Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Yahudilere en dost ülke Türkiye'dir'

03 Şubat 2009 / 01:13
Davos'ta Tony Blair'in modaretörlük yaptığı panele, Bosnalı din adamı Dr. Mustafa Ceriç'in sözleri damga vurdu.
20 dinsel otorite Davos'ta biraraya geldi. Tony Blair'in moderatörlük yaptığı panele, Bosnalı din adamı Mustafa Ceriç'in sözleri damga vurdu.

Smajo Hodzic'in çevirisi:

Dinsel otoritelerin birliği programı çerçevesinde Davos'taki Dünya Ekonomik Forumunda "Dinde İnanç" adlı panelde Büyük Britanya ve Komonvelsa'nın(Commonwealth) hahambaşı Jonathan Sacks, Nepal'daki Karuna-Shechen müdürü Matthieu Ricard, ABD'deki Sojourners dergisinin redaktörü Jim Wallis ile birlikte Reisu-l-alam Dr. Mustafa Ceriç konuşma yaptı.

Panelin moderatörlüğünü eski İngiltere başbakanı Tony Blair yaptı.

Günümüzde insanlar ve milletler arasındaki hoşgörüsüzlük ve anlayışsızlık trendinin hoşgörü ve anlayış trendine dönüşmesi konusunda din nasıl etkili olabilir sorusuna, Reisu-l-ulema Ceriç tarihte iki hadise ve biri çağcıl örnek vermek suretiyle Müslümanların İslam sayesinde hoşgörüsüzlüğün hoşgörüye ve anlayışsızlığın anlayışa dönüştürülmesiyle mümkün olduğunu göstermişlerdir.

İlk hadisede bize Yahudi yazarı Standfor Show "Türkiye ve Holokaust" adlı kitabında şahitlik etmektedir. Bu kitapta diyor ki;

Ne Avrupa ve Amerika ne de Türkiye halkı Türkiye'nin öncüsü olan, Osmanlı İmparatorluğu'nun Müslüman veya gayrimüslimlerin, ondördüncü asırdan günümüze kadar, asırlardır sürgüne maruz kalan milletlerin ana sığınak yeri olarak ne ölçüde hizmet ettiğini tam olarak kavrayamadılar. Birçok suretle Türkiye'nin sahip olduğu rolü zaman içerisinde ondokuzuncu yüzyılın başında Amerika Birleşik Devletler'i almıştır.

Eğer bu göz önünde bulundurulursa, dün Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'in konuşması esnasında yüksek ses tonuyla Gazze bombardımanı esnasında İsrail askerleri tarafından aralarında çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlı, yüzlerce masum sivilin öldürülmesini savunmasına karşılık neden Türkiye Başbakanı olan Tayip Erdoğan'ın sinirlendiği anlaşılabilir. Gerek tarihteki gerekse modern çağımızdaki Türkiye'nin Yahudilere karşı olan dostluk örneği, hiçbir Avrupa ülkesiyle kıyaslanamaz. Bundan dolayı Başbakan Erdoğan İsrail'in "dost acı söyler" sözünü hatırlaması ve Gazze'nin acı gerçeğini duyması gerektiğini düşünmüştür. Maalesef İsrail sadece "tatlı dostlarını" dinlemektedir. Acı ve işkence, elindelik ve kendini müdafaa, özgürlük ve onur hiç kimsenin tekelinde değildir.

İkinci hadise ise Müslümanların hoşgörü ve anlayışı, Yahudilerin İspanya'dan sürgün edildikten sonra Sefarad Yahudileri Sarayevo(Saraybosna)'ya sığınması, 1492 gibi çok eski bir yıla dayanmaktadır. Bu konuda Sarayevo Haggadasi şahitlik etmektedir. Onu Bosna Müslümanları gerek ikinci dünya savaşı esnasında gerekse dört sene Sarayevo'nun kuşatması esnasında Sarayevo'daki milli kütüphane Sırp askerleri tarafından, İspanya'daki Kurtuba kütüphanesinin yakılmasının tam beş yüzüncü senesi yıldönümünde 25 ağustos 1992'de yakılmasına rağmen, birçok defa yok olmaktan kurtarmışlardır. Sarayevo Haggadasi hakkında çok kısa bir zaman önce Amerikalı müellif Geraldine Broks Ehl-i Kitap (People of the Book) adı altında bir kitap yayınlamıştır ki bu kitap gelecekte Müslüman-Yahudi ilişkileri konusunda uluslararası çapta ilham kaynağı olabilir.

Üçüncü örnek anlayışsızlığın anlayışa dönüştürülmesi konusunda din nasıl etki edebilir, Almanya'daki Regensburg Üniversitesinde 13 Eylül 2006'da İslam ve Hz. Muhammed hakkında dünyadaki bütün Müslümanları rahatsız den Papa Benedikt'in XVI yapmış olduğu konuşma örnek olarak verilebilir. Papa'nın konuşması sonucunda ortaya çıkan durum dünyadaki barış ve nizam açısından zararlı olduğu görülmek suretiyle, 138 Müslüman alim ve entelektüel, Papa XVI. Benedikt ve bütün Hıristiyan alemine 13 Ekim 2007'de açık mektup göndererek, Müslüman-Hıristiyan ortak değeri olan "Tanrı ve komşuya karşı olan sevgi"ye çağırmışlardır. İslam âlimlerinin ve entelektüellerin bu açık mektubu, en dikkate değer Hıristiyan kişiler tarafından büyük bir destekle karşılandı.

Öncelikle Papa XVI. Benedikt, Kanterberi başpiskoposu Rowan Williams, Luteran'ların başkanı piskopos Hanson, Dünya Baptistler Birliği başkanı Coffey, İngiltere'nin yeni Başbakanı Gordon Brown ve eski Başbakanı Tony Blair'den geldi. Bunun sonucunda geçen sene Amerika'daki Yale ve Cambridge üniversitesinde konferanslar düzenlendi. En son üç gün süren yirmişer Müslüman ve Hıristiyan din adamı tarafından Vatikan'da başarılı bir diyalog düzenlendi. Bu diyalog dostane bir atmosfer içerisinde Papa XVI. Benedikt'in karşılamasıyla noktalanmış olup her iki tarafının isteği doğrultusunda diyalogun konusu"Tanrı ve komşuya karşı olan sevgi" birlik ve beraberlik ruhu içerisinde devamına karar verilmiştir.

Günümüzde insanlar ve milletler arasındaki hoşgörüsüzlük ve anlayışsızlık trendinin hoşgörü ve anlayış trendine dönüşmesi konusunda din nasıl etkili olabilir sorusuna, bir Müslüman olarak cevabım budur. Gerek Müslümanların gerekse Hıristiyan ve Yahudilerin başka bir yol olmadığını, aksine diyalog, hoşgörü ve karşılıklı anlayış içerisinde, her zaman ve her yerde, daha iyi bir dünya inşa etmemiz gerektiğini kavramamız konusunda vermiş olduğum Müslüman hoşgörü örneklerinin hepimize ilham kaynağı olacağını ümit ediyorum.

Filistin'deki durumla ilgili basın açıklamasında Reisu-l-ulema şöyle dedi;

Gazze'den sonra herkes ve özellikle İsrail şunu bilmeli ki, İsrail-Filistin çatışmasında silah çözüm değildir. Ayrıca Gazze'de haksız yere çocuk, kadın ve yaşlıları öldürmek haklı gibi savunulmaz. Sadece diyalog ve Filistinlerin temel hakları olan özgürlük, onur, din, can ve mal güvenliği verilmesi ile İsrail'in barış ve güvenliği sonucunda Ortadoğu ve dolayısıyla dünyada daîmi barış olur.

Kaynak: Rijaset.ba
Bu haber toplam 1012 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri