Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Y-Muhtıra' da kesmedi

23 Mayıs 2008 / 10:12
Salih Tuna'nın yorumu

Ertuğrul Bey'ciğimin başyazarını, şakayla karışık, "Y-Muhtıra" adını verdiği Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisi de kesmemiş.

Daha sertini istiyor.

Bilmem hatırlar mısınız; Yaşar Paşa'nın, içinde Peter Drucker geçen bir konuşması vardı.

Canım nasıl hatırlamazsınız; hani birileri, "Muhtıra gibi açıklama bekliyorduk…" diyerek hayıfın kralını çekmişti.

Yaşar Paşa'nın "laiklik" ve "irtica" konusunda TSK'nin mutad duyarlığını dile getirdiği işte o konuşma Ertuğrul Bey'ciğimin başyazarını hayal kırıklığına uğratmıştı.

Çünkü hazretin ifadesiyle, "somut bilgiye dayalı bir Türkiye resmi" çizilmemişti.

Halbuki "somut" şeyler seviyor; "somut" bekliyordu.

Onun kavlince, Ak Parti'yi laikliğe aykırılığın odağı, uygulamalarını da düpedüz irticadan ibaret saymadıktan sonra, laiklik ve irtica hassasiyetinin "soyut" olmaktan öte bir değeri yoktu.

Şimdi anlaşıldı ki, Ertuğrul Bey'ciğimin başyazarını, tek başına somut da kesmiyor; ayrıca sert istiyor.

Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin somutluğuna itirazı yok; lakin yeterince sert bulmadığı için olsa gerek, tam anlamıyla tatmin olmamış.

Diyor ki:

"Bize kalırsa bildirinin gözlemleri ve teşhisleri birebir doğrudur. Ama bugünkü siyasi iktidarın, 'yargı'yı 'mutlak tarafsızlık' gerekçesiyle, (28 Eylül tarihli bildirideki ifadeyle) 'laik cumhuriyet ve ulusal birlik söz konusu olduğunda taraf olmaktan çıkarmayı' hedeflemesine değinmemiş olması, bildirinin büyük eksiğidir. Çünkü Laik Cumhuriyet için asıl tehlike oradadır."

Gördünüz mü "büyük eksiklik" neymiş?!

Yani, "mutlak tarafsızlık" bahanesiyle "yargı"yı katakulliye getirmeye çalışan siyasi iktidara, açık-seçik bir şekilde, "biz tarafız ve bu taraflılığımızı tavsatmanıza asla izin vermeyiz" denilmeliydi.

Peki denilmedi mi?

Koca bildirinin özeti bu değil mi zaten?

Siyasi iktidara:

"Dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı gibi şaşırtıcı bir inançla…" bize "ayar" vermeye sakın kalkışmayın…

Bir daha da, Anayasa'nın 10'uncu ve 42'nci maddelerinde olduğu gibi "engellenemeyen bir hızla yasallaştırma" olayına girmeyin, biraz ağır olun bakalım…

Hem ağzınızı açmayın, hem de "Avrupa Birliği üyesi hiçbir ülkede Türkiye'de olduğu kadar bağımsız yargı yok. AK Parti'nin kapatılma davasının yargının bağımsızlığı ile değil, yargının tarafsızlığı ile ilgisi var…" şeklinde açıklama yapan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten gibilerin ağzına bakmayın…

Kapatılır mısınız, kapatılmaz mısınız, o bizim işimiz; "Türk yargısını etkileme gayretine girmek suretiyle" işimize burnunuzu sokmayın…

Siz işinize bakın; ekonomiyle, enflasyonla, kanalizasyonla alakadar olun…

Demeye getirilmedi mi?

Daha ne denilsin isteniyor?

İlla ki, Yargıtay eski başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun dediği gibi, "Bir hâkimin laiklik ilkesinin karşısında 'tarafsızım' deme hakkı ve lüksü yoktur…" mu denilecek?

Birazcık üslup farkı olsa olmaz mı yani?

Tarafsız taraflı ile taraflı tarafsız arasındaki fark kadar mesela.

Ne bileyim biraz daha uysal, biraz daha yumuşak.

Gelgelelim, Ertuğrul Bey'ciğimin başyazarı bir türlü tatmin olmuyor.

Hiçbir bildiri, hiçbir konuşmadan tastamam mutlu olmuyor.

Günahı vebali boynuna; belki de darbeler kadar somut, "Alçakları tanıyalım" dediği günlerdeki andıçlar kadar sert şeyler istiyor.

Tatmin olmak nedir bilmiyor; hep daha somut, hep daha sert istiyor.

Kaynak:
Bu haber toplam 788 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri