Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tek kişilik ordu olabilmek

22 Temmuz 2008 / 11:41
Depolitize edilmek 12 Eylül rejiminin planıydı, artık işlemiyor ve işlememeli
'Kayıt yok şart yok egemenlik milletindir' 'Darbeye hayır' sloganları ile yapılan Ortak Akıl mitingleri olağanüstü ilgi görmeye devam ediyor.



Depolitize edilmek 12 Eylül rejiminin planıydı, artık işlemiyor ve işlememeli. Ortak akıl eylemleri “Zalimliğe Hayır” eylemleridir. 27 Mayıs 1960 öncesi darbecilerin gösterdiği cesareti şimdi darbe karşıtları gösteriyor, Türkiye kabuğunu kırıyor...

Sayın Hasan Celal Güzel, Hak-İş ve Memur-Sen başkanları sanki 'Tek kişilik ordu', Türkiye'nin Gandi'si gibiler unutulmayacak işler yapıyorlar. Sivil itaatsizliğin onurlu duruşunu gösteriyorlar...

'Artık darbe olmaz' düşüncesi gaflet göstergesiydi. Oy verdiğiniz partiye seçimden seçime sahip çıkmak fazilet azlığını gösteriyordu.

En kötü ihtimale karşı önlem alıp en iyiyi beklemek aklın gereğidir. Rahmetli Menderes 'Darbe olacak' diye uyarıldığında pencereden Mehmetçiği gösterip 'Bu evlat mı bana darbe yapacak?' demişti. Darbecilerle ilgili ihbarlar için 'Askerin iç işi ben karışmam' demişti. Fakat sonradan Yassıada'da prostat muayenesi dahil ne işkencelere maruz bıralıkmıştı.

Demokratik tepkinin önemini anlatan olayları daha sık yaşamaya başladık.
Geleneksel, edilgen, ağzındaki lokmayı alana cevap veremeyen, özgüveni eksik, benim fikrim budur diyemeyen, kendini savunamayan, hakkını aramayı gereksiz gören, yanlış tevekkül anlayışı içindeki toplumsal ahlakımızın değiştiğini görmek güzel bir durum.

Bir hikaye vardır. Liderin biri çıkmış topluluğa karşı konuşuyor. 'Ben sürü psikolojisine karşıyım' diyor. Kalabalık toplu halde 'Ben de' diye bağırıyor. İnsanda nasıl olaylar karşısında otomatik düşünceler varsa toplumlarda da otomatik tepkiler vardır. Özeleştiri kültürü ve değişim isteği otomatik yanlış düşüncelerimizi değiştirir. Yeni durumlara eski cevaplar vermek yerine yeni durumlara yeni cevaplar üretebiliriz.

Birinci Demokratik tepki olayı Genelkurmay Başkanlığından geldi. Genelkurmay 18 temmuz 2008 tarihli bir açıklama yaptı.Açıklamanın 6.Maddesi dikkatimizi çekti. 6. Madde şöyle : 'Kaynağı neresi olursa olsun; bu tür haberlerle Türk Silahlı Kuvvetlerine yöneltilen hukuk dışı saldırılara karşı yalnız Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil, onun gerçek sahibi yüce Türk milletinin de yasal ve demokratik tepki göstermesi doğal bir beklentidir.'

Görüldüğü gibi Genelkurmay Başkanlığının -halkın kendisine yeterince sahip çıkmamasından- bunaldığı anlaşılıyor. Daha önce toplumu umursamayan askeri politikaların değiştiğini görmek güzel birşey.

Ancak tekrar Cumhuriyet mitingleri özleniyorsa ve arzu ediliyorsa Kadıköydeki ikibin kişilik heyecansız ADD mitingini görüp Ortak akıl mitinglerini görmeyenlerin, haber değeri bulmayanların bakışı Genelkurmayın resmi bakışı olamaz.

Güneydoğu sorununu çözememiş bir askeri gücü, Cumhuriyet mitinglerinde servislerle lojmanlardan insan taşınmasını halk unutmadı. Emekli askerlerden oluşan Ergenekoncuların adı geçen mitinglerin düzenleyicisi olduğu unutulmadı. Halen Genelkurmay Halktan yeni mitingler bekliyorsa yaşananlardan ders alınamadı diye düşüneceğiz.

Akşam gazetesinin gazetecilik başarısına gölge düşürmeyelim. Türkiyenin şiddetle 'Açıklık ve Güven'e ihtiyacı var. Zorluklarını gören Demokrat Generaller artık ordunun dizginini ellerine almalılar. Siyasete karışan subaylar gözünün yaşına bakmadan ordudan uzaklaştırılmalıdır. Artık milyonda bir hataya ülkenin tahammülü kalmamıştır. Hava Kuvvetlerinde yaşananlar Askeri Şuranın ilgi alanına girmez mi?


İkinci Demokratik tepki Antalyada ÖSS Ödül töreninde yaşandı. Başörtülü anne kızına yapılan ayrımcılığa tepki gösterdi. Haber şöyle: 'Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü'nde düzenlenen törende ÖSS'de Antalya 3.üncüsü olan kızına başörtülü olduğu için ödülü verilmeyince gösterdiği tepki ile gündeme gelen Melek Öztürk, kendisinin de zamanında baskılara maruz kaldığını ve şimdi kızının da aynı duruma düşmesinden dolayı artık dayanamadığını söyledi.' Ödülü almayarak ve yüksek sesle itiraz ederek ve onaylamayarak protestosunu ifade etti. Çok soylu bir duruş idi. Antalya Milli Eğitimi önümüzdeki yıl daha adil bir yol bulacaktır.

Bu olay 1-2 ay önce Kars da yaşanan Serkan olayını hatırlattı. Benzer bir törende anne ağlayarak ve oğlunu sahnede yalnız bırakarak edilgen kalmıştı. Hak arama bilincinden yoksun bir duruş gösterdi zavallı anne. Aynı zalimliğin devam etmesini engelleyecek hiç bir şey yapmamıştı.

Şimdi düşününüz...

Bir sınıfta öğretmen veya Üniversitede öğretim üyesi öğrencilerine kendi siyasi görüşleri doğrultusunda telkinde bulunuyor.İhtilaflı konulara giriyor.Ders konusu ile ilgisi yok.Öğrencilerden birisi çıkıp 'Ben farklı düşünüyorum fakat burası bu konunun tartışma alanı değil,dersimize devam etmemiz daha doğru olur' diyebilmeli.

28 Şubat dönemi Askeri birliklerde yaşadığımız örnekler vardı.Akşam derslerinde veya içtimalarda komutan askerleri topladığında ülkeyi yönetenler, siyasiler, milletvekilleri aleyhinde vatanın tehlikede olduğu hakkında, memleketin satıldığı iddialarını sürekli ve tekrarlayarak telkinde bulunurlardı. Toplum mühendisliği uygulamaları yapılırdı. Eğer her birlikten fazla değil bir iki asker çıkıp ' Biz buraya askeri eğitim almaya geldik, vatani görevimizi yapıyoruz, sizinle aynı düşünceyi paylaşmıyorum, TBMM yi küçülten yaklaşımınız doğru değil, bu düşüncelerinizi yazılı olarak bize verebilirmisiniz?' diyebilseydi postmodern darbe başlamadan biterdi.

Camide bir hoca çıkıp siyasi konulara girdiğinde 'Hocam hocam gençlik gidiyor çocuklarımıza dinimizi öğret, formül bul, burası Kasımpaşa kıraathanesi değil' diyencemaat olsaydı zaman ve enerjisini insan yetiştirmeye harcayan hocaların önü açılırdı.

Bir milletvekili Milli Savunma Bakanlığı Bütçesi görüşülürken halkın parasının nereye harcanacağı sorularına Orgeneral düzeyinde cevap isteyebilmeli. MSB Bütçe görüşmelerinde Kuvvet Komutanları Komisyona hesap verebilmeli milletvekilleri de gerekli vakar, ciddiyet ve sorumlulukla hareket edebilmeli.

'Demokrasi olmasa da olur' diyen bir Emekli Generale 'Gel bakalım sen ne demek istiyorsun, Hakimiyet kayıtsız şartsız milletin sözünden ne anladığını bana anlat' diyen köşe yazarları çoğunlukta olsa ülkede birlikte yaşama bilinci daha doğru gelişirdi.

En yurtsever, fedakar, milliyetçi bir yönetici bile, çalışanlar hakkını aramazsa, bir süre sonra zalimlik yapmaya başlar. Çünkü insanın psikolojik doğasında vardır bu his. Hesap vermeyeceği hissini taşıyan insan hep kendi çıkarını gözetmeye başlar. Lütfen vergimizi devlete veriyoruz ama aklımızı vermeyelim. İçinde öneri olan tenkitler doğru yöneticiler için faydalı geribildirimlerdir.

Bir internet sitesinin yaptığı ankette toplumun üçte biri Ergenekon çetesini devletin bekası için gerekli görüyor. O halde yapılacak çok şey var demektir.


ntarhan@gmail.com
Kaynak:
Bu haber toplam 752 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri