Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye ile ilgili inanılmaz başlık

22.10.2010 11:26
İngiliz The Economist dergisi, bu haftaki sayısında Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi üzerine geniş bir değerlendirmede bulundu.

Son yıllarda Türkiye'nin öneminin dünya arenasında önemli ölçüde artığına dikkat çeken dergi, "Türkiye, Avrupa'nın Çin'i oldu" yorumunu yaptı.

Türkiye'nin her zaman önem arzeden bir ülke olduğunu yazan derginin haberinde eksen kayması tartışmalarına da yer verildi. Eksen kaymasının söz konusu olmadığını vurgulayan The Economist, "Ama ABD ve AB, Türkiye'nin önemini ve başarısını anlamazsa eksen kayması söz konusu olabilir" ifadelerine yer verdi.

Türkiye'nin yıllarca 'Avrupa'nın hasta adamı' olduğununun hatırlatıldığı makalede şu görüşlere yer verildi: "Uzun yıllar çok büyük enflasyon ve banka krizleri ile boğuştu. Bugün enflasyon çok daha düşük seviyelerde. Bankaların durumu iyi. Türkiye ise OECD'de en hızlı büyüyen ülke konumunda. İmalat ve inşaat en hızlı gelişen sektörler. Türkiye, mobilya, otomobil, çimento, ayakkabı, televizyon ve DVD Oynatıcı üretiyor. Türkiye, Avrupa'nın Çin'i oldu."

"NATO üyesi olan Türkiye, dış politikada her zaman Avrupa'nın siperi konumunda yer aldı. Türkiye ve Norveç, Sovyetler Birliği'ne sınır olan iki ülkeydi. Ancak Türkiye'nin Avrupa yanlısı politikası, Osmanlı toprakları içinde yer alan bir çok komşu ülkeyi ihmal etmesiyle sonuçlandı. Ancak bu alanda da yeni bir dönüşüm var. Güçlü ekonomisinin de yardımıyla, Türkiye Ortadoğu, Balkanlar ve Afrika'da çok aktif bir diplomasi yürütüyor. Bu politikası, müttefiklerinin politikasıyla her zaman aynı çizgide değil."

"TÜRKİYE'Yİ ELEŞTİRENLER, 'EKSEN KAYMASI'NIN ARKASINA SAKLANIYORLAR"

"Batılı ülkelerin Türkiye'nin bu ilerleyişinden normalde memnun olmaları beklenirdi. Ama bu durum bir çoklarının damarına dokunmuş durumda. Avrupa'nın, Türkiye gibi nüfusu fazla olan bir ülkeyi birliğe alması isteniyor. ABD bile Türkiye'nin bu gelişiminden rahatsız. Batı'daki Türkiye karşıtı kesimler, 'eksen kayması' iddialarının arkasına sığınıyor. Bu yargı tamamen yanlış. Batı'da ne kadar çok kişi bu görüşü dile getirirse, Türkiye'yi kaybetme olasılığı da o kadar artar."

"Dış politikada, Recep Tayyip Erdoğan hükümeti 'Müslüman dayanışması'nı güçlü bir şekilde hayata geçiriyor. Sudan'ın korkunç Cumhurbaşkanı Ömer El-Beşir'e fazla iyi davranıyordu. İran'a yapılan BM yaptırımlarına 'hayır' oyu kullanarak yanlış yaptı. İsrail'e karşı acımasız eleştirileri sadece İsraillileri değil Amerikalıları da kızdırdı. Ama bir saniye bekleyin. Türkiye, temel olarak Türk hükümeti bir demokraside olması gerekeni yapıyor: Kendi halkının görüşlerine uygun hareket ediyor. Birçok Müslüman Filistinlilere kötü davranıldığını düşünüyor. İsrail'in bakış açısına göre insan hakları sicilinin tipik bir Arap diktatörü yerine demokratik olarak seçilmiş bir başbakan tarafından sorgulanıyor olması şüphesiz garip bir durum."

"Avrupalılar da Türkiye'nin üyeliği konusunda korku içindeler. Müzakereler 5 yıldan fazladır devam ediyor. Müzakerelere daha önce başlayan ülkelerden hiç biri başarısız olmadı. Ancak Fransa, Avusturya ve Almanya tam üyelik konusunda engellemede bulunacakları sinyalini veriyorlar. Eğer Avrupa, kendi Çin'ini kendi içine almazsa, dünyanın en hızlı büyüyen bir ekonomisiyle komşu olur. Bununla da kalmaz, Avrupa Doğu'ya nufuz edebilme umudunu da yitirmiş olur. Avrupalıların dünyada görmezden gelindiklerine inandıkları bir zamanda böyle bir hata, tarihi bir hata olur."

"TÜRKİYE'NİN İRAN OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİALAR SAÇMALIK"

"Türkiye'nin İran olacağına yönelik iddialar tam bir saçmalıktan ibaret. Üniversitelerde başörtüsünün serbest olması, zina işleyenlere verilen recm cezasının geleceğini haber vermez. Erdoğan'ın da bazı davranışları, ülkede kutuplaşmalara neden oldu. Erdoğan, önümüzdeki yıl genel seçimleri bir kez daha kazanırsa daha uzlaşmacı bir tavır takınmalı."

"Kısacası Türkiye iyi yolda. Serbest ekonomisi, hukuku ve demokrasisiyle Müslüman dünyasında parlayan bir yıldız gibi. Şimdi asıl soru şu: ABD ve AB, farklı bir kültürü ve politik duruşu olan ancak serbest ekonomi ve liberalizme bağlı Müslüman bir demokrasiyi kabul etmeye hazır mıdır ? Biz bu sorunun cevabının 'evet' olmasını umuyoruz."


 

Bu haber toplam 5866 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri