Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Türkler Kur'an'ı seviyor ama anlamıyor"

06 Eylül 2008 / 13:41
Türkiye üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Suriyeli Alim Muhammed Naim Araksusi Ramazan Türklerin Kur'an'ı severek okuduğunu ancak anlamadığını öne sürdü.
Adem ÖZKÖSE / Gerçek Hayat Dergisi

Şam'ın ileri gelen âlimlerinden biri olan Muhammed Naim Araksusi, özellikle hadis alanında otorite kabul edilen bir isim. 6 yıldır İman Camii'nde Buhari Dersleri veren Araksusi Hoca'nın derslerine gerek Şamlılar, gerekse de Şam'da eğitim gören öğrenciler büyük ilgi gösteriyorlar. Araksusi Hoca ayrıca sosyal yönü son derece güçlü olan ve halk tarafından da son derece sevilen bir âlim. Evlenemeyen gençlerin, maddi zorluklar yaşayan öğrencilerin, hatta ailevi problemleri olan kişilerin Şam'daki en güvenilir adreslerinden biri Araksusi Hoca'nın İman Camii'nin bahçesinde bulunan odasıdır. Ramazan'a bir gün kala, Araksusi Hoca ile Ramazan ve hadis üzerine bir röportaj gerçekleştirdik; ilginize sunuyoruz.

- Ramazan dendiğinde siz de ne tür duygular oluşuyor? Ayrıca Müslümanlar Ramazan'ı nasıl geçirmeliler?

Ramazan takva sahiplerinin eğlencesi, mümin kalplerin sevinçle gezindiği çiçekli bir bahçedir. Ramazan iyilik, hayır ve dayanışma ayıdır. Ramazan özellikle Kur-an ayıdır. Bu nedenle Müminler olarak Ramazan'da Kur-an'ı daha fazla okumaya, özellikle de daha fazla anlamaya gayret göstermeliyiz. Âlimlerin hepsi Ramazan'da Kuran'ın daha fazla okunması üzerinde duruyorlar. Hatta âlimlerin bir kısmı Ramazan'da Kur-an'la tamamen bütünleşmek için Kur-an'ın dışında bir şey okunmamasını, hatta hadis bile okunmamasını tavsiye ediyorlar. İmam Malik Ramazan geldiğinde hadis okumayı bırakıp, kendini Kuran okumaya, Kur-an'ı daha fazla anlamaya verirdi. Ramazan'da işlenilen amellerin sevabı Allah tarafından katlanarak verilir. Bu nedenle Ramazan'da ibadetlerimizi daha fazla arttırmalıyız. Gündüzü oruçlu geçirdiğimiz gibi, geceleri de nafile namazlara ayırmalıyız. Kardeşlerimize özellikle teravih namazlarına devam etmelerini ve sabah namazlarını cemaatle kılmalarını tavsiye ediyoruz. Bir de sahuru geç yapmalıyız. Bazı kardeşlerimiz erkenden yemek yiyip yatıyorlar ve daha sonra da sahura kalkmıyorlar. Bu uygulama peygamberimizin Ramazan programına aykırıdır. Ramazan'da önce akrabalarımızdan başlayarak çevremizdeki kardeşlerimizle bağlarımızı daha da güçlendirmeliyiz. Yaşlılara, yetimlere, fakirlere daha fazla ilgi göstermeliyiz. Ramazan'a giriyoruz, fakat şöyle doya doya bir Ramazan yaşayamıyoruz. Çünkü Gazze'deki kardeşlerimiz muhasara altındalar, Afganistan'da her gün bebeler katlediliyor, Irak'ta ABD Askerleri gece yarıları Müslümanların evlerine giriyor, Somali ve Çeçenistan'daki kardeşlerimiz Ramazan'a ne tür zulümlerin gölgesi altında giriyorlar kim bilir? Ramazan'da özellikle kafir güçlerin işgali altındaki kardeşlerimizi unutmayalım. Sabahlara kadar kardeşlerimizin bir an önce feraha kavuşmaları için dua edelim ve onlara maddi ve manevi yardımlarda bulunalım. Filistin'deki, Irak'taki, Afganistan'daki, Somali'deki, Çeçenistan'daki Müminlere onlarla kardeş olduğumuzu hissettirelim.
-Teravih namazının kaç rekat kılınması gerektiği hususunda ihtilaflar var. Peygamber efendimiz Teravih namazını kaç rekat kılardı?

Hadislerde peygamber efendimizin kaç rekat teravih kıldığı hususunda farklı rivayetler bulunuyor. Efendimiz Teravihi bazen 8, bazen 10, bazen de 12 rekat olarak kılmıştır. Teravin namazı Hz. Ömer döneminde 20 rekata çıkarıldı ve cemaatle kılınmaya başlandı. Sahabilerin hiçbiri Hz. Ömer'in bu uygulamasına karşı çıkmadılar ve onunla teravih konusunda ittifak ettiler. Peygamber efendimiz “benim ve halifelerimin sünnetine uyun” diye buyuruyor. Bu nedenle Teravih Namazı 8, 10, 12 veya 20 rekat kılınabilir.

-Hocam! Siz hadis konusunda otorite isimlerden biri olarak kabul edildiğiniz için size, hadis usulü, bazı hadislerin sahihliği ve sünnet üzerine sorular sormak istiyorum. Hadis ve Sünnet vahiyden bir cüz müdür?

Ulema genel olarak sünneti ve hadisi vahiyden bir cüz olarak kabul eder. Sünnet vahiydir fakat Kur-an gibi harfleriyle inmiş bir vahiy değildir. Kudsî Hadisler Allahu Teala tarafından Efendimizin kalbine ilham olarak indirilmiştir. Abdullah İbni Ömer Peygamber Efendimizden her duyduğunu yazardı. Sahabiler Abdullah İbn-i Ömer'i, Peygamber Efendimizden her duyduğunu niçin yazıyorsun diye kınadılar. İbn Ömer de Peygamber Efendimizin yanına gidip “Sahabiler sizden her duyduğumu yazdığım için beni kınıyorlar” diye şikayette bulundu. Efendimiz cevaben: “ Benden her duyduğunu yaz. Ben haktan, doğrudan başkasını söylemem.”dedi. Kur-an'da; “O boş şey söylemiyor. Onun söylediği gönderilmiş bir vahiydir.” diye buyruluyor. Bu ayet de hadisin vahiyden bir cüz olduğuna dair bir delildir.

HADİSİ İNKAR EDEN KAFİR OLUR MU?

-Hadisi reddetmek kişiyi dinden çıkarır mı?

Allah korusun Mütevatir Hadis'i inkâr eden kişi dinden çıkar. Sahih Hadisleri inkar eden kişi ise dinden çıkmaz, fakat büyük günah işlemiş olur.

-Bazı kişiler hadise ihtiyaç olmadığını, Müslümanların İslam'ı yaşayabilmeleri için Kur-an'ın yeteceğini söylüyorlar. Böyle bir şey mümkün müdür?

Bu görüşü savunanlar İslam için büyük bir tehlike ve tehdittir. Biz bu görüşü savunanların İslam düşmanlarından daha tehlikeli olduklarını düşünüyoruz. Çünkü bu insanlar Kur-an'ı çok seviyormuş gibi görünüyorlar ve kendilerine Kur-an'cılar diyorlar. Bazı iyi niyetli gençler de bu insanlara inanıyorlar. Bu görüşü savunanlar özellikle İslami İlimler noktasında bilgisiz insanlardır ve sürekli olarak oryantalistlerin kitaplarından aldıkları bilgilerle kendi görüşlerini sağlamlaştırmaya çalışırlar. Birçoğu Arapçanın en basit kurallarını bilmezler; fakat sünneti ve hadisleri reddetme cüretinde bulunurlar. Efendimiz sünnet ve hadis inkârcılarına karşı bizi uyarmak için şöyle diyor:“Öyle bir zamanda bir adam gelecek, kibirli bir şekilde koltuğuna yaslanarak 'benim ve sizin aranızda hüküm koyucu olarak sadece Kur-an vardır. Kur-an'da haram olarak gördüğümüzü haram, helal olarak gördüğümüzü de helal olarak kabul ederiz' der. Bu adam bunu söylemekle güzel söz söylediğini zanneder.” Müslüman gençleri bu fırkaya karşı uyarıyoruz. Sünnetin inkârı İslami Hükümlerin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Çünkü sünnet Kuran'ın hükümlerini açıklayan ve maksadını tamamlayandır. Allahu Teala Kur-an'da “namaz kılın” diye emrediyor; fakat namazı nasıl kılacağımızı, namazın kaç rekat olduğunu açıklamıyor. Yine Allah Kur-an'da zekat vermemizi emrediyor, fakat hangi mallardan zekat vereceğimizi açıklamıyor. Biz bunları sünnetten öğreniyoruz. Kur-an'daki emirler özet olarak verilmiştir. Bu emirlerin geniş açıklamasını yapan ise sünnettir. Bu nedenle Hadisi ve Sünneti inkâr etmek İslam'ı yıkmaya kastetmektir.

-Hadis ile herhangi bir şey helal veya haram kılınabilir mi?

Hadis haram ve helalin belirlenmesi için en temel kaynaktır; biz helal ve haramların bir çoğunu hadislerden öğreniriz.

-Hadis ile itikad oluşturulur mu?

Hadis Mütevatir'se onunla itikad oluşturulur; fakat zayıf hadisle asla itikad oluşturulamaz.



“BUHARİ'DE UYDURMA HADİS YOKTUR”

-Buhari'de uydurma hadis var mıdır? Varsa, bize uydurma olan hadislerin sayısını verebilir misiniz?

Buhari'de uydurma hadis olduğu iddiasını ortaya atan kişilerin hadis ilmi hakkında yeterli bilgileri yoktur. Bir kimse kendi ihtisas alanı olmayan bir sahada konuşmamalı. Biz eminiz ki Buhari'de uydurma hadis olduğu yönünde iddialarda bulunan kişiler, hadis usulünün kaidelerini, hadis ilminin inceliklerini ve İmam Buhari'nin bu kitabı yazarken nasıl özen gösterdiğini bilselerdi bu iddialarından vazgeçerlerdi. İnsanlar bilmedikleri şeye düşman olurlar ve genelde cahiller cesurdur. Büyük hadis âlimleri Buhari ve Müslim'deki hadislerin sahih olduğuna ittifak etmişlerdir, biz de ulemanın bu görüşüne uyarak deriz ki: “Buhari ve Müslim'de uydurma hadis yoktur.”

-Ebu Hureyre (ra)'nın raviliği hakkında da tartışmalar var. Bazıları Ebu Hureyre (ra)'nın raviliğinin güvenilir olmadığını ve onun rivayet ettiği bir çok hadisin uydurma olduğunu iddia ediyorlar. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Ebu Hureyre (ra)'yı çok hadis rivayet ettiği için eleştiriyorlar. Ebu Hureyre (ra) 4 sene boyunca peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmamıştır. Ebu Hureyre (ra)'nın rivayet ettiği hadisleri toplayıp, onun peygamber efendimizin yanında kaldığı vakte böldüğümüzde her güne 3 veya 4 hadis düşüyor. Günde 3 veya 4 hadis ezberlemek çok mu zordur. Biz günümüzde bazı talebelerin 5 veya 6 ayda Kur-an'ın hepsini ezberlediklerine, bazı talebelerin de 4 ayda 5 bin hadis ezberlediklerine şahit oluyoruz. Ebu Hureyre (ra) kendini hadise adayan bir sahabiydi. Ayrıca Peygamber Efendimiz, ezberlediği şeyleri unutmaması için Ebu Hureyre (ra)'ya dua etmiştir ve Allahu Teaala da Peygamber Efendimizin duasını kabul etmiştir. Ebu Hureyre (ra)'nın rivayet ettiği hadisler güvenilir hadislerdir, bunda hiçbir şüphemiz yok.

HZ. İSA TEKRAR YERYÜZÜNE DÖNECEK Mİ?

-Hz. İsa ve Mehdinin gelişi ile ilgili hadisler hakkında ne düşünüyorsunuz? Hz. İsa yeryüzüne inecek mi, ayrıca Mehdi gelecek mi?

Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesiyle ilgili hadislerin hepsi sahihtir, hatta bazı âlimler Hz. İsa'nın nüzulü ile ilgili hadislerin Mütevatir olduğunu söylüyorlar. Mehdi konusunda hadis âlimleri bir ittifak sağlayamamışlardır. Mehdi ile ilgili hadisleri incelediğimizde bu hadislerin sayısının çok olduğunu görüyoruz. Bu hadislerin tamamına yakını da birbirlerini kuvvetlendiren hadislerdir. Biz Mehdi'nin geleceğine inanırız, fakat Mehdi'nin ne zaman geleceğini bilemeyiz ve haber de veremeyiz. Biz bazılarının oturup Mehdi beklemelerini de doğru görmüyoruz, biz Mehdi beklemek yerine Allahu Teala'ya karşı olan görevlerimizi yerine getirmekle meşgul olmalıyız.

-Hocam! Geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye bir ziyaret yaptınız, Türkiye'yi nasıl buldunuz? Ayrıca Türk Halkına dergimiz aracılığıyla nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Türkler uzun yıllar İslam'a hizmet ettiler, bu nedenle Türkleri Allah için çok seviyoruz.

Biz Konya'ya ve İstanbul'a gittik. Konya sakin ve güzel bir şehir. Camilerde Kur-an okuyan çok genç gördük, gençlerin Kur-an'a karşı olan bu sevgileri bizi çok sevindirdi. Ayrıca Konya'daki Kuran kurslarını da ziyaret ettik. Talebeler Kur-an'ı ezberliyorlar; fakat Kur-an'ı anlamıyorlar. Bu durum çok garibimize gitti. Çünkü Kur-an anlaşılmak için gönderilmiştir. Türkler Kur-an'ı çok seviyorlar, güzel de okuyorlar ve de iyi ezberliyorlar; fakat anlamını bilmiyorlar. Sabah namazında İstanbul'daki Eyüp Camii'ne gittik. Sabah namazında yüzlerce genç olduğuna şahit olduk, bu manzara gerçekten çok etkileyiciydi. Bu manzara karşısında Allahu Teala'ya şükrettik. Türkiyeli kardeşlerimizden Kur-an'ı anlamak için daha fazla çaba göstermelerini ve İslam'a daha fazla sarılmalarını istirham ediyoruz. Çünkü izzetli ve güzel bir hayat ancak İslam'ın gölgesi altında yaşanır.


--------------------------------------------------------------------------------

MUHAMMED NAİM ARAKSUSİ KİMDİR?

1951 yılında Şam'da doğan Muhammed Naim Araksusi 7 yaşından itibaren Şam'ın meşhur ilim halkalarına dahil oldu. 8 yaşında hafızlığını bitiren Araksusi hoca; başta nahiv, fıkıh, akide, hadis usulu ve İslam Ahlakı olmak üzere İslami İlimlerin bir çok alanında dersler gördü. 1975 yılında Şam Üniversitesi'nin Arap Dili Bölümü'nden mezun olan Araksusi, Şuayp el Arnavuti gibi büyük bir hadis alimi tarafından yetiştirildi. İmamı Ahmedin Müsnedinin tahkik ve tahricini yapan grubun içinde bulunan Araksusi Hoca, Gamusul Muhiyd isimli meşhur Arapça sözlüğü düzenleyenlerden biridir. Ünlü Muhaddis Şeyh Habibullah el Mezahiri'den Medine'de Buhari dersleri alan Araksusi, hocasından Buhari'yi okutabileceğine dair icazet aldıktan sonra Şam'daki İman Camii'nde Buhari derslerine başladı. 28 yıldır İman Camii'nde görev yapan Araksusi Hoca 6 yıldır aynı camide Buhari dersleri veriyor.

Gerçek Hayat Dergisi

Bu haber toplam 1826 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri