Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Temizöz Vampir Gibi Öldürüyordu'

16.10.2010 12:07
Güneydoğu'da işlenen faili meçhullerin ilk kez hesabının sorulduğu davada, Mehmet Uykur'un anlattıkları dehşeti gözler önüne serdi.

 

Güneydoğu'da 1990-1995 yılları arasında işlenen cinayetlerin hesabının ilk kez sorulduğu faili meçhul cinayetler davasında tanık olarak dinlenen Mehmet Uykur, amcası Ramazan Uykur'un nasıl öldürüldüğünü anlattı.


Uykur, "Kamil Atağ'ın çocukları amcamı götürmek istedi. Amcam gitmeyince önünü kesip arabaya bindirmeye çalıştılar. Amcam bu sırada tartıştı, tabancayla yaraladıktan sonra yere düştü. Atağ'ın oğlu Temel ve Kukel sırayla Kelaşnikofla tarayıp öldürdüler" dedi. Faili meçhul cinayetlerle ilgili Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya, tutuklu yargılanan emekli albay Cemal Temizöz, koruculardan Kamil Atağ, Tamer Atağ, Kukel Atağ, itirafçı Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Adem Yakın katıldı.

Duruşmada tanıkların dinlenmesine devam edildi. Duruşmada, Ramazan Uykur'un köyden götürülmesine şahit olan köy imamı ile ölen kişinin yeğeni tanık olarak dinlendi.

O GÜNLERİN KORKUSUNU YAŞIYORUM

Amcasının öldürüldüğü dönemde 17 yaşında olduğunu anlatan Mehmet Uykur, 1994 yılında amcasının aracının bozulması üzerine, Cizre'de tamir etmek için yol kenarında durduklarını söyledi. Bu sırada Temel ve Kukel Atağ'ın amcasının yanına geldiğini belirten Uykur, "Onlar beyaz torosla yanımıza geldi. Temel Atağ arka koltukta, Kukel ise şoförün yanında oturuyordu. Amcama, babam seni çağırıyor dediler. Amcam da benim sizin babanızla işim olmaz diyerek gitmedi. Amcam kaldırımda yürüyerek eve doğru gitti. Bu sırada Atağ kardeşler, arabayla kaldırıma çıkarak önünü kestiler. Temel, tabanca çekerek amcamı zorla götürmeye çalıştı. Bu sırada tabanca ateş aldı ve amcam yaralandı. Kukel, kaleşnikofla amcamı taramaya başladı. Silahı sonra Temel aldı o da taradı. O sırada ben olay yerine doğru koşmaya başladım, onlar arabaya binip gittiler. Olay çevresindeki bütün esnaflar işlerini kapatıp gitti. Herkes bir köşeye kaçtı" diye konuştu.

Temizöz'ün, o dönemde binbaşı olduğunu belirten Uykur, o yıllarda ifade vermeye cesaret edemediğini dile getirdi. Hayatta kalmak için o dönemde olay yeri savcısına isim vermedim. Bunu, hayatta kalmak için yaptım. Olaydan 4 hafta sonra tanımadığım kişiler beni götürüp, ağzıma tabanca sokup tehdit ettiler. Ben de sustum" dedi.

"Temizöz kimi isteseydi, kimin öldürülmesine izin verseydi hemen öldürülüyordu. Gündüzleri yüzleri açık bir şekilde vampir gibi adam öldürüyorlardı" diyen Uykur, o günlerin korkusunu hala yaşadığını dile getirdi. Sanıklardan Atağ ailesinin şu an 500'e yakın silahlı adamının halen olduğunu anlatan Uykur, çok korktuğunu dile getirdi. Uykur, mahkeme heyetine, kendisi ve ailesinin başına bir şey gelmesi halinde sorumluların sanıklar olacağını kaydetti.

BEYAZ İKİ TOROSLA GELDİLER

Tanıklardan Süleyman Taşkın ise 1994 yılında öldürülen Abdullah Elfeti olayı ile ilgili dinlendi. 1994 yılında Güven Köyü'nde vekil imam olduğunu anlatan Taşkın, Elfeti'nin iki toros marka araba tarafından köyden götürüldüğünü söyledi. Taşkın, şunları söyledi: "Abdullah, köyün yakınında ikamet ediyordu. Yaşlı, gözleri görmeyen ve hasta biriydi. Köye beyaz renkli 2 toros geldi. Yavaş geldiler ama dönüşte çok hızlı gittiler. Arabalar gittikten sonra Abdullah'ın oğlu Mesut köye, yardım istemeye geldi. Sonra cesedi bulundu. Köyün girişinde Yankale Jandarma Karakolu vardı. Karakoldan izin alınmadan kimse giremezdi. Bu araçlardan karakolun haberinin olması gerekir. Araçtakilerin kim olduğunu görmedim."

SAVCI 'CEMAL SENİ ÖLDÜRÜR' DEDİ

Duruşmada 1994 yılında Silopi'de köyden alınarak götürülüp öldürülen Abdullah Özdemir'in ağabeyi Tahir Özdemir tanık olarak dinlendi. İtirafçılardan Bedran kod adlı Adem Yakin ile Fırat Altın'ın, kendilerini köy meydanında toplayarak kimlik kontrolü yaptığını anlatan Özdemir, daha sonra itirafçıların İzzet Padır ile kardeşi Abdullah Özdemir'i panzere bindirerek götürdüğünü anlattı. Kardeşinin o günden beri kaybolduğunu anlatan Özdemir,"Ben de durumu anlatan bir dilekçe yazdım. Silopi savcılığına götürdüm. Savcı bana ' dilekçe verme Cemal seni öldürür' dedi. Ben de savcıya, kardeşimden çok farklı değilim, öldürürse öldürsün dedim. Dilekçemi işleme koyup koymadığını bilmiyorum." şeklinde konuştu. Temizöz'ün, Silopi ve Cizre'de terörle mücadele adı altında teröristleri değil, fakir ve garibanları öldürdüğünü belirten Özdemir, Temizöz'e dönerek, "Kardeşimin suçu neydi. Biz korucuyduk. 12 çocuğu ortada kaldı " diye isyan etti.


JİTEM dosyası kaybolmuş!

Dün görülen faili meçhul cinayetlerle ilgili davanın 20. duruşmasında müdahil avukatlar önemli bir olayı ortaya çıkardı. Mağdur avukatlarından Tahir Elçi, 1995 yılında Cizre'de görev yapan bir savcının Temizöz ve Yavuz Güneş kod adlı Burhanettin Kıyak hakkında hazırladığı fezlekenin akıbetini sordu. Elçi, savcının Temizöz ve bünyesindeki uzman çavuş ve itirafçılar hakkında fezleke hazırladığını belirterek, "Dönemin Cizre savcısı fezleke hazırlayarak soruşturma için il idare kuruluna göndermiştir. Savcıların Temizöz hakkında açtığı JİTEM soruşturması il idare kurulunda kayboldu. Ondan sonra fezleke ve soruşturmanın akıbeti bilinmemektedir." dedi. Elçi, fezleke ile ilgili belgelere mahkemeye heyetine teslim etti.

Yeni Şafak

Bu haber toplam 674 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri