Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uzmanından 'kene salgını' uyarıları

19 Haziran 2008 / 16:55
Kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının neden olduğu ölüm-lerdeki artış, “salgın” diye nitelenecek boyuta ulaştı. Uzmanlardan önemli uyarılar geldi.
ÜLKÜ ÇOBAN - MAHİR ALİOĞLU'nun haberi

Sağlık Bakanlığı verilerine göre; kayıtlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından ölüm sayısı 2002-2003 yılında 6 iken, 2007’de 33 oldu, bu yılın ilk 6 ayında ise 25’e yükseldi. Geçmiş yıllarda daha çok Doğu, Güneydoğu’da görülürken, bu yıl Ankara, Çanakkale, İzmir, İstanbul’da da görülmeye başladı. İstanbul İl Sağlık Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Ayşen Gargılı hastalık taşıyan kenelerin gelişimini anlattı, bugünkü durumu “kene salgını” olarak niteledi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’den Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyrini, bulaşma şartlarını anlattı, erken müdahaleye rağmen ölüm riskinin yüzde 10 olduğunun altını çizdi.

NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan Prof. Gargılı, bu hastalığın ilk olarak 1944’te Kırım’da, 1956’da da Kongo’da görüldüğünü, bilimadamlarının iki ülkede görülen virüsün aynı olduğunu belirleyip “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı” olarak tanımladıklarını anlattı.

Türkiye’de ise bu konuda 1930’lu yıllarda yapılan araştırmalara rastlandığını belirten Gargılı, 2002 yılından beri yaygın olarak bilindiğini söyledi.

PROF. GARGILI: KIŞ HAFİF GEÇERSE, KENE ARTIYOR
Prof. Gargılı’nın NTVMSNBC’ye bugünkü duruma ilişkin yaptığı değerlendirme şöyle:

“Bugün ülkemizde başlamış ve yaşanmakta olan bir salgın var. Bunu kesinlikle söyleyebiliyoruz. Olay trajik boyutlara ulaştı. Niye salgın olduğunu anlamak için, son 10-15 yılı incelememiz lazım. Birbirini etkileyen pek çok çevresel etken mutlaka vardır. Bir günde ortaya çıkan bir şey değildir. Küresel ısınmanın gerçekten çok büyük etkisi var. Keneler kışı toprağın altında değişik formlarda bekleyerek atlatıyorlar. Kış şartları ılıman geçerse; belli bir popülasyonun belli bir yüzdesini öldürecek kadar soğuk, don gibi olaylar gerçekleşmezse, bir sonraki seneye o kadar fazla kene canlı olarak kalıyor. Kışı atlatan ne kadar çok olursa, o kadar gelişiyorlar.

BAŞKA BÖCEKLER HASTALIK BULAŞTIRMAZ
“Yaban hayvanları, bu hastalığı taşıyan kenelerin en sevdiği konaklardan.


Sevilen konak çoğalıyorsa, bu konaktaki kene sayısı da artacaktır. Yani konak artışı kenenin artışına da neden olacaktır. Kene popilasyonu arttıkça, virüslü kenelerin oranı artacak, dolayısıyla insanlarla karşılaşma riski artacaktır. Bunlar hep birbirlerini tetikleyen nedenler. Başka böceklerde veya canlılarda da bu virüs olabilir. Aynı konaktan kan emen başka sinek ya da böcekte de olabilir. Ama virüsün saptanması, o canlının vektör (taşıyıcı) olduğunu, başkasına bulaştıracağını göstermez. Bu sadece ‘marginatum’ cinsi kenelerde söz konusu.

İLAÇLAMAK DOĞAL HAYATI ÖLDÜRÜYOR
“Nereyi ilaçlayacaksınız? Bu keneler doğada, ormanda, kırsal alanda yaşıyor. Bütün tarlaları, ormanları, yabani-doğal hayatı ilaçlamanız lazım. Böyle bir şey ne mümkün ne de doğru. Kenenin nüfusunu azaltacağım derken, doğal hayatı ortadan kaldıracaksınız. İlaçlamanın bu hastalıkta etkisi, yararı yoktur. Öyle bir ilaçlamayı büyük şehirlerde yapabilirsiniz. İstanbul’un piknik alanlarında, insanlar için ayrılmış yerlerde, doğal hayata zarar vermeyecek şekilde ilaçlama yapabilirsiniz.

EVCİL HAYVANLARI İLAÇLAYIN
“Ancak evcil hayvanları ilaçlayabilirsiniz. Bu faydalıdır, çünkü keneler bir şekilde evcil hayvanlara da tutunuyor. Evcil hayvanlardan kan emiyorlar, o sürede o hayvandan beslenen diğer kenelere de bu virüs geçiyor. Böylece enfekte kene popülasyonunun artmasına yol açıyor. Evcil hayvanlar kendileri hastalanmıyor ama taşıyıcı kenelerin çoğalmasına yol açıyorlar. İşte evcil hayvanları ilaçlarsak bu zinciri orada kırmış oluruz. O ilaçlamada da çok dikkat edilmesi gereken şey, ilaçların hayvana zarar vermemesi gerekiyor.

HAYVANIN ETİNDEN SÜTÜNDEN BU HASTALIK GEÇMEZ
“Hastalık taşıyan keneler, insanların besin kaynağı olarak kullandığı koyun ve sığırlarda da görülüyor. Ama hastalığın bu hayvanlardan beslenen insana geçmesi mümkün değil. Mezbahada kesilmiş, işlenmiş, kasaptan ya da marketten alınmış, mutfağa gelmiş, pişirilmeye hazır haldeki bir etten hiçbir şekilde KKKA hastalığının bulaşması mümkün değildir. Bu hayvanların, sadece vücutlarında virüs taşıma özelliği var, yani 10 gün içerisinde bu hayvanlar enfekte bile olsa virüs kayboluyor kanlarından. Ayrıca et tüketime girmeden önce saatlerce, soğuk odalarda bekliyor, parçalanıyor, hatta dinlendiriliyor. Bu ette virüsün canlı kalabilmesi mümkün değil; çünkü çok dayanıksız bir virüs. Dış ortam şartlarında birkaç saatte ortadan kalkıyor, canlılığını kaybediyor. Dolayısıyla mutfakta bir risk söz konusu değil.

KENE UZAKLAŞTIRAN RUHSATLI İLAÇLAR
“En iyi önlem insanların eğitimi ve bireysel kontroller yapmalarının sağlanması. Şu anda Sağlık Bakanlığı’ndan ve Tarım Bakanlığı’ndan ruhsatlı ilaçlar var, pek çok etken maddeler kullanılıyor bu ilaçların yapılmasında. Bu ilaçlar, keneyi uzaklaştırıyor ya da üstünüze tırmanmakta olan keneyi öldürüyor. Yurt dışında da böyledir. Herkes kişisel korunmasından bir yerde sorumludur. Yani kendinize dikkat edeceksiniz. Doğayla mücadele edemezsiniz. Eğer bu zinciri bir yerde kırmak istiyorsanız, kenenin size ulaşmasını, tutunmasını ya da kan emmesini engellemek zorundasınız. Bunun en ideal, en mantıklı, en uygulanabilir çözümü budur.”

PROF. ERGÖNÜL: ERKEN MÜDAHALE ÖNEMLİ
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Önder Ergönül ise hastalığın seyri ile ilgili şunları söyledi:

“Kene virüsü bulaştıktan sonra grip benzeri yaygın kas ağrısı, ateş gibi belirtiler oluşuyor. Bu belirtilerden sonra bazı insanlarda kanamalar başlayabiliyor.

Kanamalar herhangi bir yerden ya da birçok yerden olabilir. Bu hastalığın etkisi altında kalmış insanlar, erken safhada ilaç alırsa önemli ölçüde yararını görür. Başlayan kanamalar nedeniyle hastanın kan desteği de görmesi gerekmektedir. Yine de tüm bunlara rağmen ölüm oranı yüzde 10’a yakındır; yani hasta olan her 10 kişiden 1 tanesi kaybedilir.

SOLUNUM YOLUYLA BULAŞMAZ
“Bu hastalık kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşabilir ama asla solunum yoluyla bulaşmaz. Çok önemli bir fark var burda. Solunum yoluyla bulaşsaydı hastaları karantinaya almamız gerekirdi. Hastalığın bulaştığı doktorların tedavisi iyi gidiyor.”

HIFZISIHHA NE DİYOR?
Hıfzısıhha Kurulu, hastalıklı kene ile mücadele için halka ve sağlık personeline yönelik eğitim çalışmalarına hız verilmesi, okullarda eğitim verilmesi, afiş ve broşürlerle tehlikenin ve korunma yöntemlerinin anlatılması, belediyelerin piknik ve park alanlarında uyarıcı levhalar asılması kararı almıştı.

Kaynak:
Bu haber toplam 1368 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri