Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tutuklansın diye dua ettim

25 Ağustos 2008 / 14:19
Balbay, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alındığında eski bir dava arkadaşı tutuklanması için dua ediyordu. Çünkü Balbay ona çok acı bir ihanet etmişti.

Cumhuriyet Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Ergenekon Operasyonu'nda gözaltına alındığında eski bir dava arkadaşı tutuklanması için dua ediyordu. Çünkü, yıllar önce 'iki yoldaş' arasında geçen acı bir hatıra canlanmıştı zihninde... Olay, 12 Eylül darbesinden sonraki bunalımlı günlere dayanıyor.


O dönemde genç bir muhabir olan Balbay, yasadışı Türkiye Komünist Partisi'nde (TKP) birlikte çalıştığı arkadaşlarını ispiyonlamıştı. Genç gazeteci, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nden elini kolunu sallayarak çıkarken, arkadaşlarını 'uzun yıllar sürecek zulüm ve işkenceler'le baş başa bırakmıştı.

Avukat Dr. Bülent Tokuçoğlu 'yoldaşı' Balbay'dan gördüğü ihaneti Aksiyon'a anlattı. Tokuçoğlu'nun söyledikleri, darbe hazırlığında oldukları gerekçesiyle tutuklanan generallerin yanında duran Balbay'ın geçmişteki ilişkilerini ortaya koyuyor. Tokuçoğlu ise ispiyonlandığı günden sonra geçen 26 yılda yaşadıklarını şöyle özetliyor: "Biz devlet düşmanı haline getirilirken bu tür arkadaşlar devletin derini ile işbirliği yaptı."

Tokuçoğlu, Ergenokon operasyonunda gözaltına alınan Balbay'ın 'susma hakkını kullanması'na çok içerlemiş. Balbay'a "12 Eylül'de susma hakkın yok muydu ?" diye soruyor. Tokuçoğlu'na gözaltı günlerini ve Ergenekon'la ilgili bugünkü gelişmeleri sorduk.

12 Eylül 1980 öncesinde Mustafa Balbay ile hangi örgütte faaliyet gösteriyordunuz?

TKP ekseninde İlerici Gençler Derneği (İGD) denilen bir örgüt vardı. İzmir'de Balbay ile örgüt içerisinde birlikte çalışıyorduk. TKP'ye gizli üye olmuştuk. Hücre tipi bir örgütlenme yöntemimiz vardı. Her hücre üçer kişiden oluşurdu. Birbirimizi kod adlarımızla tanırdık. Gençlik Örgütlenmesi Hücresi'nde; ben, Balbay ve Mustafa Atılgan isminde bir arkadaşımız vardı. Balbay, Basın Yayın Yüksekokulu'nda okuyordu. Başarılı bir öğrenciydi. Okulu birincilikle bitirmişti. Milliyet Gazetesi'nde çalışıyordu. Mart 1982'de bizim fraksiyonumuza yönelik operasyon oldu. 32 gün İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün siyasi olaylara bakan birinci şubesindeydik. İşkence ve kötü muamele ile karşılaştık.

Balbay sizi ne zaman ispiyonladı?

Günler süren işkenceye rağmen arkadaşlarımı korumak adına ben konuşmadım. Birgün sevgili muhabir arkadaşımız Balbay'ı getirdiler. 'Seni yüzleştireceğiz' dediler. 'Kabul etmiyorum' dedim. Sorgu odasına alındım. Balbay' a sordular: "Anlat bakalım, Bülent Tokuçoğlu nasıl bir adam". Balbay, örgüt kod adımı söyledi. "Sağ yanağında yara izi var." diye tarif etti. Arkasından nerede, nasıl örgütlenme yaptığımızı, benim ona örgüt sorumlusu olarak yayınları verdiğimi söyledi.

Ben yaşımın küçük olduğunu, onun sorumlusu olamayacağımı söyledim. "Ben o zaman partinin yayınlarını taşıyan elemanıyım, yayınları getirip, götürüyordum." diyecek oldum. Balbay "Hayır, Bülent Tokuçoğlu, şu kod isimle benim sorumlumdu." dedi. Bu ifade daha fazla ceza almama sebep olacak cinstendi. Kendi 'ihbarcı konunumu'nu güçlendirmek için altını çizerek, örgütlenme sorumlusu olarak görevimi detaylarıyla anlatıyordu.

Balbay'da gözaltına alındı mı? Hakkında herhangi bir soruşturma yürütüldü mü?

İfadesi sonrasında elini kolunu sallayarak Emniyet müdürlüğünden çıktı. Birkaç kişinin daha aleyhinde ifade verdiğini biliyoruz. Hakkında dava açılmaksızın serbest bırakıldı. 'Bu bir anlaşma' diye düşündük. O zaman torpilliler vardı. Ellerini kollarını sallayarak çıktılar. Tek örnek o değildi çünkü. Devletle işbirliği hep aklımızda kaldı.

Daha sonra bu ihaneti duyurmak için ne yaptınız?

Balbay, 1985'de Cumhuriyet'e geçti. Biz bu süreci, gazetenin yazarlarından Mustafa Ekmekçi, Hikmet Çetinkaya, Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk'a mektuplar yazarak bildirdik. Çetinkaya, o zaman Ege bölge sorumlusuydu. Dedik ki, 'Bu vatandaş geçmişinde pek temiz işler yapmadı. Cumhuriyet Gazetesi o zaman 12 Eylül karşıtı bir muhalefet yapıyor. 'Yakışmaz.' Dedik. Fakat öğrendik ki, Hikmet Çetinkaya da 12 Mart'ta muhbirlik yapmış. Bunların da devletle işbirlikleri var. Zaten Selçuk'un ne olduğu Ergenekon dosyasında ortaya çıktı.

Balbay gözaltına alınca neler hissettiniz ?

Hiçbir insanın gözaltında kalmasını, tutuklanmasını, zor duruma düşmesini istemem. Ama hayatımda ilk kez, Balbay'ın tutuklanmasını istedim. Neden? Sadece, 26 yıl sonra da olsa yaptığının karşılığını görsün. En azından 'suçlar cezasız kalmasın' diye düşündüm. Ama orada da bir hayal kırıklığı var. Mustafa Balbay'ın, İlhan Selçuk'un bu yapılarla güçlü bir işbirliği var ki; paşalar gidiyor, Bunlar gitmiyor. Bunlar herhalde orgenerallerin de üstünde bir yerlerde. Yapılanmada 'gözden çıkarılamayacak yer'deler diye düşünüyorum. Bu işin hakikaten ideolojisti, propagandisti bunlar ki, bırakılıyorlar. 'Feda edilemeyecek kaleler' herhalde.

Bu senaryolu kimler sürdürür. Cüneyt Arcayürek, yaşından dolayı sürdüremez herhalde; ama Balbay sürdürür. Yerine geçtiği Uğur Mumcu gibi bir terör kurbanının köşesinde yazıyor. Kendini kahramanlaştırmaya çalışıyor. Gözaltına alınınca 'polisler koluma girdi' diye espri yaptı. Dizlerinin bağı çözülecekti de onun için girdiler. Bütün bu senaryonun içinde Balbay'a gözdağı verildi. Belki ilişkilerinde ileri gitti. Büyükelçilerle, generallerle görüşüyor. Biçilen rolün dışına çıktı ise biraz da 'haddini bil' denmiştir.

-Aksiyon-

Bu haber toplam 840 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri