Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türk hastaneleri risk altında

19.08.2010 16:04
Dünyanın yeni kabusu haline gelen ölümcül bakteride, NDM-1 adı verilen ve mevcut antibiyotiklerin çoğunu parçalayıp kılan bir enzimin varlık gösterdiğini belirten bilim insanları uyarıyor.

Hindistan’da ortaya çıkan daha sonra Pakistan ve Afganistan’da görülen bakteri, artık ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde de görülmeye başladı. İngiltere’de 50 hastada NDM-1 tespit edildi, Belçika’da ise bir hasta, NDM-1’e sahip bir bakterinin yol açtığı enfeksiyon sonucu hayatını kaybetti.

NDM-1 nedir

NDM-1 içerisine girdiği bakterinin, antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına yol açan ve aynı ortamda bulundukları sırada bir bakteriden diğerine geçebilen, yani bulaşıcı özelliğe sahip bir plazmid. (Bir tür genetik materyal). Bu plazmid en çok “Escherichia coli” ve “Klebsiella” gibi, hastane ortamında bulunan ve hastane enfeksiyonuna yol açtığı bilinen bakterilere yerleşiyor.

NDM-1 bilinen ilk plazmid değil. Yani benzer şekilde antibiyotik direncine yol açan birkaç plazmid daha bulunuyor. Ancak bu yeni plazmide sahip olan bakteriler, şu anda etkin olarak kullanılan antibiyotiklerin neredeyse hepsine dirençli hale geliyor. Bu nedenle böyle bir bakteri ile meydana gelen bir enfeksiyonun tedavisi zorlaşıyor, hatta imkansız hale geliyor.

Bakteri gereksiz antibiyotik kullanımı nedeniyle yaygınlaşıyor

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Haluk Vahapoğlu, kamuoyunda 'ölümcül bakteri' olarak bilinen "Klepsiella pheumoniae" isimli bakterinin gereksiz antibiyotik kullanımı nedeniyle yaygınlaştığına dikkat çekti ve bu bakteriye bağlı enfeksiyonların önümüzdeki günlerde Türkiye'de de artacağını söyledi. NDM-1, ağır enfeksiyonların tedavisinde kullanılan amoksisilin, penisilin, sultamisilin gibi antibiyotiklerden biri. NDM-1 enzimi, genini dışarıdan alan bakteriyle antibiyotiklere dirençli hale geliyor. EKMUD Başkanı Prof. Haluk Vahapoğlu, bu direnç geninin (NDM-1), ‘Klepsiella’ ve ‘Escherichia coli’ isimli bağırsaklarda, serbestçe yaşayan bakteriler arasında plazmidler (Kromozomdan ayrı DNA parçası) aracılığı ile yayıldığını söyledi.

Normalde bu bağırsak bakterileri enfeksiyon hastalığına yol açmıyor

Vahapoğlu, hurriyet.com.tr’ye yaptığı açıklamada, normalde bu bağırsak bakterilerinin enfeksiyon hastalığına sebep olmadığını, hatta vücutla bağırsaklarda iyi ilişkiler kurduğunu söyledi. Özellikle ‘Escherichia coli’nin bağırsak bakterilerinin olmazsa olmaz en önemli üyesi olduğuna dikkat çeken Vahapoğlu, bu bakterilerin ölümcül olmadığını ve salgın hastalık yapmadığını kaydetti.

Bakteriler NDM-1 genini aldıkları halde ölümcül olmuyor ancak….

Bu bakteriler NDM-1 genini aldıklarında da antibiyotik direnci kazanmak dışında bir başka kötü özellik edinmiyor. Yani daha ölümcül veya daha çok salgın yapan bir forma dönüşmüyor. Ancak bazı dış etkenlerin veya hastalığa neden olan her türlü organizmanın sonucu bazı insanlarda enfeksiyonlar gelişebiliyor. Vahapoğlu, bu başka sebeplerle enfeksiyon gelişen hastanın, o esnada NDM-1 genini taşıyan bir bakteri ile enfekte olması halinde, tedavisi zor bir sürece gireceğini söyledi. Hatta çok ağır durumlarda antibiyotikler yeterli olmaz ise ölümlere bile sebep olabileceğini belirtti.

Hangi antibiyotikler?

Peki hangi antibiyotikler bu bakteriyi yaygınlaştırıyor?  Her tür antibiyotik kullanımı, duyarlı çevre bakterilerini öldürüp sessizce duran bu direnç geni taşıyan bakterilerin çoğalmalarına uygun bir ortam hazırlıyor.

Elbette ki antibiyotiklerin tamamen kullanımdan kalkması söz konusu değil. Ancak doğru yerde, gerektiği kadar ve olabildiğince dar spektrumlu antibiyotik kullanan toplumlarda bu dirençli bakterilerin çoğalma fırsatı ve dolayısı ile de fırsat çıktığında enfeksiyon yapma şansı azalıyor.

NDM-1 geni, enfeksiyon geliştiği zaman sorun oluşturuyor. Bakteri güçlenmiyor sadece antibiyotiklere karşı daha dirençli hale geliyor.

Tedbirler

Prof. Haluk Vahapoğlu, bu bakterinin yayılmasını önlemek için alınabilecek tedbirleri ise şöyle sıralıyor:

-Antibiyotik direnç enlerinin bilimsel çalışmalarla takibi
- Enfeksiyon önleyici koruyucu hekimlik hizmetlerinin ve toplum hijyeninin artırılması
-Antibiyotiklerin kontrollü kullanımı

NDM-1 geninin antibiyotik direnci oluşturan tek gen olmadığına dikkat çeken Vahapoğlu, şu an  yüzlerce benzeri birçok bakteri arasında yayıldığını da söyledi. Türkiye’nin bu açıdan özellikle hastane enfeksiyonları açısından en riskli batı ülkeleri arasında geldiğini kaydeden Vahapoğlu, Akdeniz ülkeleri Türkiye, Yunanistan, İtalya ve İspanya’nın risk altında olduğunu vurguladı.
 
NDM-1 geninin mevcut direnç genlerinden farkının, toplum içerisinde de enfeksiyon etkeni olarak karşımıza çıkma potansiyeli taşıması olduğunu belirten Vahapoğlu, şunları söyledi:

"Sonuç olarak insanlarımızın ölümcül bir bakteri ile salgın oluyor diye korkmasına gerek yoktur. Bu genin dağıldığı bakteriler salgın hastalık yapmıyor. Ancak antibiyotik kullanımı, hijyen ve koruyucu hekimlik önemsenmediği sürece daha zor tedavi edilen enfeksiyonlarla karşılaşmaya devam edeceğiz demektir. NDM-1 geninin yayılımı da bu problemin artması anlamına gelmektedir."

Bu haber toplam 924 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri