Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'nin talepleri haklı

30.06.2010 13:08
Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesinin başyazısında dün Türkiye ve İsrail ilişikilerinin gelişmi meydana gelen olaylar çerçevesinde değerlendirmeye alınmış.

İsrail'in uluslararası hukuku çiğneyerek Türkleri öldürmesi sonrası, Ankara ilişkilerin düzelmesi için bir dizi şart öne sürmekle doğruyu yapıyor

Türkiye hükümetinin bir İsrail askeri uçağının kendi hava sahasından geçmesini engellemesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İsrail’le siyasi mücadelesinde ileriye gitmekte ısrarcı olduğuna dair önemli bir mesaj içeriyor. Bu mücadele, İsrail komandolarının Mavi Marmara’yı basması ve dokuz Türk eylemciyi öldürmesinin ardından zirve yapmıştı.
İsrail askeri uçakları Türk hava sahasını geçmişte gerek Avrupa ülkelerine yönelik hava turlarında, gerekse de Türkiye veya ABD’yle ortak askeri tatbikatlar sırasında kolaylıkla geçiyordu. Fakat Gazze üzerindeki ablukayı kırmaya çalışan gemiye yapılan saldırı önceki durumu değiştirmiş görünüyor.

Erdoğan ilişkilerin iyileşmesi için İsrail’den bir dizi şartı yerine getirmesini istedi: Mavi Marmara saldırısından dolayı açıkça özür dilemesi, kurbanların ailelerine tazminat ödemesi, ‘Özgürlük filosu’ kapsamında bulunan ve denizin ortasında ‘kaçırılan’ Türk gemilerinin iade edilmesi ve son olarak katliamın BM kontrolünde soruşturulması için uluslararası bir komisyonu kabul etmesi.

Erdoğan İsrail’in gururunu kırdı

Şartlar mantıklı. Zira İsrail uluslararası sulardaki gemilere karşı çıkarak uluslararası hukuku çiğnedi. Bu gemilerden bazıları NATO üyesi Türkiye’nin bayrağını taşıyordu. Ayrıca bir Türk limanından hareket ettiler ve hiçbir yasak malzeme taşımıyorlardı. İsrailli yetkililer de gemileri Aşdod limanına yanaştırmalarının ardından bu durumu teyit etti.

İsrail’in özür dilemesi, gemilerin iadesi ve şehitlerin ailelerine tazminat ödenmesi Türk hükümetinden gelebilecek talelyerin en hafifi. Zira İsrail’in yaptığı Türkiye’ye savaş ilan etmek ve saygınlığıyla ulusal egemenliğine dokunmaktı. İsrail, asırlar önce yaşananlardan dolayı Vatikan’ın Yahudilerden özür dilemesini istemişti. Aynı şeyi Nazi suçları sebebiyle Almanya’ya da yapmıştı. Peki İsrail niçin Türkiye’den resmi olarak özür dilemiyor ve gemideki kurbanlara tazminat ödemiyor?

İsrail’in gasp eylemlerini en iğrenç şekillerde somutlaştıran başka örnekler vermek istemiyoruz, fakat bu tür eylemler söz konusu olmasaydı İsrail gücünü sürdüremez ve son savaşlarında Arap rejimlerini yenilgiye uğratamazdı. Erdoğan İsrail’in gurunu kırdı, zira İsrail’e özgüvenli ve usta bir biçimde muamele etti, ülkesinin içinde ve dışındaki geniş halk desteğine dayandı. Dahası İsrail’in eylemini suç sayan ve kınayan uluslararası hukuka dayandı.


Ahlak ve hukuk dersi

İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon ve Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman bu kez Tel Aviv’deki Türk büyükelçisini çağırmaya cesaret edemedi ve onu kasıtlı olarak aşağılayamadı. Bunun tek sebebi büyükelçisinin İsrail’in başkentinde olmaması değildi, aynı zamanda İsrail Türkiye ve hükümetinden duyduğu korku nedeniyle titriyor ve artık çocuksu davranışlarda bulunmaya cesaret edemiyor.
Erdoğan’ın bu erkekçe tutumlarını sürdüreceğinden, hepsi de haklı olan bütün şartlarının yerine getirilmesinde ısrar edeceğinden, hatta İsrail ve hükümetine ahlak dersinin yanı sıra uluslararası hukuka saygı dersi vereceğinden eminiz.

(Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 29 Haziran 2010)

Bu haber toplam 1006 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri