Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tatilde harcanan paralar kadar zekât verebiliyor muyuz?

26 Temmuz 2008 / 09:36
Hekimoğlu İsmail, okurlarına "Tatilde harcanan paralar kadar zekât verebiliyor muyuz?" diye sordu.
Geçmiş yıllarda saçları karışmış, sakalı uzamış, pantolonu düşmüş birisine fazla bakmıştım ki, "Niçin bakıyorsun?" diye sordu.

Ben de, "Senin alkole verdiğin parayı İslam yolunda harcayabilsem... Senin alkol uğruna katlandığın çilelere ben de İslam yolunda katlanabilsem..."

Mânâlı mânâlı başını salladı ve acı acı güldü. Her zaman müşahede etmişimdir. Alkole ve kumara müptela olanlar ekseri zeki kimseler. Doğru yolu bulamamışlar, eğri yollarda akıllarından rahatsız olmuşlar, akıllarını karartmak için kendilerini içkiye vermişler. Bunun için içenlerle de anlaşabiliyoruz.

Geçmiş zamanda vezirin biri veli bir zata rica etmiş:

"Himmet buyur, ne olursun... Gece gündüz padişahın işiyle meşgulüm, yine de darılır diye korkuyorum."

Veli sarsılmış ve duygulu bir ifade ile "Keşke senin padişahtan korktuğun kadar ben de Allah'tan korksam... Keşke senin padişaha hizmet ettiğin kadar ben de İslam'a hizmet etsem... Kâinatın padişahı da Allah'tır, senin padişaha itaat ettiğin kadar ben niye Allah'a itaat edemiyorum?" demiş.

Bir yakınım, "Beş vakit namaz her gün her gün bitmez ki" dedi. Susmak olmaz ki, "Her gün kahveye gidenler 'Yeter artık!' dese, her gün içenler şişeyi yere vursa, kumara alışanlar tövbe etse, fuhşun prangasına mahkûm olanlar hürriyeti seçse..." dedim.

Değneğin kendisine dokunduğunu anladı. Gülerek, haklısın demekten kendini alamadı.

Bir arkadaşım yaz gelince sıcak bölgelerdeki bir otelden yer ayırttı. Otele para, vasıtaya para, lokantalara para, plaja girebilmek için para... Ona dedim ki, "Senin eğlenceye verdiğin parayı ben zekât olarak verebilsem..." Ben her sene zekâtımı verirken tövbe ederim, "Allah'ım, sarhoşların içkiye verdiği parayı ben dinime veremedim, otellerde harcanan paralar kadar ben dinime hizmet edemedim, beni affet!"

Bazen kendimi yalnız hissediyorum. Evde yemek bulunmadığı zamanlar Afganistan mücahitlerini, Lübnan'daki Müslümanları, Filistin halkını, Afrika açlarını hatırlıyorum. Acayip bir rahatlığa kavuşuyorum. Ekmekten lezzet alıyorum, bir bardak çayı lüks sayıyorum. Bu sırada mide, baş ve sırt ağrıları kendini hissettiriyor, en yakın dostlarım gibi benden ayrılmıyorlar. Hemen çöplüklerden öteberi toplayanları hatırlıyorum. Hamallık yapan yaşlılar ve gerçekten fakir olanları... Bunları hatırlayınca hissedilir şekilde ağrılarım azalıyor.

"Dünya işlerinde aşağıdakilere, ahiret işlerinde de yukarıdakilere bakınız; aksini yapmayınız, helak olursunuz" hadis meali, her hadis gibi ne kadar kurtarıcı...

Helal dünyanın adamı, haram dünyanın adamlarına bakıp, hızını artırabilir. Cehenneme gitmek isteyenlere bakıp, cennete gitmekte daha gayretli olabiliriz. Fakat hiçbir zaman cehenneme gitmek isteyenlerin gayretini ve fedakârlığını geçemeyeceğiz.

Yine de her şey zıddıyla gelişir, kaidesini unutmamak gerekir.

Kaynak:
Bu haber toplam 778 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri