Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şii Aydınlardan, Sünnilerle Barış çağrısı/ ÖZEL

21 Kasım 2008 / 18:09
11 Şii yazar ve aktivist Şiiliğin yenilenmesi ve Sünnilerle barış için bir bildiri ilan etti. Mezhepçiliğe karşı Kur'an'a dönüş vurgusu yapıldı. İşte o bildiri...
11 Şii yazar ve aktivist mezhepte tecdide ve Sünnilerle barış çağrısında bulundu. Şii aydınlar, ayrıca Velayet-i fakih kavramını gözden geçirmeye, merciliği körü körüne taklidi reddetmeye çağırdı.


Şii Arap entellektüelleri ve aktivistleri 20 Kasım 2008 tarihinde, Arap ülkelerinde Şiilerin mezhebin esası gibi görünen konuları yeniden değerlendirme ve velayet-i fakih başta olmak üzere Şii inançlarındaki temel kuralların gözden geçirilmesine çağıran bir bildiri yayınladı. Bildiride Arap Şiilerin önde gelen isimleri merceiyyet ve taklidi reddettiklerini ilan ettiler.

Bildiriyi çoğunluğu Suudilerden oluşan 11 Şii yazar ve aktivist imzaladı.


İmzacıların önde gelenlerinden biri olan Iraklı yazar Ahmed el-Katib, yaptığı açıklamada bildirinin Arap Şii entelektüellerin büyük bir bölümünün benimsediği Çağdaş Şii siyasi düşüncesinin taklit, imamet nazariyesi ve velayet-i fakih gibi konulardan uzak bir şekilde, istişare gelişimini temsil ettiğini ifade etti.


İmzacılar, Arap ülkelerindeki Şiilerin kendileriyle yaşadıkları ülke arasında iyi ve verimli ilişkileri rayına oturtmada bir ilke imza atmaya çağırdı.


Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Şia mensuplarının dünyanın dört bir tarafında özellikle de Körfez ülkelerindeki faaliyetlerini izleyenler, muhterem Şii kardeşlerimizin sadece mezhebin kendi içerisindeki meselelerle ilgilendiğini ve Sünni kardeşleriyle bitmek bilmeyen mezhep çatışmaları üzerine yoğunlaştıklarını bilirler. Bizim yeni nesil Şiilerden olmamız hasebiyle, Sünni kardeşlerimizle sevgi ve hoşgörü değerlerinin yeniden diriltilmesinin önünde gerçek bir engel olarak gördüğümüz bir çok şer’i görülen ahkamı ve inancı reddetme noktasına geldiğimizi bildirmek isteriz.”

ŞİA İNANÇLARI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ


Şia akidesi ve uygulamalarıyla ilgili 18 temel rüknün gözden geçirilmesini ve bu hususların sorgulanmasını içeren bildirinin Şii çevrelerde ciddi bir gürültü koparacağı tahmin ediliyor. Çünkü gözden geçirilmesi istenen hükümler daha çok taklit, din adamlarına humus verilmesi, Aşura günlerinde kırbaçlama ve sine dövme ile velayet-i fakih teorisi gibi hususları içeriyor.

Bildiride imzası bulunan 11 araştırmacı, düşünür ve yazardan yedisinin Suudlu, birinin Kuveytli ikisinin Iraklı olduğu bildirildi. İçlerinde en tanınmışı olan Ahmet el-Katip daha önce Irak’ta bir havzada ders görmekteyken medreseyi terk etmiş ve ardından “Şii siyasal düşüncesinin gelişimi-İmametten velayet-i fakihe” adlı eseri yazarak Şii ulema çevrelerinde büyük gürültü ye neden olmuştu.


DİNİN İLKELERİYLE ÖNEMSİZ AYRINTILAR AYRIŞTIRILMALI


Katib, bir yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada bu bildirinin aslen Suudi Arabistanlı bir grup aydın ve yazar tarafından hazırlandığını ve kendisine geitirildiğinde bildiriye destek verdiğini ifade etti. Katib şunları söyledi: “Ben bunu desteklemekle birlikte önemsiz meseleler üzerinde durduklarını düşünüyorum. Ben bu bildiride ele alınan hususlardan çok daha önemli olan konuları eleştirel bir şekilde ele aldım. Ehl-i Beyt’le ilgisinin olmadığını ve sonradan uydurulduğunu düşündüğüm İmamet konusunda klasik Şii düşüncesine çeşitli eleştiriler yönelttim; ayrıca humus, merceiyyet ve velayet-i fakih gibi konuları da derinlemesine ele aldım.”

Katib sözlerini şöyle sürdürdü: “Bildiriyi kaleme alanların bahsettikleri, Çağdaş Şii siyasi düşüncesinin sonuçlarıdır. Şia içerisindeki bir çok insan, benim şu ana kadar benimsediğim imamet teorisinden ve tarihten uzak bu yeni katılımcı-istişari yönelimi benimsemektedir.”

Katib bildiriyi imzalayanların din adamları olmayıp kültürlü gençler olmasına dikkat çekerek humusun ulemaya ulaşmadan insanlar arasında dağıtılmasını istediklerini belirtti. Katib, onların daha önce kendisinin yayınladığı başka bir bildiride de humusun dağıtılma biçimine itiraz ettiğini belirterek kültürlü Şii gençlerin artık humusun farziyetine inanmadıklarını kaydetti.

Katib şunları söyledi: “Ne Humus’un farz olduğuna ne de Şiilikte açıklandığı şekliyle teşride yerinin olduğuna inanıyoruz. Humus, Kuran-ı Kerim’de sadece ganimetlerle ilgili olarak geçmektedir, insanların malları, ticaretlerinden kazandıklarıyla ilgili değildir.”

Bildirinin işaret ettiği taklitin, Şii mezhebinin temel bir rüknü olmayıp daha çok örfle ilgili olduğunu belirten Katib, “Bunu taklit edilmesi gereken meselelerin arasına sokanların insanın müçtehit, mukallit ya da bu ikisinin dışında bir konumda olmasında serbest bırakmışlardır. İnsanları taklit konusunda mecbur bırakmamışlardır. Tusi gibi mezhebin en büyük alimi olan bazı ulema, bin sene önce taklidi haram görüyorlardı. Bu yüzden taklit, Şia’nın esaslarından biri değildir, ancak sonraki dönemlerde ortaya çıkmış ve adet haline gelmiş bir düşüncedir.”

Bedene zincir vurma ya da sine dövme meselesinin de ikincil öneme sahip bir düşünce olduğunu belirten Katib, öze ilişkin meselenin ise İmamet meselesi olduğunu, önemli olan şeyin Peygamber'in (s.a.v.) vefatından sonra seçim ve şuranın mı yoksa veraset, masumiyet sisteminin mi geçerli olduğunun sorgulanması olduğunu söyledi.


ÇAĞRIYI Şİİ AYDINLARININ ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ DESTEKLİYOR


Katib, yayınlanan bildirinin Şii çevrelerde büyük bir gürültü koparacağına inanmıyor. Ancak görüşlerini dile getiren bir grup gencin bulunduğunu gösteren alamet-i farika olduğunu belirten Katib, “Bildiğim kadarıyla Şiilerin önemli bir bölümü bu söylenenleri destekliyor ancak imza atmış değiller. Bunlar Şiilerin fikri açıdan seçkin bir tabakasının mümessilleri olmaları nedeniyle geçmişteki düşüncelerinden kurtulup demokratik düşünceye doğru gelişiyorlar.” şeklinde konuştu.


Iraklı Şii yazar, bu kesimin Arap dünyasının Şiileri arasında yükselişte olduğunu, bunun tarihin ve vakıanın mantığı olduğunu belirterek, bazı çekinceleri olmakla birlikte Irak’taki gelişmelerin velayet-i fakih teorisinin de ilerisinde bir deneyimi herkese gösterdiğini düşünüyor. Katib, Necef’teki ulema ile istişare edilmesine rağmen mercinin ve ulemanın görüşlerinin zorunlu olarak uygulanmadığını kaydetti. Iraklı yazar ayrıca Irak anayasasının ve Davet Partisi ya da Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi gibi Şii siyasi partilerin velayet-i fakih kavramına ve merciye bağlılığa inanmadığını ya da en azından bu yönde açıklamalarda bulunmadıklarını dile getirdi.


Entelektüel Suudlu Şiilerin ele aldığı konulara ulemanın alışık olduğunu ve sürpriz olmayacağını dile getiren Katib, velayet-i fakih konusunda icma bulunmadığını taklidin de zaruret olarak nitelenmediğini kaydetti. Bu tür konuların kültürlü Şii gençler arasında da tartışıldığına işaret eden Iraklı yazar, onların taklit ve benzeri meseleleri eleştirerek reddettiklerini kaydetti.

FADLULLAH "HUMUS" KONUSUNDA ELEŞTİRDİ


Geçtiğimiz Ekim ayında Suudi Arabistan’ın Katif bölgesinde yaşayan Şii entelektüelleri, yayınladıkları bir bildiriyle humusa vekalet edenleri yolsuzluk ve kendi refah seviyelerini artırmak için harcama yapmakla suçladı. Bu bildiriye cevap veren Lübnanlı Şii alim Muhammed Hüseyin Fadlullah ise bildiriyi yayınlayanları humusun teşrii kılınmasındaki hikmeti bilmemekle eleştirerek Allah-u Teala’nın humusu toplumu korumak ve Şii temelin inşası için farz kıldığını söyledi.


Bildiride mercilerin Hüseyniyelerden el çekmeleri istenirken havza-i ilmiyelerden, ekonomik konulardan, okul ve hastane yapımından uzak durulması gerektiği kaydedildi.

Kaynak:
Bu haber toplam 708 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri