 'Da Vinci Şifresi'dir. Bunun dışında Umberto Eco'nun, Don Delillo'nun, Thomas Pynchon'un kitapları komplo teorilerine dayanan edebi eserler olarak kabul edilmelidir.
 Edebiyat alanı dışında 'Deus Ex' adlı bilgisayar oyunu ile    'İlluminati' adlı bir kart oyunu da vardır. 'Public Enemy' adlı hip-hop grubunun 'Fear of a Black Planet' adlı şarkısında komplo teorilerinin bütün ana unsurları başarıyla kullanılmıştır.

BEYAZPERDE
FİLM endüstrisinin bu işe el atmaması da mümkün değildi tabii ki. Bazı önemli filmler ve yönetmenleri  şunlar:
All The President's Men (Alan Pakula), Blow Out (Brian de Palma), The Bourne Identity (Doug Liman), Close Encounters of the Third Kind (Steven Spielberg)  Conspiracy Theory (Richar Donner), JFK (Oliver Stone), Men in Black (Barry Sonnenfield), Missing (Costaa Gvras), Fahrenheit 9/11 (Michael Moore), Dr. Strangelove (Stanley Kubrick), The Manchurian Candidate (John Frankgheimer), Zeitgeist (Rob MCGann).

INTERNET
www.skepdic.com   
www.bilderberg.org
www.conspiracyarchive.com
www.paranoiamagazine.com
www.theforbidddenknowledge.com

ÇOK ZENGİN BİR DÜNYA
Biraz göstermeye çalıştım. Hayli zengin içeriklidir komplo teorilerinin dünyası. Yine Umberto Eco, komplo teoristini derinlerde tek başına bir labirentte yönünü bulmaya uğraşanlara benzetir. Komplo teorisi aslında labirentin içinde kaybolmuştur ve arada bir bağırtır da. Labirentin diğer koridorlarında sesi yankılanır ama o kendisine cevap verilmekte olduğunu sanabilir. Yazıcıoğlu'nun ölümünden sonra ortaya atılan teoriler biraz bana bu labirent benzetmesini de hatırlattı.


Serdar TURGUT / Akşam
serdarturgut@superonline.com

Bu haber toplam 1268 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri