Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'de Yahudi Olmayı Anlattı

14 Şubat 2009 / 12:57
İzak Alaton, New York Times gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanan mülakatında 'Türkiye'de Yahudi olmak'ı anlattı...
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İzak Alaton, New York Times gazetesinin bugünkü nüshasında yayınlanan mülakatında Türkiye'de Yahudi olduğu için hiçbir zaman kendini dışlanmış hissetmediğini belirtti.



81 yaşındaki Alaton'un hayat hikayesinin anlatıldığı yazıda Yahudi işadamının enerjisini Türk toplumunun gelişimine harcadığı ifade ediliyor. Evinin bir mezarlığın yanında olduğunu belirtilen Alaton, "Her gün, sonunda oraya gireceğinizi hatırlıyorsunuz" diyor.

1950'li yıllarda ısıtma sistemleriyle işe başlayan Alaton'un daha sonra inşaat sektörüne girerek, Kazakistan'da yollar, Özbekistan'da havalimanları ve Moskova'da da bir hastane inşa ettiği belirtiliyor.

Çoğunlukla içe kapanık Yahudi cemiyetini topluma daha açık hale getirmeye ikna ederek ve bir siyasi araştırma grubu oluşturarak Türk demokrasisine önemli katkılarda bulunduğu ifade edilen Alaton'un Türkiye'deki değişimin bir parçası olmak istediği kaydediliyor.

Yazıda, Alaton'un sıfırdan başlayarak milyon dolarlık ticari bir imparatorluk kurduğu ve bunu Yahudi karşıtlığı engeliyle karşılaşmadan yaptığı belirtiliyor.

Yazıda, Türkiye'nin bölgesinde hareketli bir demokrasiye sahip olduğu ve bu noktaya, ekonominin devletçi olduğu, tek parti döneminden, uzun bir yol kat ettikten sonra geldiği ifade ediliyor.

Alaton, New York Times'a verdiği mülakatta, gerçek demokrasi ile ilk olarak 1950'li yılların başında İsveç'te tanıştığını anlatıyor. O dönemde, işçi haklarını savunan ve sosyal eşitlik ilkesini prensip olarak kabul eden sosyal demokratlara yakınlaştığını söyleyen Alaton, "İsveç bir ilham kaynağı oldu. Gözlerimi açtı. Zihnimi açtı" diyor.

İsveç'te çalıştığı fabrikanın, işçiler için kapalı bir yüzme havuzunun olmasının ve işçilere yönelik muamelenin kendisinde büyük şaşkınlığa neden olduğunu kaydeden Alaton, o zamanlar bir kız arkadaşının babasının kendisine verdiği nasihati de unutmadığını söylüyor.
Alaton, unutmadığı tavsiyeyi ise şöyle açıklıyor:

"Çok başarılı olacağını biliyorum. Fakat paranın, ağzını bağlamasına veya düşüncelerini ifade etmekten alıkoymasına izin verme."

1954'te Türkiye'ye döndüğünde ticari bir ortak bularak İstanbul'da ısıtma sistemleri satmaya başladığını belirten Alaton, İsveç'te gördüklerini kendi fabrikasında da uygulamaya çalıştığını söylüyor. Bunun için fabrikanın duvarlarını rengarenk boyadığını ve işçiler için büyük bir kafeterya kurduğunu söyleyen Alaton, 1960'lı yıllarda, Türk gizli polisinin, bir ihbarcının ifadesine dayanarak komünist olduğu iddiasıyla fabrikasına geldiğini anlatıyor.

İşçilerle birlikte yemek yemesinin ve duvarlardaki kırmızı boyaların polisin şüphelerini artırdığını ifade eden Alaton, o gün bir tutuklamanın olmadığını belirterek, "Onlar da bir işadamının komünist olduğuna inanmadılar zaten" diyor.

Babasının bir iplik ithalatçısı olduğunu ancak 'Varlık Vergisi' uygulaması nedeniyle 1942'de her şeyini kaybettiğini söyleyen Alaton o zaman 15 yaşında olduğunu belirtiyor.

Alaton'un, babasının, borçlarını ödemek için İstanbul'dan ayrıldığı ve ailenin en büyük oğlu olarak aile üyelerini geçindirmek için okulu bırakmak zorunda olduğu ifade ediliyor.

Babasının saçları beyazlamış ve çökmüş olarak geri döndüğünü ve babalarını tanıyamadıklarını belirten Alaton, babasının Mustafa Kemal Atatürk ile görüştüğünü ve onun modern cumhuriyet projesine güçlü bir şekilde inandığını belirtiyor.

O dönemde azınlıklara yönelik trajedinin bu toplumları içe kapanık hale getirdiğini ifade eden Alaton, bu durumu değiştirmeye çalıştığını ve topluma faydalı insanlar olduklarını kanıtlayabileceklerini belirtiyor.

Buna örnek olarak bir Türk üniversitesinin, bir hahamdan, ilahiyat öğrencilerine Eski Ahid'i öğretmesini istediğini ancak Yahudi toplumunun buna endişeyle baktığını belirten Alaton, tüm yıl boyunca insanları ikna etmeye çalıştığını ifade ediyor.

Alaton, nihayet Yahudi toplumunun onayını aldığını ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde bunun için bir kürsü kurulduğunu anlatıyor.

Türkiye'nin Rusya gibi sonradan demokrasiye geçen ülkelerden farklı olarak demokratik değerleri sindirdiğini belirten Alaton, "Çok umutlu olmamız lazım" diyor
Bu haber toplam 2774 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri