Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Anadolu Kaplanları Şaha Kalktı

10 Şubat 2009 / 05:17
Süper ligin çehresi bu yıl gerçekten değişti. Ligde artık Anadolı fırtınası esiyor. İstanbul takımları ise düşüşü yaşıyor.
Galatasaray'ın eski başkanlarından Faruk Süren, 50 yıllık Süper Lig'in panaromik bir fotoğrafını çekerken, 'Türkiye'de şampiyonluğa üç takım oynar, ikincilik başarısızlıktır' demişti.

Bu anlayış iki yıldır çatırdıyor. Anadolu takımları; Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ligin zirvesindeki hegemonyasını tehdit etmeye başladı. Peki Anadolu mu yükseliyor yoksa İstanbul'un büyükleri mi düşüyor? Bu iki gelişme eş zamanlı gerçekleşiyor. İstanbul'un büyükleri krize girerken geçmişin aksine bugün Anadolu'da bu krizi fırsata çevirebilecek bir enerji de ortaya çıktı.

HEDEF SAPTIRMA
BeŞİktaŞ, Galatasaray ve Fenerbahçe'de isimler farklı ama sorunlar ortak. Geçmişin klasik iktidarda kalma yöntemleri yeni iletişim çağında koltuğu korumaya yetmiyor ve kralın çıplaklığını artık kimse görmezden gelmiyor. Günlük başarılar, havaalanında omuzlara alınacak yeni transferler, Avrupa'dan elenince Süper Lig'i hedef göstermek; ligde şampiyonluğu kaybedince, transfer balonları şişirmek, teknik direktör kovmak gibi göz boyamalar takkenin altındaki keli örtmeye artık yetmiyor.

GÜNAH KEÇİLERİ
Üç büyüklerin temel problemi, yönetici ve başkanlar aynı kalırken sürekli olarak teknik direktörlerin değişmesi. Dünyanın her yerinde olduğu gibi üç büyüklerde de en küçük başarısızlıkta teknik direktörler günah keçisi ilan ediliyor ama yeni teknik direktör seçilirken, takıma, camiaya, futbolcu yapısına, yönetim anlayışına uygun mu diye bir ön çalışma yapılmıyor. İnsancıl Zico dönemini, katı disiplinli Aragones; savunmacı Ertuğrul Sağlam dönemini hücumcu Mustafa Denizli; otoriter Kalli dönemini, oyuncusuyla arkadaş olan Skibbe takip ediyor. Futbolcular şaşkına dönüyor ve bu ekol değişimleri zaman zaman aynı sezon içinde bir veya birkaç kez tekrarlanıyor.

BİLE BİLE LADES
Zİco, Ertuğrul Sağlam ve Kalli'nin transfer ettiği futbolcular, Aragones, Mustafa Denizli ve Skibbe'ye uymuyor. Futbolcuların en azından hepsini kovamayacağına göre kes bileti teknik direktöre, kahraman ol. Transferlerde tek kazançlı çıkanlar ise sadece menajerler. Kewell, Josico, Gordon gibi futbolcular sakat oldukları bilinmesine rağmen transfer edildi. Yusuf Şimşek ve Fabian Ernst ise günü kurtarmak için. Güiza, Seriç gibi futbolculara değerlerinden fazla ücret ödendi. Batuhan, Tuncay, Aurelio gibi futbolcular maddi manevi, yeterli değerleri görmedikleri için çekip gitti.

MUHALEFET NEREDE
Yerlİ-yabancI ayrımı, çifte standardı da kulüpleri içten içe yiyor. Aybaşı geliyor, yabancı futbolcu tıkır tıkır parasını alıyor, yerli oyuncuya 'biraz daha idare et' deniyor. Üç kuruş paraya oynayan Uğur Uçar'a, Gökhan Gönül'e 'Çık tekmeye kafanı uzat, gerekirse bacağını kır, zatürree ol ama yine de oyna şu maçı kurtar' deniyor, milyon dolarlar alan Lincoln ve Alex kılları dönse Brezilya'dan özel fizyoterapist getirtiliyor. Kongreler, divan kurulları ve taraftarlar başkan ve yöneticilerin eşgüdümünde hareket ederken, yok denecek kadar azalan muhalefet ise kulüp, renk, futbol aşkı yerine kendi çıkarları için yeraltı faaliyetleriyle iktidarı ele geçirmenin planlarını yapıyor.

GLOBAL KRİZ GİBİ
Ve bu yapı, statüko artık çatırdıyor. Anadolu ihtilale hazırlanırken üç büyüklerin idarelerinde yapısal bir değişiklik yapma zamanı geldi. Her kötü sonuçtan sonra internet sitelerinden hakemleri ve futbol federasyonunu hedef göstererek göz boyama belki günü kurtarıyor ama geleceği karartıyor. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin silkinip kendine gelmesi gerek. Anadolu'nun yükselişi Türk futbolunu zenginleştirir, marka değerine değer katar, lige heyecan ve zevk getirir ama üç büyüklerin çöküşü de Türk futbolunu global krize girmiş banka gibi iflasa sürükler. - akşam
Kaynak:
Bu haber toplam 1350 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri