Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sezai Karakoç'un Davos yorumu

10 Şubat 2009 / 08:28
Erdoğan'ın Davos çıkışına en ilginç yorum Sezai Karakoç'tan geldi.
Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, partisinin İstanbul’daki merkezinde aylık olarak gerçekleştirdiği olağan toplantısında Başbakan’ın Davos’taki tutumundan, Gazze saldırıları sırasında izlenen dış politika ve İslam dünyasındaki gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan'a Fuat Paşa benzetmesi

Başbakan’ın Davos’taki hareketini sürekli baskı altında tutulan bir toplumu temsil eden bir kişi olarak toplumsal bir bilinçaltı hareketi şeklinde yorumlayan Karakoç, Osmanlı’dan bugüne kadar toplumumuzda kişisel, ferdi hareketlerin çok olduğuna dikkat çekti. Karakoç, tarihimizin bireysel kahramanlıklarla dolu olduğunu belirterek, Osmanlı’nın Fransa Büyükelçisi Fuat Paşa’yla 3. Napolyon arasında yaşanan bir hadiseyi anlattı:
Fransa’da 3. Napolyon büyükelçilerle bir toplantı yapıyormuş. Bizim de Fuat Paşa büyükelçi olarak bulunuyor. Geliyor, bütün büyükelçiler ayağa kalkıyor fakat Fuat Paşa yerinde oturuyor. 3. Napolyon soruyor: Elçi hazretleri kendini acaba Kanuni Sultan Süleyman zamanında mı sanıyor? Hemen Fuat Paşa cevap veriyor: Ne münasebet haşmetbaab eğer Kanuni Sultan Süleyman zamanında olsaydınız. Siz girebilir miydiniz böyle içeri…

"Başbakan'ın çıkışı bilinçsiz bir şuuraltı patlamasıdır"

Başbakan Erdoğan’ın çıkışını bireysel manada bilinçsiz bir şuur altı patlaması olarak değerlendiren Karakoç, “asıl önemli olan bugünü tanzim ederken geçmişi ve bugünü düşünerek hareket etmektir. Toplumumuzun yıllardır uğraştığı başörtüsü meselesi ve Kur’an kursu konusundaki problemler bilinçli olarak arka plana itilmeye çalışılsa da günü gelince onda da patlak veriyor” diye konuştu.

"Yapılacak şey Arap ülkeleri değil Türki Cumhuriyetleri'ni dolaşmak olmalıydı"

Karakoç ayrıca, Gazze saldırıları sırasında Başbakan Erdoğan’ın Mısır ve Suudi Arabistan’a giderek arabuluculuk yapmasının hiç hoş karşılanmadığını vurgulayarak, “biz toplanamayacak mıyız, biz bununla ilgili değimliyiz” gibi bir tavır takındıklarını söyledi. Yapılması gereken şeyin Türki Cumhuriyetlerini dolaşmak olduğunu belirten Karakoç, şöyle konuştu:
Bizim yapacağımız iş Türki Cumhuriyetleri’ni toplamak, Araplara da siz kendinizi toparlayın, İran, Suriye ve Lübnan da üçüncü grup olarak üç grup halinde İslam alemi ortaya çıkmalıydı. Sonra bu üç grup BM’den, Batı’dan İsrail’in bu saldırılarını durdurmalarını istemeliydi. Onun için yapılacak şey Türki Cumhuriyetlerini dolaşmaktı. Mısır ve Suudi Arabistan gibi Arapların yoğunlukta olduğu devletlere de sizde Arapları toplayın demekti. Eğer biz Türki Cumhuriyetleri toplasaydık, Araplar da utanıp yanımıza geleceklerdi. Halbuki biz direk gidip Arapları uyandırmaya kalkınca, bu onlar için bir onu meselesi oldu.

"Türkiye büyük bir fırsat kaçırdı"

Yaklaşık 20 yıldır bağımsız olan Türki Cumhuriyetleri Türkiye’nin ağabeylik yapmadığını vurgulayan Karakoç, Gazze saldırıları sırasında bir fırsatın kaçırıldığını savundu. Karakoç, Türki devletlerin o kadar zulüm görmelerine rağmen Filistin için en ufak bir ses çıkarmadıklarına dikkat çekerek, “ama bunun suçu günahı kimin üzerindedir. Bizim üzerimizdedir. Çünkü onlara bunu hatırlatacak olan bizdik. Ve bu bir fırsattı. O fırsat en ufak bir şekilde kullanılamadı. Hemen arkasından Rusya onları bir silahlı güç birliği oluşturmaya davet etti. Oysa biz dış politika arenasında onlara prova yaptırmamız gerekirdi” diye konuştu.

Karakoç konuşmasında şunları kaydetti:

“Bazı devletler, milletler Gazze’ye sahip çıkmamıza hayret ediyor. Halbuki bu durum şuuraltından gelen tarihi bir bilinç altı hadisesidir. Obama’nın da Amerika’da başkan seçilmesi bir nevi Amerikan toplumunun kızılderililere ve siyahilere yaptıklarının şuuraltındaki telafisidir.

Ortadoğu bir bataktır, biz buna girmeyeceğiz demek yanlıştır. Biz zaten Ortadoğu’dayız, bu yüzden buradan yüz çeviremeyiz.

Bu da direniş ile olacaktır çünkü tarihimizde de direniş önemli rol oynar. Fakat tek başına direniş yetmez. Direnişten dirilişe geçilmeli, diriliş de geçmişten miras aldığımız bilgi ve tecrübelerimizi yeni koşullarda derleyip ondan bir filiz çıkarmak ile olmalı.

Diriliş kişisel kaldığı için hiç bir gücümüz yok gibi gözüküyor, oysa ortak bir hareket ortaya koysak herkes buna katılmak isteyecektir. İslam aleminin ve özelde bizim görevimiz bunu sağlamaktır. Bu dağılmayı şu an yaşıyoruz ama inşallah bir gün toparlanacağız. İslam alemi bir gün dirilecektir.

Bu haber toplam 3686 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri