Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TV Güç Odaklarının Yönlendirilmesinde

12.05.2010 00:01
Hüseyinoğlu; “Antik çağda ‘Truva Atı’nın Yunanlılar adına gördüğü işlevi, bugün televizyon Batı kültürü adına görmektedir.

Hüseyinoğlu; “Antik çağda ‘Truva Atı’nın Yunanlılar adına gördüğü işlevi, bugün televizyon Batı kültürü adına görmektedir. Yunanlılar savaş zoruyla işgal edemedikleri Troya’yı rafine bir yöntem olan ‘Truva Atı’ aracılığıyla nasıl işgal ettilerse, günümüz toplumları da televizyon aracılığıyla kültürel olarak işgal edilmektedir” dedi.

 

HÜSEYİN KULAOĞLU’nun Röportajı

 

Kaleme aldığı “Evlerimizdeki Truva Atı: Televizyon” kitabıyla TV’nin toplumları esir alan iktidarını sorgulayan ve insanlığın hiç de hayrına olmayan bu iktidarı alaşağı etme çağrısında bulunan gazeteci-yazar Şükrü Hüseyinoğlu ile kitabı üzerine konuştuk. Hüseyinoğlu, TV’yi müfsid Batı kültürünün Truva Atı olarak niteliyor ve nice çirkefliklerin başka türlü asla giremeyeceği birçok eve TV aracılığıyla destursuz girdiğini vurguluyor ve bu kültürel işgal aracına karşı teyakkuz çağrısı yapıyor. Hüseyinoğlu ile televizyonun topluma, aileye olan zararlarını konuştuk…

- Kitabınızda televizyonu Truva atı olarak tanımlıyorsunuz. Televizyon neden Truva atı?

- Antik çağda “Truva Atı”nın Yunanlılar adına gördüğü işlevi, bugün televizyon Batı kültürü adına görmektedir. Yunanlılar savaş zoruyla işgal edemedikleri Troya’yı rafine bir yöntem olan “Truva Atı” aracılığıyla nasıl işgal ettilerse, günümüz toplumları da televizyon aracılığıyla kültürel olarak işgal edilmektedir. Antik çağda gizlendikleri Truva Atı’nın içinden çıkıp Troya’nın kapılarını işgal ordusuna açan Yunan askerlerinin işlevini, bugün televizyonlar aracılığıyla evlere sızan süfli Batı kültürünün aktör ve figüranları görmektedir.

- Televizyonla ilgili “sihirli kutu” tanımlamasını doğru buluyor musunuz?

- Doğru buluyorum. Televizyon insanın kendisini gönüllü olarak esir aldığı sihirli bir kutudur. İnsanlar zihinlerini, gönüllerini TV’ye teslim ediyor, fakat ellerine aldıkları kumandayla kendilerinin TV’ye hükmettiğini vehmediyor. Televizyon insanları seyircileştiriyor. Kitleler bugün herhangi bir televizyon dizisindeki bir karakterin senaryo gereği ölümüne veya dizi ya da filmlerde yine senaryo gereği ‘sevgililerin ayrılmasına’ yahut da bir TV yıldızının eşinden boşanmasına ağlıyor. Kısacası vahyin ve akl-ı selimin devre dışı kalmasından doğan iktidar boşluğunu televizyonun iktidarı dolduruyor. Artık birçok insan, saç stilinden giyim tarzına tüm hayatını televizyona göre şekillendiriyor.

“TV GÜÇ ODAKLARININ YÖNLENDİRMESİNDE”

- TV’nin ‘toplum mühendisliği’ projesinde bir rolü var mıdır?

- Bugünün dünyasında TV başta olmak üzere kitle iletişim araçlarının, güç odakları tarafından toplumları yönlendirmede etkili bir araç olarak kullanıldığı açıktır. Kitle iletişim araçlarının günümüzde yüklendiği temel işlevlerden biri de, toplum mühendisliği olarak da adlandırılan, toplumu güç odaklarının istediği yönde şekillendirme gayretleridir. Tüketim kültürünün yaygınlaştırılmasında olduğu gibi, gerçeklerin manipüle edilerek insanların yapay gündemlerle ve magazin-eğlence programlarıyla oyalandırılmasında da televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarının rolü büyük olmaktadır.

- Televizyon reklamlarının topluma etkisi konusunda neler söylersiniz?

- İnsanlar televizyon reklamlarının etkisine girerek her sene yeni bir buzdolabı, yeni bir koltuk takımı veya yeni bir araba alma yarışına girmektedirler. Bu tüketim çılgınlığı sonucu olarak, artık bazı evlerde birden çok televizyon, birden çok buzdolabı bulunmakta, koltuk ve mobilya takımları birkaç yıl içerisinde eskidikleri gerekçesiyle değiştirilmektedir. Televizyonlarda sıkça yayınlanan “Eskisini getirin, yenisini götürün”, “Eski mobilyanızın turşusunu kurmayın” türü reklamlar, tüketim çılgınlığını, dolayısıyla israfı, toplumun karnını doyuracak ekmek bulmakta zorlanan yoksul kesimi dışında tüm katmanlarına yaymış durumda.

- Kitabınızda, “Çizgi filmler masum mu?” diye sormuşsunuz. Masum mu sizce?

- Çizgi filmlerin kategorik olarak masum görülmesi büyük bir yanılgının eseridir. Doğrudur, çizgi filmlerin hedef kitlesi çocuklardır. Dolayısıyla tıpkı çocuklar gibi masum olmaları beklenir. Lakin senaristleri ve yapımcıları çocuklar değildir! Bizlerin “melaike” olarak nitelendirdiğimiz, tertemiz, günahsız masumlar olan çocuklar, sadece hedef kitlesidir çizgi filmlerin. Bu filmlerin senarist ve yapımcıları da TV’deki diğer programların yapımcılarından farklı değildir.

“TELEVİZYON ZEHİRLİ KUTU”

- O halde ne yapmalı?

- Öncelikle televizyonun bir Truva Atı olduğunu unutmamak ve bu araçla ilişkide teyakkuzu elden bırakmamak gerekiyor. Şayet Troyalılar Truva Atı’nın içinde işgalci Yunan askerlerinin gizlendiklerini bilseler ve kabul ettikleri bu “hediye”ye karşı teyakkuz halinde olsalardı, işgalci askerler Truva Atı’ndan çıkıp şehrin kapılarını Yunan ordusuna açamayacaktı. Televizyon için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Televizyon kullanan kardeşlerimiz, para vererek evlerine soktukları bu “sihirli ve zehirli kutu”nun ölçülü ve dikkatli kullanmadıkları takdirde kültürel işgalin bir enstrümanı, etkili bir silahı olarak işlev göreceğini hatırdan çıkarmamalıdırlar.

- Bu konuda somut önerileriniz nelerdir?

- Şunu ifade edeyim ki, televizyon olmazsa olmaz bir araç değildir. Zaten günümüzde tüm dünyada “televizyonsuz hayat” şeklinde yaygınlaşan bir trend söz konusu. Bu konuda her yıl bir hafta “Televizyonu kapat, hayatı aç” şeklinde kampanyalar da yapılıyor.

Televizyonsuz bir hayatı tercih edenler arasında gündemi yakından takip etmesi elzem olan isimlere bile rastlıyoruz. Televizyonda kanal sınırlama ve bu kanalları da ölçülü, sınırlı ve işlevsel takip etme şeklinde (ki ben evimde bunu uyguluyorum) bir tedbire başvurulabileceği gibi, yine “kendi televizyonunu kurma” şeklinde ifade edebileceğimiz bir VCD ile eğitici, bilgilendirici ve eğlendirici yapımların ailecek izlenebileceği bir tercih de yapılabilir.

 

VAKİT-

Bu haber toplam 1380 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri