Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yalçınkaya, yine konuştu

04.06.2010 13:49
Yalçınkaya, Yargıtay Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18. Onur Günü''nün açılış konuşmasını yaptı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ''Ağır bir güven bunalımı, toplumla siyasal kadroların birbirleri ile ayrı düştükleri görüntüsünü ortaya çıkarmış, bu, partiler ve siyasal kadroların, Türkiye'nin sorunlarına çözüm getirebileceği yönünde umut ve beklentileri azaltmıştır'' dedi.

Yalçınkaya, Yargıtay Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18. Onur Günü''nün açılış konuşmasını yaptı.

Onur Günü'ne, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ali Em, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, Yargıtay üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet savcıları ile Yargıtay tetkik hakimleri katıldı.

Yalçınkaya, ''Hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasilerde, soruşturma politikasını belirleyen temel, hukuktur. Ülkemizde sanıldığı gibi gündelik politik çıkarlar değildir. Hukuk kurumlarından birini oluşturan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, bu alandaki önerilerini dikkate almayan uygulamalar ile artan suçlulukla baş etmek mümkün değildir'' diye konuştu.

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Konuşmasında, ''parti içi demokrasiye'' de değinen Yalçınkaya, Anayasa'nın, siyasi partileri demokratik siyasi sistemin vazgeçilmez unsurları olarak tanımladığına işaret etti. Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmalarının da demokratik ilkelere uygun olması gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, şöyle konuştu:

''Batılı anlamda demokrasinin yerleşebilmesi için siyasi partilerin fonksiyonel hale gelebilmesi, milli iradenin parlamentoya tam yansıyabilmesi ve demokratik örgüt yapısı içinde tartışma ortamı yaratılarak, çoğulculuk esasına dayanan, geniş katılımlı siyasal kararların alınabilmesi, adil, eşit ve özgür seçimlerle lider, teşkilat ve adaylar belirlenerek demokratik uygulama yöntemlerinin bulunması, ancak parti içi demokrasinin varlığı ile mümkündür.

Parti için demokrasi, 'siyasi partilerin örgüt için düzenlerinin, demokrasi esaslarına uygun hukuki düzenlemelerle sınırları çizilerek, partilerdeki oligarşik eğilimlerin ve baskıların ortadan kaldırılması, demokratik örgüt yapısının kurularak lider, teşkilat, organlar ve adayların demokratik yöntemlerle belirlenmesi ve karar mekanizmasının tabandan tepeye oluşturulması' sürecidir.''

''DEMOKRATİK YÖNETİMLERDE GİZLİLİĞE YER YOKTUR''


''Demokratik yönetimlerde gizliliğe yer yoktur'' görüşünü dile getiren Başsavcı Yalçınkaya, alınacak siyasal kararların parti organlarında ve parti gruplarında tartışılmasının kamuoyu üzerindeki kuşkuları da ortadan kaldıracağını belirtti. Yalçınkaya, ''Rejimin sağlıklı işleyebilmesi, demokratik kuralların toplumda ortak bir değer oluşturması için de öncelikle parti içi demokrasi gereklidir ve toplumun demokratik kültürü ancak bu yolla oluşturulabilir'' dedi.

Yönetimlerde demokratik olmayan tutum ve davranışlar, diyalog ve uzlaşmadan kaçış, ideolojik aşınmalar ve çıkara dayalı siyasetin siyasal rejimin kilitlenmesine neden olacağını ifade eden Yalçınkaya, şöyle devam etti:

''Yönetilemeyen demokrasi olgusunun en önemli nedeni, uzun zamandan beri ileri sürdüğümüz gibi siyasal sisteme, siyasal kadrolara karşı güvensizlik görüntüsü ve olgusudur. Ağır bir güven bunalımı, toplumla siyasal kadroların birbirleri ile ayrı düştükleri görüntüsünü ortaya çıkarmış, bu, partiler ve siyasal kadroların, Türkiye'nin sorunlarına çözüm getirebileceği yönünde umut ve beklentileri azaltmıştır. Özellikle, siyasal partilerin örgütlenme modellerinin ve iç işleyişlerinin çözümsüzlüğe ve giderek siyasal krizlere yol açtığı bilinmektedir.

Demokratikleşme açısından ilk ve derhal yapılması gereken, 'siyasal sisteme, siyasal aktörlere duyulan bu güvensizlik duygusunun ortadan kaldırılması, güven duygusunun tekrar tesis edilmesi' için Siyasi Partiler Kanunu'nun belirli maddelerinin ve kısımlarının, bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik olarak değiştirilmesi gerekmektedir.''

''ADLİ KOLLUK BAĞIMSIZ OLMALI''

Cumhuriyet savcılarının, görevlerini yerine getirirken adli kollukla çalışmasının kaçınılmaz olduğuna işaret eden Yalçınkaya, adli kolluk kuvvetlerinin ''insan haklarını, sorgu teknik ve taktiklerini, delil toplama ve değerlendirme, kriminalistik bilime, ceza muhakemesi hukukuna, suçlulukla mücadele yöntemlerine, bilgisayar teknolojisine, yeterli teknik elemana ve her türlü teknik araç ve gereç, laboratuvarlara'' sahip olması gerektiğini belirtti.

Yalçınkaya, ''Adli kolluk, siyasi otoriteden tamamen bağımsız, onunla doğrudan veya dolaylı olarak bağlantısı bulunmayan, teminatlı ve savcıya bağlı bir örgütlenmeye sahip bulunmalıdır'' dedi.

GİZLİ TANIKLIK UYGULAMASI

''Gizli tanıklık'' uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçınkaya, ''gizli tanıklığın, amacından saptırılıp, basitleştirilerek kullanılması, sadece gizli tanıklık üzerine kurulmuş bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının, hukuk devleti ilkesine aykırı'' olacağını belirtti.

AA

Bu haber toplam 958 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri