Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ermeni Meslesinde ABD Uyarıldı

02.03.2010 04:10
Yaklaşan 24 Nisan öncesi her sene olduğu gibi Türk-Amerikan ilişkileri yine 'soykırım' testinden geçiyor. Ankara, gelişmenin önüne geçmek için artık geleneksel hale gelen diplomatik girişimlerine hemen başladı

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi 1915 olaylarının 'soykırım' olarak kabul edilmesini öngören karar tasarısını perşembe günü görüşecek.

İki ayrı milletvekili grubu Washington'da temaslarda bulunurken Dışişleri Bakanlığı da dün Amerikan yönetimine seslenen bir "uyarı mesajı" yayınladı. Bakanlık, karar tasarısının Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi yönündeki çabaları sekteye uğratacağı ikazında bulundu. Asıl önemli uyarının ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun önümüzdeki günlerde planlanan ABD ziyaretinde yapılması bekleniyor. Davutoğlu'na göre başta ABD olmak üzere tüm dünya Türkiye'nin baskı altında hareket etmeyeceğini biliyor. Ankara mevcut görüntünün tersine normalleşme için kararlılığını koruyor. Normalleşme sürecinin tam ortasındayken ABD'den gelecek olumsuz bir girişimle bunun sekteye uğraması durumunda Amerikan yönetimi de bundan sorumlu olacak.

Davutoğlu'nun ziyaretini belirleyecek

Ankara bir yandan normalleşme sürecinin sağlıklı devam etmesi için çaba gösterirken diğer taraftan Amerikan komitesinin karar tasarısına karşı diplomatik girişim başlattı. TBMM'den iki ayrı heyet tasarı öncesinde Washington'da çeşitli temaslarda bulunuyor. Heyetlere TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan'ın ile Türkiye-ABD Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu başkanlık ediyor. Heyetler tasarının iki ülke ilişkilerine ne kadar büyük zarar vereceğini Amerikalı muhataplarına anlatacak. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin de dün yaptığı açıklamada "Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere zarar verecek ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi yönündeki çabaları sekteye uğratacak söz konusu tasarıyı reddetmesini bekliyoruz." dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu da her fırsatta ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a aynı endişelerini anlatıyor. Ankara tüm görüşmelerde "İncirlik'teki ABD üssü kapanır" gibi tehditkâr ifadelerden kaçınıyor. Bunun yerine aynı kararlılık daha diplomatik bir dille anlatılıyor. Ancak tasarının geçmesi durumunda bunun gözle görünür neticelerinin olacağı da Amerikalılara izah edilmiyor değil. Türk yetkililer görüşmelerde Afganistan başta olmak üzere iki ülkenin dış politikada ortak çalıştığı meseleleri hatırlatarak ilişkilerin oldukça geniş bir alanı kapsadığı mesajı veriyor. 4 Mart'ta komiteden çıkacak sonuca göre Davutoğlu'nun ay sonunda ya da nisan başında Washington'a gitmesi bekleniyor.

Bakan Davutoğlu, "Türkiye, protokolleri onaylamamak için bahane üretiyor" yönündeki iddia ve yorumlara şiddetle karşı çıkıyor. Buna göre, Türkiye, Zürih'teki imza töreninin ardından böyle bir süreci öngöremeyecek kadar dar bir vizyona sahip değil. Niyeti gerçekten ilişkilerin normalleşmesi olmasa protokolleri imzalamazdı. Ancak protokollerin tam manasıyla hayata geçebilmesi sürecin sağlıklı adımlarla yürümesi, Türkiye için vazgeçilmez unsur. Yavaş da olsa iki tarafı tatmin eden şekilde ilerlemeli. Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesini de içeren bölgesel uzlaşma temin edilmeden tam bir normalleşme sağlanamaz. Bu politikadan da ne pahasına olursa olsun vazgeçilmeyecek. Ahmet Davutoğlu'na göre Türkiye hiçbir zaman baskı altında hareket etmez. 1 Mart tezkeresi bunun en güncel örneklerinden biri. 24 Nisan öncesi bu sene durum biraz daha farklı. Şu anda yavaşlamış gibi görünse de Ankara ile Erivan normalleşme yönünde önemli bir adım attı. Karar tasarısıyla ABD'nin sürece zarar vermesi normalleşmeyi sekteye uğratabilir. Bu durumda yaşanan başarısızlıkta Amerikan yönetiminin de sorumluluğu olur.

GÖZLER İSVİÇRE'DE

Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin protokolleri onaylarken gerekçeli kararında dolaylı yollardan 'soykırım'a atıfta bulunmasına Ankara itiraz etmişti. ABD ve İsviçre'nin de iştirakiyle hukuki mütalaalar başladı. Türkiye yazılı bir güvencede ısrarlı. Bu dönemde İsviçre'nin önerisiyle Türkiye'nin endişelerini gidermek için yazılı bir deklarasyonun gündeme gelmesi Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Bu durumda uluslararası kamuoyuna göre Türkiye'nin protokolleri onaylamamak için bahanesi kalmayacak.

Bu haber toplam 658 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri