Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Sigara içmek süründürür'

20 Mayıs 2008 / 08:21
Mümtaz'er Türköne'nin yorumu
İlk çağlardan itibaren insan nesli, aşağılayacak ve dışlayacak birilerini aradı. İnsanın kendisini iyi hissetmesi için, "şükür onun gibi değilim" diyebileceği birilerine ihtiyacı vardı. Sınıf savaşları böyle başladı. Irkçılık böyle gelişti. Kendi kavmini üstün görmek, başkalarını kötü görmekle mümkündü. Nihayetinde köleler, bu amaca hizmet etmek için vardı.

Bugünün dünyasında sigara içmekle eski dünyada köle olarak yaşamak arasında hiçbir fark yok. Sigara bağımlıları toplumdan dışlanıyorlar. Medenî dünyanın bütün imkânlarından ve lükslerinden mahrum bırakılıyorlar. Medeniyet, binalar inşa edip o binaların içine girip oturmaktı. Sigara içenler artık o binaların içinde oturamayacaklar.

Artık sigara içmek, ikinci sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulmak demek. Sigara içen, gönüllü köleliği kabullenmek zorunda. Sigara, diğer bütün özgürlükleri de ortadan kaldıran bir yasağın konusu artık. İnsanın özgür iradesiyle yapacağı tercih çok açık: Ya sigara, ya özgürlük. Dünden itibaren uygulamaya geçen kapalı mekânlarda sigara içme yasağı, her türlü yasağa karşı olanların bile sonuna kadar desteklemeleri gereken bir yasak. Çünkü bu yasak aslında sigara içme özgürlüğünü ortadan kaldırmıyor. Bu yasak, sigara içmeyenlerin özgürlüğünü garanti altına alıyor. Çünkü, sigara içmeyenlerin özgürlüğünün bittiği yer, sigara içme özgürlüğünün başladığı yer. Zarar veren sigara olduğuna göre yasak son derece haklı ve doğru.

Sigara kutularının üzerinde yer alan "Sigara öldürür" veya "Sigara içenler genç ölür" ikazlarının pek işe yaramadığı kanıtlandı. Tehlikeyi muhayyel bir geleceğe erteleyip, üstelik bu ikazlarla genelleştirdiğiniz zaman ortaya bir toplumsal direnç çıkıyor. Sigara içenler toplu mekânlarda birbirlerine bakarak, bu tehlikeye karşı dayanışma içine giriyordu. Yanındakine cömertçe sigara ikram eden biri, belki de bu tehlikeyi paylaşmış oluyordu.

Kapalı mekânlarda sigara içmeye getirilen yasak ise bu toplumsallığı tam da belkemiğinden kırıyor. Sigara içeni yalnız ve yabancı hale getiriyor. Toplumsal olarak dışlıyor. Onu, ikinci sınıf vatandaş muamelesine layık görüyor. Yanınızdakine göz kırpıp, balkona veya sokağa çıkıp sigara içmeye davrandığınız zaman artık sigara içmenin sağlık açısından yarattığı tehlikeyi değil toplumsal dışlanmışlığı paylaşmış oluyorsunuz. Dışlanmışlığı paylaşmak, yaşadığınız üzüntüyü hafifletmez, tersine çoğaltır. Sigara içmeyenlerden nefret ederek bu üzüntüyü yok etmenin anlamsızlığı da ortada. Geriye kendinize kızmak ve sigara bırakmayı daha ciddi olarak düşünmek kalıyor.

Kapalı mekânlarda sigara içmeye getirilen yasak, sigara içmeyenlerin sağlığını korumanın yanında sigara bırakmayı da teşvik eden bir uygulama. Tiryakilerin bu fırsatı değerlendirmeleri lâzım. Sigara içmenin sosyal maliyeti artıyor. Sırf sigara içebilmek için işinize ara vermek, iş disiplininizi bozmak sadece birkaç ayrıntı. Sigara odaları, sigara dumanını tiryakiler için bile işkenceye dönüştürüyor. Cüzzamlı gibi dışlanmak cabası. Yasağın sunduğu çerçeve, sigarayı bırakmayı düşünenleri teşvik ediyor. Nikotine endekslenen endorfin bağımlılığının tekrar doğal hale gelmesi için bir hafta yetiyor. Sigara, diğer alışkanlıklar gibi bir alışkanlık. Hayat alışkanlıklarla gidiyor. Öyleyse hayatı değiştirmek, alışkanlıkları değiştirmekle mümkün.

Sigara dünden itibaren sadece öldürmüyor, aynı zamanda süründürüyor. Özgürlüğün nimetlerinden yararlanmanın, medenî bir toplumda yaşamanın ön şartı artık sigaradan uzaklaşmak. Toplumun "normal yaşam biçimi" anlayışında artık sigara yok.

Kaynak:
Bu haber toplam 1002 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri