Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şifreler neler?

28 Temmuz 2008 / 17:31
Bir kez daha Türkiye en hafif tabiri ile aralarında bebek yaşlarındaki çocukların bile bulunduğu 17 masum vatandaşımızın hayatını kaybettiği alçakça bir saldırı ile sarsıldı.
İstatistikler, bunun saldırıdan da öte bugüne dek en çok ölü ve yaralının olduğu sivil bir katliam görüntüsünde olduğunu gösteriyor. Küçücük çocukları öldüren, bir anneyi küçücük bebeği ile kucağında kanlar içinde yerde bırakan kafa, mutlaka dün geceki görüntüleri de mutlaka ağzından kanlar damlayarak izlemiştir.

Cuma günü mahkeme tarafından kabul edilen Ergenekon iddianamesi ve bugün de görüşülmeye başlanacak Anayasa Mahkemesi'ndeki AKP kapatma davası arasında gerçekleşen saldırı üzerinde dikkatle durulması gerekiyor. Yani, katliam önümüze bazı noktaları getirdi.

İşte tam bu eksende dikkat edilmesi gereken o hassas noktalar...

SALDIRI TÜM TÜRKİYE'YE
Saldırı sadece Güngören'deki Menderes Çıkmazı'nda vatandaşları hedef alan sıradan bir eylem değil. Bodrum'daki, Antalya'daki insanlardan, dağdaki çobana, esnafa, küçük çocuklara, Edirne'den Diyarbakır'a dek herkese dek tüm Türkiye'ye yapıldı.

KRİTİK ZAMANLAMA
Bu saldırı bugüne dek yapılan en şiddetli saldırı ve ülkedeki kaotik ortam, gerginlik ve belirsizlik sürecinin tam ortasında gerçekleştirildi. Yani, Ergenekon İddianamesi, Anayasa Mahkemesi'nde AKP'nin kapatma davası süreci ile ilgili ülkenin kafasının en karışık olduğu bir sırada yapıldı. İnsanların psikolojilerinin bu olayla daha da umutsuzluğa sevk edilmesi amaçlandı. Bu çerçevede, halkta umutsuzluk yaratarak, devlet otoritesini sarsma ve büyük ihtimalle terör örgütünün gücünü gösterme hedeflendi.

PROFESYONEL PLANLAMA
Sadece bu kadar da değil. Saldırı olabildiğince ses getirmesi için çok şiddetli ve profesyonel bir şekilde planlandı. Önce hafif bir bomba ile halkı toplayıp ikinci ağır tahrip gücüne sahip patlayıcı ile asıl katliam gerçekleştirildi. Özellikle kalabalık olan yer, gün ve zaman seçilerek yüksek kayıp verdirmek düşünüldü. Böylece, rekor sayıda ölümler ve yaralamalarla tüm dünyanın gözünün Türkiye'nin üzerine korku ile çevrilmesi planlandı. Bu sayede, iç kamuoyunun yanı sıra Türkiye'nin dışarıda da terörün bataklığında boğulduğu bir ülke izlenimi verilmek istendi.

PKK İHTİMALİ
Güngören'deki olay, patlayıcı türü (RDX) olarak Ankara Anafartalar çarşısındaki saldırı ile benzerlik gösteriyor. Bununla, ayrıca Diyarbakır'daki askeri araca saldırıdaki patlayıcı türü arasında benzerlik bulabiliriz.

AĞIR DARBELERE MİSİLLEME
Bu nedenle, 22 Aralık'tan bu yana art arda ağır darbeler yiyen PKK terör örgütünün misilleme amacı ile bu saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceği söylenebilir. Özellikle son üç günde gerçekleştirilen hava harekatlarında kampları yerle bir edilen PKK, 'yıkılmadım' mesajı vermek amacı ile bunu gerçekleştirmiş olabilir. PKK, küçücük çocukları bile öldürecek kadar kanlı saldırıları daha önce de yaptığı için bunda da zerre kadar tereddüt etmeyecek bir terör örgütüdür.

KARDEŞ KAVGASI TUZAĞI
Bu noktada, yeni kongresini yapmış ve olumlu söylemlere hazırlanan bir DTP sonrasında bu kadar kanlı bir eylem yapabilen bir PKK'nın bunu neden yaptığını da sorgulamak gerekli. Ya içeride kontrol dışı bir hareketlilik var. Ya da çift taraflı bir politika izleniyor. Turistik yerlerde de bir eylem olabilirdi. Ancak, genelde PKK şüphesi ile birlikte, eylemin Türkiye'de Türk-Kürt kardeş kavgasını fitillemek isteyebileceği, olayla halkta infial yaratarak devletin arada sıkıştığı iç çatışma ortamı yaratmak isteyebileceği de düşünülebilir.

DİĞER İHTİMALLER
Ama, tüm deliller toplanıp kesin sonuca varılana dek, küçük bir ihtimal de olsa, bunun Türkiye'de ortamı daha da karıştırmak için yapılmış karanlık bir eylem, taşeron bir örgüt olabileceği olasılığını da göz önünde tutmakta fayda var.

CAYDIRICILIK
Tam bu noktada, güvenlik birimlerinin en kısa sürede olayın faillerini bulması yine çok hayati önemde. Bu tür bir kararlılık bundan sonraki planlanabilecek eylemler üzerinde de caydırıcı etki yapacaktır.

DUYUMLAR VARDI AMA HASSASİYET ŞART
Özellikle son günlerde istihbarat birimlerince bir terör saldırısı olabileceği yönünde uyarılar yapıldığı biliniyor. Bu nedenle de, İstanbul başta olmak üzere metropollerde sıra dışı güvenlik kontrolleri yapılıyordu. Polisin elinde canlı bombalar dahil saldırılar olabileceği yönünde kuvvetli duyumlar olduğu belirtiliyordu. Ancak, ne olursa olsun, bu saldırı bir kez daha istihbarat uyarılarına bile gerek kalmadan terör saldırılarının her zaman her yerde yapılabileceğini gösterdi. Yani, terör maalesef Türkiye'nin her zaman kaderi. Bu nedenle, bundan kurtulmak için toplumsal bir uyanıklık durumu herhangi bir uyarıya gerek kalmadan daima gereklilik gösteriyor.

AÇIK TOPLUM
Ne kadar tedbir alınsa da, her köşeye bir polis dikilse de, maalesef demokratik açık toplumlarda terör rahatlıkla harekete geçebiliyor. Dünyanın her yerinde böyle. Türkiye'de durum daha da ciddi. Bu nedenle, ferdinden, devletin zirvesindeki ismine dek herkesin çevresindeki şüpheli olaylara karşı son derece hassas olması gerekiyor.

CENAZELERDE GÖSTERİLECEK TEPKİ
Katliamda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın da cenaze törenlerinde devlet başta olmak üzere büyük bir hassasiyet gösterilmesinin büyük önemi var. Olayın ardından vatandaşların camlarına Türk bayrağı asarak protesto ettiği haberleri geliyor. Cenazelerin de, sadece hayatını kaybeden masumların yakınları ve tanıdıklarının katıldığı bir acı töreni yerine, her birine Türkiye'de yüz binlerin katıldığı ulusal bir protesto haline getirilmesi gerekiyor. Belki de bir yürüyüş. İspanya'da Bask bölgesinde ETA'nın öldürdüğü bir sivilin cenazesine milyonların katıldığı düşünüldüğünde binlerce askerini sivilini kaybeden, son olarak da 16 vatandaşını kaybeden Türkiye'de cenazelere aynı hassasiyetin artık gösterilmesi çok abartılı olmayacaktır. Bu cenazeler, ulusal bir haykırış haline getirildiğinde teröre verilecek en sert yanıt olacaktır

BENZER EYLEMLER SÜREBİLİR
Bu saldırı karşısında milli birlik ve beraberliği ve dirayeti kaybetmemek çok önemli. Bunun aksi terörün istediği tuzağa düşmek anlamına gelebilir. Bundan sonra da, benzer eylemler gerçekleştirilebilir. Bu sebeple, terörün kader olmaktan çıkarılarak azmi kaybetmemek hassasiyet taşıyor.

ENDİŞE OLACAKTIR
Mesela, bundan sonra gerçekleşebilecek bir bombalı saldırıda, vatandaşlar, doğal olarak Güngören'deki gibi, 'ya yeniden bir saldırı olursa' diye yardıma muhtaç olanların yanına gitmeyebilir. Tabii ki bu beklenen bir endişe yansımasıdır. Ama bu da yine terörün yaratmak istediği tuzağa düşmek anlamına gelir. Bu nedenle, faillerin kısa sürede yakalanarak vatandaşlar da güvenin oluşturulması şart.

TARTIŞMA TUZAĞI
Bu saldırı bir kez daha Türkiye'nin terörle mücadelesinde yalnız olduğunu gösterdi. Yani, ulusça olur olmaz her konuda birbirimizi yemek yerine birlik ve beraberliği bugünlerde ön planda tutmamız şart. Bu alçakça kanlı saldırının ardından, 'PKK değil de, bunu Ergenekon iddianamesi ardından bazı karanlık örgütler veya yabancı servisler yaptı” tartışmasına döndürmektense, öncelikle bu ülkede kim olursa olsun bu kadar eli kanlı katiller olduğu gerçeğinden uzaklaşmamak lazım. PKK da olabilir. Bir başkası da. Ama en başta belirttiğimiz gibi bu saldırı hepimize yapıldı. Dileyelim bu son olsun.


Kaynak:
Bu haber toplam 698 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri