Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tetikçi: "1000 kişi öldürdüm."

22 Ekim 2008 / 12:27
Onun yaptığı baskınlar en fazla 5 dakika sürüyor ve evden sağ çıkan olmuyordu... İşte "kanlı yıllarda" her türlü iş için kullanılan Ayhan Çarkın'ın analizi...
Susurluk hükümlüsü Ayhan Çarkın, "1000 kişi öldürdüm" itirafıyla 12 yıl sonra yeniden gündemde. Çarkın, geçmişte Güneydoğu ve Sapanca üçgenindeki cinayetler ile Perpa baskınının kilit ismiydi..


Aslında onu en iyi anlatacak sözcük "Rambo" olmalı. Zaten birlikte operasyona gittiği arkadaşlarından kendisine "Rambo" demelerini istiyordu. "1000 kişiyi öldürdüm" diyen bir kişi başka nasıl tanımlanabilir ki... Ama bunu itiraf ederken mutlaka yanına şu notu düşüyor: "Bütün bunları emir komuta zinciri içinde yaptım."

HOCASI KORKUT EKEN
"Öldürmek görevimdi" diyen Ayhan Çarkın, Erzurum'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1962'de doğdu. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle liseyi bitiremedi. Ama yıllar sonra, Susurluk davası sırasında o günleri çabuk unutmuş olacak ki liseyi bitirememe gerekçesini "terör" diye açıkladı. Çarkın'ın hayatı PKK'nın 1984'te eylemlerine başlamasıyla değişti. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde PKK'yla mücadele amacıyla açılan "Özel Harekâtçı" kursuna katılmasıyla 1985'te polislik mesleğine adım attı.

YARGISIZ İNFAZ
Özel Harekât kursundaki hocası 'efsane yarbay' Korkut Eken'di. Kırsal alanda da operasyon yapma ve her türlü silahı kullanacak şekilde eğitim alan Çarkın, mezun olur olmaz da Özel Tim polisi olarak Diyarbakır'da göreve başladı. Çarkın, Özel Timcilerin Güneydoğu'daki amiri İbrahim Şahin'in en sevdiği isimdi. Şahin'e göre Çarkın, "Tanıdığı en korkusuz polis"ti. 4 yıl görev yaptığı Güneydoğu'da kent içinde düzenlenen sayısız hücre evi operasyonuna katıldı. Bu süre içinde 'ünlü' bir polis olmuştu; görev aldığı ev baskınları en fazla beş dakika sürüyor ve evlerden sağ çıkan olmuyordu. Ama baskın düzenlendiği evlerin kaçının örgüt evi olduğu, kaçında da masum insanların yaşadığı hala tartışmalı. Amiri İbrahim Şahin, İstanbul'a geldiğinde Çarkın'ı da yanına aldı. Yeni görevi Dev-Sol operasyonlarıydı. İlk olarak 12 Temmuz 1 9 9 1 ' d e N i ş a n t a - şı'nda bir eve düzenlenen ve 11 kişinin öldürüldüğü operasyona katıldı. Öldürülen kişilerin yakınlarının başvurusu üzerine AİHM, Türkiye'yi bu operasyonda yargısız infaz yapıldığı gerekçesiyle mahkûm etti. Çarkın'ın görev yaptığı ikinci operasyon ise 16 Nisan 1992'da Çiftehavuzlar'daki eve yapıldı. Evdeki 3 kişi öldürüldü.

BERAAT ETTİ
Çarkın ve 20 polis yargısız infaz gerekçesiyle yargılandı ancak beraat ettiler. Çarkın ardından bu kez de faili meçhul cinayetlerle ortaya çıktı. Katliam hükümlüsü Abdullah Çatlı'nın ekibindeydi artık. Yanında kendisi gibi Özel Timci olan Ayhan Akça, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy da vardı. Bolu-Sapanca- Düzce üçgeninde Kürt işadamlarının öldürülmesinde görev aldığı konuşuldu.

PERPA BASKINI

13 Ağustos 1993'de İstanbul Perpa'da bir kafeye düzenlenen baskında Dev-Sol üyesi oldukları gerekçesiyle Selma Çıtlak, Mehmet Salgın, Sabri Atılmış, Hakan Kasa ve Mehmet Akyürek öldürüldü. Çarkın'ın baş aktör olduğu operasyonda, çatışma yaşanmadan bu kişilerin öldürüldüğü ortaya çıktı. Çarkın ve 8 polis bu operasyon nedeniyle kasten adam öldürmek suçundan hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, Çarkın ve 4 polisi önce idama mahkûm etti ardından indirimler yaparak 3 yıl 10 ay ağır hapis cezasına çarptırdı. Ama Yargıtay sanıkların beraat etmelerini istedi.

GAZİ'DE DE GÖRÜNDÜ

Yargısız infaz operasyonların bitmesinden sonra Ayhan Çarkın'ın bu kez Gazi olaylarına katıldığı iddia edildi. 1995 yılında yaşanan Gazi olaylarında 17 kişi öldürüldü onlarca kişi de yaralandı. Olaylar o tarihli gazetelerde ayrıntılı yer aldı.


SUSURLUK'TAN YARGILANDI
Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal suikastında yer almakla suçlandı. 27 Ağustos 1996'da Topal cinayeti nedeniyle Ersoy ve Yorulmaz'la birlikte asayiş ekipleri tarafından gözaltına alındı. Ama dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın talimatı üzerine serbest bırakıldı. Sonra yeniden Topal cinayeti suçlamasıyla mahkeme önüne çıktı. Telefon kayıtlarından cinayetin Çatlı tarafından planlandığı, Çarkın ve diğer Özel Timciler tarafından da gerçekleştirildiği net olarak anlaşılıyordu. Ama telefon kayıtlarının delil kabul edilmemesi nedeniyle beraat etti. Çarkın, Susurluk davasının da kilit ismi oldu. Çetenin gerçekleştirdiği eylemlerin uygulayıcısı olmakla suçlandı. Dava sonunda 4 yıl ceza aldı. 20 ay cezaevinde yattı.
350 TAKDİRNAME
Çarkın, cezaevinden çıktığı andan itibaren kendi deyimiyle "Yolun sonuna" gelmişti. Devletin kendilerine sahip çıkmaması nedeniyle kırgındı. Bir de parasızdı. Hurdacılık yapmaya başladı. Şimdi ise itiraflarıyla gündemde. Peki, niçin şimdi konuşuyor? Birincisi, bu itiraflar sırasında her zaman düştüğü "emir-komuta zinciri" notuyla ilgili. Kendisine emir verenlerin dokunulmazlığı yüzünden kendisini güvende hissediyor. Çünkü evinde her operasyondan sonra üstlerinin verdiği 350 takdirname var. İkincisi ise kendisini 'efsaneleştiren' korkusuzluğu. Aslında onun konuşması bizi şaşırtmamalı. Çarkın, her zaman yaptığı operasyonları her yerde ballandıra ballandıra anlattı. Ama itiraflarına aldanmayın. Çünkü en mutlu olduğu anı, "Kendimi en iyi hissettiğim an, operasyon (öldürme) anıdır..." diye tarif ediyor.

Analiz: Ecevit Kılıç/Sabah
Kaynak:
Bu haber toplam 1890 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri