Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uyduruk olaya 'trajedi' diyen Vatan yazarı!...

15.10.2010 14:53
"Cumhurbaşkanı Gül'ü suçlayan Vatan yazarının 'hüngür hüngür' ağlatacak üslupla mesajını aktardığı, annesi o gün ölmüş Ahmet Ertaç diye biri de yokmuş... Hayaliymiş..." Taha Kıvanç yazdı.

Taha Kıvanç, Vatan Gazetesi Yazarı Mustafa Mutlu'nun uyduruk bir olaydan Cumhurbaşkanı Gül'ü suçladığı yazısının ayrıntılarını anlattı. Mutlu için isim vermeden sert ifadeler kullandı.

Havaya bak havaya

Allah hiçbirimize böyle bir olay yaşatmasın: Vatan gazetesinin bir yazarı geçen hafta zehir zemberek bir yazıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü bir kadının ölümünden sorumlu tuttu; sonrasında olayın bütünüyle hayali olduğu anlaşıldı.

En iyisi en başından anlatayım.

Vatan yazarı, geçen hafta okuduğunda "Salya sümük ağladım" dediği ve zaman zaman kendisinden 'Ahmet' diye söz ederek tanıdığı hissini verdiği birinin (adı Ahmet Ertaç imiş) bir e-posta mesajını aktardı. Cumhurbaşkanı için kapatılan yolda trafik tıkanmış, Ahmet de vaktinde hastaneye yetiştiremediği annesini kaybetmiş.

Kendisini 'salya-sümük' ağlatan mesajı okuyanları hüngür hüngür ağlatacak bir biçime dökerek...

İstanbul/Levent'te kesilmiş yollar... "On binlerce, belki yüz binlerce insan, sizin geçmenizi bekliyorduk" diye olayı anlatmış mesajın sahibi. Devamını şöyle getirerek: "Anneciğim kollarımda yarım saat Kelime-i Şehadet getirdikten sonra can verdi. / Benim için saat 19.00'da durdu... / Son nefesimi verene kadar sizi hiç unutmayacağım."

"Unutmayacağım" dediği kişi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül...

Yazının çıktığı gün "O saatte ben yolda değildim, konuttaydım" açıklamasını yaptı Cumhurbaşkanı. Orada da bırakmadı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin resmen yaptığı açıklamaya göre işin doğrusu şu: Cumhurbaşkanı Gül söylendiği saatte trafiğe çıkmamış... Dahası, Vatan yazarının 'hüngür hüngür' ağlatacak üslupla mesajını aktardığı, annesi o gün ölmüş Ahmet Ertaç diye biri de yokmuş...

Hayaliymiş...

Genel Sekreterlik, Cumhurbaşkanı Gül'ün ilk günden itibaren "Ben geçeceğim diye sakın yollar kapatılıp vatandaşlara çile çektirilmesin" talimatı verdiğini de duyurdu...

E-posta yoluyla gelen ve her tarafından "Soruştur beni" uyarısı akan bir mesajın gazeteye nasıl girdiğini merak ediyorsanız, etmeyin. Tafrasından geçilmeyen ve kendisini 'büyük' diye tanımlayan gazetelerde sütunlarını kendilerine gönderilen iletilerle dolduran 'yazar' da çok, o tür mesajlarla dolup taşan sütun da...

Yalan, uydurma, yakıştırma, hakaretle dolu...

Birinin bu kez 'suçüstü' yakalanması, cüretini Cumhurbaşkanlığı makamına kadar tırmandırması yüzünden; yoksa saldırıya uğrayan nice vatandaş, hınç mahsulü uyduruk mesajların sütunlara taşınması yüzünden uğradığı mağduriyetleri sineye çekmek zorunda kalıyor.

Suçüstü yapıldı da ne oldu? Yazar, iki gün sonra, "Ahmet'in mektubunu neden yayınladım?" başlıklı bir yazıyla günah çıkardı. (Başlıktaki samimiyet kokan 'Ahmet' sözcüğüne dikkat isterim.) "Kısa yazı büyük yankı uyandırdı" dedi bir yerde. (O kadar 'büyük' yankı uyandırdı ki, bir gün sonra kendi gazetesi manşetten yalanlamak zorunda kaldı.)

"Öncelikle bu trajediye duyarsız kalmadığı için Sayın Cumhurbaşkanı'na teşekkür ederim" derken tamamen hayali olduğu anlaşılmış uyduruk olaydan 'bu trajedi' diye söz edebildi. Hatasını üstlendi, ama kendisini haklı çıkartarak...

Yazının devamı için tıklayınız>>>

Yenisafak.com.tr

Bu haber toplam 1016 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri