Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Spor basınına AHLAK ÇAĞRISI

11.11.2009 02:00
Sami Özey, bazı spor gazetelerinin ergenlik dönemindeki gençleri pornografik yayın tuzağına düşürdüğünü vurguladı. Muhfazakar gazeteleri de ciddi ciddi eleştirdi.

Dursun Kabaktepe'nin röportajı

Sami Özey: 'Bazı spor gazeteleri pornografiye bulaşmış. Bizim camianın gazetelerindeki spor ekleri de doyurucu değil.'

Türkiye'de futbol 7'den 70'e bir çok kimsenin gündeminde. Caddeye çıktığınızda, minibüsle bir yerden bir yere gittiğinizde, sırada veya kuyrukta beklerken futbol sohbetlerine denk gelmişinizdir. 'Teknik direktör yanlış yaptı. O oyuncu sağ bekte oynatılır mı hiç? Anlamıyor futboldan anlamıyor. Ah orada ben olsaydım şimdi... Maçı göz göre göre verdiler.' gibi bir sürü yorum duyarsınız. Bizde madem futbolu bu kadar çok seviyoruz. O zaman bir bilene soralım dedik. Vakit gazetesi spor yazarı Sami Özey'e futbolcıların taranfer bedellerini, Fatih Terim'in A Milli Takım'daki ferformansını, spor gazetelerinin neye hizmet ettiğini, muhafazakar kesimin gazetelerindeki spor eklerinin yeterli olup olmadığını ve Türkiye'de yerli-yabancı futbolcular arasındaki dini ayrıcalıkları konuştuk.

300 EMEKLİ BİR FUTBOLCUNUN TEK BACAĞI ETMİYOR

Süper Lig’de yapılan transferlerde uçuk rakamlar konuşuluyor. Birçok ünlü futbolcu yurt dışından getiriliyor. Ama verilen paralara rağmen oyunları tatmin etmiyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Transfer edilen futbolculara bu kadar çok para vermek doğru mu?

Benim ülkemde verilen bu rakamlar çok fazla. Asgari ücretlinin durumu belli iken,  hala emeklinin sorunu çözülmemişken ‘3 milyon Euro, 5 milyon Euro isterim’, diyen futbolcuların gelmesini doğru bulmuyorum. Geçen gün düşünüp hesap yaptım. 300 tane emekli ve gariban bir futbolcunu tek bacağı etmiyor.

Bu konuda nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Kimsenin kazancının çetelesini tutmuyoruz. Bu sorunu okuyucularımız hatırlatıyor. Diyorlar ki; ‘Hoca yazın bunları. Görün bu olanları. Duyarsız olmayın.’ Bir yerde imkânsızlıktan evinin yolunu bulmayan kişiler,  diğer taraftan ise hiçbir performans gösteremeden milyarları cebine götüren futbolcular var. Biz kimseyi rahatsız etmeden bunları uyarıcağız. 

Transfer bedellerinin yüksek olmasını neye bağlıyorsunuz?
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de futbol sadece oyun olarak görülmüyor. İşin içine iddia oyunları katıldı. Yani bir nevi kumar oyunları başladı. O uçuk kaçık rakamlar katmerlendi.

Yerli yabancı futbolcu arsındaki fiyat farkı neden kaynaklanıyor?
Bu tamamen psikolojiktir. Siz daha iyi çalışabilirsiniz ama dışarıdan biri geldiğinde sizden daha çok ücretler verebiliyor.

TÜRKİYE’DE KULÜP BAŞKANI OLMAK PRESTİJLİ

Yurt dışında başkanlar değişti mi sistem kolayla değişmez Ama Türkiye’de başkan değişti mi takım içindeki her şey köklü değişime uğrar. Bunu neye başlıyorsunuz?
Oradaki başkanların ‘Futbol yöneticisi olayım da kendi şahsi işimi yürüteyim’, diye bir düşüncesi yok. O başkanlar futbol yöneticisi olmak istiyorlar. Takım kötüye gittiğinde soyunma odasına inip de dikkat çeken başkanlar da değil. Sistemini kurmuşlar, menajerlerini getirmişler. Profesyonelliğe inanmışlar.  Takımını sportif direktöre emanet emişler. Kendisi de sadece usulen başkanlık yapıyor. Bizde öğle mi? Yönetimden başlıyor. ‘Önce bir kulüp yöneticisi olayım. Bu yöneticilik benim işlerimde bir atlama taşı olsun. Ben tanınayım’, diyorlar. Bu tüm başkanlar için geçerli.

Örnek verir misiniz?
Mesela bugün Fenerbahçe’nin Sayın Başkanı’na Aziz Yıldırım, Beşiktaş’ın Başkanı Yıldırım Demirören veya Galatasaray’ın başkanı Adnan Polat. Bunların önemli işadamları olduklarını hepimiz kabul ediyoruz. Ama bunlar kulüp başkanı olmasalardı sadece kendi alanlarındaki işlerde tanınırlardı. Şimdi bunlar Beşiktaş’ın Galatasaray’ın veya Fenerbahçe’nin başkanı olunca durum değişiyor. Biz kendimizi tanıtmak, işimizi ön plana çıkararak hava yapmaktan hoşlanan bir milletiz. 

MÜTEDEYYİN İNSANLAR SPORUN PEKÇOK DALINDA GERİ KALDI

Muhafazakâr kesim futbol konusunda hangi aşamada?
Bizim büyüklerimiz bu futbolun ülkeleri birbirine yaklaştıracağını, dostluğa ve kardeşliğe katkı sağlayacağını kavrayamadılar.   Kavrayamayınca ne oldu? Bizler gibi düşünen daha mütevazı ve mütedeyyin insanlar sporun pek çok dalında geri kaldı. Büyüklerimiz  ‘Futbol serkeş işi okuluna bak, işine bak’, dedi. Bu durum çok başarılı olacak kardeşimizin geri planda kalmasına neden oldu. Kâinat boşluk kabul etmez. Ne oldu? Senin olumsuz olarak gördüğün şeyle bu alanı doldurdu. Bakıyoruz, aynı kulvarın yolcusuyuz ama futbol dalında bizlerden kimsenin esamesi okunmuyor.  Biz futbolu kardeşlik, centilmenlik ve kardeşlik olarak görürdük.

TERİM’İN İMPARATORLUĞU NOSTALJİ OLMUŞTUR

Milli Takım’da en çok konuşulan isim Fatih Terim oldu. Çok eleştirildi. Çok övüldü. Siz Fatih Terim’i nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fatih Terim’in son dönemindeki hocalık performansı bence vasat altı kalmıştır. İmparatorluk lakabı nostalji olmuştur.

Sizce Fatih Terim neden başarısız oldu?
Fatih Terim medyada çok yıpratıldı. Terim’in almış olduğu ücret masaya çok yatırıldı. Bu psikolojik olarak olumsuz etkiledi. Yaptığı taktiksel hatalar vardı. Yanlış bir kadro kurdu. Mesela Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz’i kadroya almadı. Bunu maalesef biraz duygusallığı bağlıyorum. Bu futbolcuların yapmış oldukları açıklamalar vardı. Demek ki bunlar hoca tarafından alınganlıkla karşılandı. Ama Milli Takım’ın başarısı için böyle alınganlıklar yapılmamalıydı. Gökdeniz Karadeniz veya Fatih Tekke hedefe varacak bir takım için gerekli ise ben onu ne pahasına olursa alırdım.

Başka hataları oldu mu?
Fatih Hoca’nın bana göre diğer yaptığı hatalarından biri de ‘Futbolcuları motive ediyorum’ diye şartlandırması ters tepki verdi. Son reklamlar neydi öyle; ‘Amansız ol.’ sloganları. Bunlar yakışmaz. Düşenin dostu olmaz denir ama biz düşene vurmayacağız. Hakkını da vereceğiz. Fatih Terim’in Galatasaray ve Milli Takım noktasında çok başarıları da oldu.

Bugün Avrupa’da Fatih Terim ismi ne ifade ediyor?
Özellikle son dönemde saygınlık sağlayamadı. İlk dönemi için bir şey söyleyemeyiz. O konuda saygımızı sunuyoruz. Fatih Terim kötü hoca değil. Ama her devrin bir hocası vardır. Son dönemlerde bunu başaramadı.

Devri kapandı mı diyorsunuz?
Hayır, futbolun neye gebe olduğu belli olmaz. Her an her şey değişebilir.

MİLLİ TAKIM YILMAZ VURAL’I DÜŞÜNMELİ

Milli Takım için başka bir isim öneriyor musunuz?
Ben geçende de yazdım.   ‘Yılmaz Vural denensin’, dedim. Ama bir tespitte bulunuyorum. Bir kişi 20 takım çalıştırmışsa ve bu çalışma sonrasında yüzde 70–80 başarı sağlıyorsa bu göz önünde bulundurulmalıdır. Yılmaz Vural’a baktığımda hep düşeni kurtarmış.  Hata bir sohbetimizde bana dedi ki, ‘Sami Bey, sizin bir Antalyaspor’un kümede kalmasını sağlamanız Beşiktaş’ı şampiyon yapmanızdan zordur.’

FRANKEŞTAYN TARAFTARLAR TÜREDİ

Tribünlerde ağır küfürler ve hakaretler arttı. Taraftarda ne değişti? Nasıl bu hale geldi?
Ahlakı bozuldu. Sizin taraftar konusunda sualiniz beni 30–35 yıl öncesine götürdü. Bugün Fenerbahçe ile Galatasaray maç yapıyor ve birbirlerine 1500–2000 bilet ayırıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Eskiden Mithat Paşa denilen ama aslında Dolmabahçe Stadı olan sonrasında ise İnönü Stadı'na çevrilen yerde ben çok derbi maçı izledim. Önceden araya sızmalar oluyordu ama çok az sorun yaşanıyordu. Tribünlerde olan tezahüratlar ‘Hakem gözüne gözlük’ gibi masum sözlerdi.

Şimdi ne oldu?
Şimdi taraftarın her türlü yaptığına göz yuman yöneticiler var. Sadece kendilerini düşünüyorlar. Kendi taraftarını oluşturuyor. Ve Frankeştayn taraftar dediğimiz kitleler türedi. Bu taraftar da sahibini tanımıyor. Bunlara da en çok kulüp yöneticileri sebep oldu. Taraftar önce futbolun özü olan centilmenliği ve kardeşliği kabul edecek. Benim takımımın yenme durumu olduğu kadar diğer takımın da kazanma hakkı olduğunu kabul etmelidir.

KÜFÜR, ÇÜRÜMEYE BAŞLAMIŞ TOPLUMUN SPORTİF GÖRÜNTÜSÜ

Taraftarın küfür konusunu konuşurken geçtiğimiz haftalarda ünlü bir isim çok tartışıldı. Ercan Saatçi’nin maç seyrederken küfür ettiği görüntüler TV’lere, gazetelere ve internet sitelerinde yayınlandı. Bu konu çok tartışıldı. Özürler dilendi. Siz Ercan Saatçi konusunda ne düşünüyordunuz?

Samimi olmak lazım. Ercan Saatçi'nin yapmış olduğu küfrü binlerce insan dışarıda yapıyor. Ama bu televizyonda ve gazetelerde yapılacak değildir. Senin bir kimliğin ve kişiliğin varsa bunları yapamazsın. Bir takımın taraftarı olmak küfür etme hakkını sana vermez. Bu çürümeye başlamış bir toplumun sportif görüntüsüdür.  Toplumda sanatçı, yazar, programcı olarak öne çıkmış kimseler konumlarının değerlerini anlamalıdır. Herkes istediği gibi konuşursa toplumda patlayan bir bomba gibi olur. Yavaş ahlaksızlığa giden bir toplumun görüntüsü bu. Bunu hiç kimse masum bir şekilde değerlendirmeye kalkmasın.

BAZI SPOR GAZETELERİ PORNOGRAFİYE BULAŞMIŞ

Peki, yüksek tirajlı spor gazetelerinin yayınları konusunda ne düşünüyorsunuz?
Kendilerini spor gazetesi olarak ortaya koyan, ‘En güzel haberler bende, dolu dolu haberlerim var.’ diyen gazetelere baktığımda pornografiye bulaşır gibi yayın yaptıklarını görüyorum. Yeni yetişmiş ve buluğa ermiş bir taraftar onların bol resimli gazetelerine aldanıp bayiden alıyorlar. Sonra gazatenin iç sayfalarında çirkin görüntüler yer alıyor. Bu nasıl spor gazetesi? Bize sporu ahlak ve kardeşlik olarak öğretmişlerdi. Maalesef bugün kendilerini spor gazetesi olarak tanımlayan bazı yayın organları pornografiye bulaşmış gibi yayın yapıyorlar.  Ortada çok ciddi bir sorun var. Ahlaksızlığa doğru bir yöneliş görülüyor.  Bu görüntü spor ile bağdaşır mı hiç? Buradan anne babaları uyarıyorum. Çocuklarını bu yayınlardan korusunlar korusunlar.

Muhafazakâr camiadaki gazetelerin spor ekleri nasıl? Gençlere hitap ediyor mu?
Yeterli değil. Doyurucu sayfalar yapılmıyor. Bizler güzel sayfalar yapacağız ki o gençlerde diğer gazeteleri almayacak. Karşı tarafın verdikleri ile zehirlenmemeleri için spor sayfaları konusunda daha da çok çalışılmalıdır.

ÖZÜ AHLAK OLAN SPORU ARGO İLE KİŞİSELLEŞTİRİP GARNİTÜR YAPIYORLAR

Spor gazetelerindeki yazarlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz kaliteli insan yetiştirememişiz. Müziği de güzel sanatları da kaptırdığımız gibi sporu da kaptırmışız. Bu insanların değerlerini taşıyabilecek insanlar çıkarsaydık bu sorunlar yaşanmazdı. Kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanan ve televizyonda maroken koltuklara oturup işkembeyi kübradan atan insanların da bir gün sonu gelecektir. Bunları dinlemeyin, okumayın. Siz prim yaptırıyorsunuz. Bu milletle hiç alakası olmayan, kendi sanal alemlerinde at koşturan, bu milletin özelliklerini yok sayan, argoyu spor gibi özünde ahlak olan bir olgu ile kişiselleştirip muhabbetine garnitür yapıyorlar.

ARDA, TÜRK FUTBOLUNDA SİVRİLEN BİR İSİM
Sizce, Türk futbolunda yerli ve yabancı olarak 10 numaralı formayı kim hak ediyor?
Kendini biraz daha geliştirmesi uyarısı ile Arda’yı görüyorum. Arda Türk futbolcuları arasında sivrilen bir isim. Ama tırnak arasında dediğim gibi biraz daha kendini geliştirmeli. Çünkü şöhret olmak ile şöhreti taşımak ayrı bir meziyettir. Bir de Fenerbahçeli Erme’ yi beğeniyorum. Yabancı ve yerli harmanı yaptığımda ise Alex’i seyrederken ayrı bir zevk alıyorum. Alex’i artık yabancı görmemek lazım. Bizim tenkitlerimiz ayrık otları içindir. İşini iyi yapanlar için değil.

YABANCIYA NOEL İÇİN ÖZEL İZİN, YERLİYE RAMAZAN YASAĞI

Bir dönem Türk futbolunda çok tartışıldı. Yabancı uyruklu futbolcuların dini bayramları için özel izinler verilirken Türk futbolcular konusunda aynı hassasiyet gösterilmedi. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?
Enteresandır. Türkiye’de yeni bir tarz oluştu. Her Ramazan ayı geldiğinde oruç tutulması sorun oluyor. ‘Futbolcular oruç tutsun mu, tutmasın mı?’ konusu tartışılıyor. Bazı teknik direktörler sorunlar çıkarıyor. Bazı hocalar futbolcunun orucuna karışıyor, gündeme geliyor. Belli bir kesim tarafından da ‘Bu zaten namaza ve ibadete karşı.’ diye afişe oyluyorlar.

Yabancı oyunlara niçin farklı davranılıyor?
Yabancı oyuncuların bazıları transfer olurken Noel Bayramı’na gitmeyi bile sözleşmesine koyuyorlar. Bu memlekette ligler ona göre ayarlanıyor. Noel zamanı futbolculara izin veriliyor. Ama Ramazan Bayramı’nda Kurban Bayramı’nda ligler devam ediyor. Bugün Elano’ya, Alex’e ve Nobre’ye gösterilen ihtimam benim futbolcularıma gösterilmiyor. O kimselerinde aileleriyle hasret giderseler ne olur?

Bir arada Türkiye’de futbolcuların sahada secde etmesi çok tartışıldı. Bu konudaki düşünceniz nedir?
Bu memlekette yabancı futbolcu haç çıkarıyor, istavroz çıkarıyor. Ben onun dinine karşı saygılıyım. Belki dinini yaşamak istiyor,  bir şey olmuyor. Ama benim futbolcum secde yapmış. Ayyuka kalkıyor insanlar. Niye yapıyor, niye ediyor, diye bir sürü şeyler söylüyorlar. Niye yapmasın? Kezman, Fenerbahçe’de oynarken istavroz çıkarıyordu. Nobre, sahaya girerken yine aynı şekilde bunu yapıyordu. Ona inanmış. Allah hidayet versin. İnancını sorgulayacak durumda değilim. Ama benim futbolcuma ona gösterdiğin hoşgörüyü ve hüsnü niyeti göstermezsen bende seni sorgularım. O yüzden futbolcunun namazına, orucuna,  ibadetine bakmayacağız. Onun gösterdiği performansına bakacağız. Onlardan alacağımız verime bakacağız. Bunlar onların özel hayatları. Bu hassasiyetlere de siz Fransız kalmayın. Türk gibi kalın.

Moralhaber.Net

Bu haber toplam 1974 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri