Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yardım değil yatırım

19 Kasım 2008 / 09:04
İHH İnsani Yardım Vakfı'nın GENAR'a yaptırdığı araştırma sonuçları
İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından hazırlanan "Kendi Dilinden Doğu ve Güneydoğu Anadolu Yoksulluk ve Sosyal Durum" isimli araştırma, dün, Eresin Otel'de düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Araştırmaya danışmanlık yapan Doç. Dr. Ferhat Kentel ile sosyolog Ali Bulaç da basın toplantısına katıldı. İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım toplantıda yaptığı konuşmada araştırmanın Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde 3 bin 782 kişi ile yüz yüze anket, 341 kişi ile derinlemesine görüşme ve 42 kişi ile odak grup çalışmaları yapılarak hazırlandığını ifade etti. Yıldırım, "Çalışmamız pek çok çarpıcı veriler içermektedir. Her şeyden önce, hakkında konuştuğumuz insan ne diyor, bunu öğrenmiş olduk. Tüm topluma önemli mesajları var" dedi.
ÇATIŞMA SAHİCİ DEĞİL

Konuşmacılardan yazar Ali Bulaç ise Güneydoğu'da yaşayan insanların veya bölgeden batıya göç eden insanların ayrılıkçı taleplerinin olmadığını belirterek, "Eğer Kürtler ve Türkler arasında sahici bir çatışma olsaydı, Kürtlerin hareket yönü güneye yada doğuya olması icap ederdi ama görüyoruz ki tam aksine kuzeye ve batıya hareket ediyorlar" dedi.

GİTMEK DE İSTEMİYORLAR KALIP BOYUN EĞMEK DE

Doç. Dr. Ferhat Kentel de bu araştırmanın ve daha önceden de yapılan araştırmaların neticesinde ortaya çıkan en önemli sonucu şöyle özetledi: "İnsanlar ya da o bölgede yaşayan Kürtler diyelim, ne bu ülkeden gitmek istiyorlar, ne de boyun eğmek istiyorlar. İnsanların talepleri belli. Kendi dillerinde konuşmak ve kendi kültürlerini özgürce yaşamak."

İHH'nın araştırmasına göre bölge halkı, sorunun bir sebebe göre değerlendirmenin yanlış olduğunu, sorunun ekonomik, etnik, terör, demokrasi ve insan hakları, eğitim ve toplumsal boyutu olduğunu düşünüyor. Araştırma kapsayıcı bir çözüm getirilmediği sürece sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekiyor.


BÖLGENİN TEMEL SORUNU








Bölge halkı sorunların kaynağını birinci derecede ekonomik faktörlerle tanımlamaktadır. Bunlar içinde de işsizlik başı çekmektedir. Bölgenin ekonomik geri kalmışlığına köklü, kalıcı ve sahici çözümler bulunmalı, sosyal kalkınma projeleri hayata geçirilmeli, bölge devletleri ile vize ve gümrük ilişkileri kolaylaştırılmalı, sınır ticareti geliştirilmelidir.





SİYASİ TEMSİLDE KİM ÖNDE








Siyaset ağalara değil halka dayanmalı

Siyasi partiler temsil biçimlerini yeniden gözden geçirmek zorundadırlar. Bünyelerini ağalardan, aşiretlerden ve türedi zenginlerden oluşan siyasal nitelikten arındırmalı.









Terör demokratikleşmeye engel


Terörün kaynaklarına inip sahici ve kalıcı çözümler bulunup hayata geçirilmesi ve sorunun sosyolojik temellerine inilmesi zorunludur. Fiilen kan dökmemiş olup dağa çıkmış herkes için kapsamlı bir af ıkarılmalıdır.Güneydoğu'da PKK'nın varlığı, ülkeyi güvenlik eksenli politikalara mahkûm etmekte, bu da uzun vadede tüm ülkenin demokratik

leşmesinin önünde bir engel teşkil etmektedir. Katı, modernleştirici ulus devlet bakışı, yerini, yine üniter ama daha esnek, yapıcı, paylaşımcı, yereli ve bireyi önemseyen bir modele bırakmalıdır. Konuya egemenlik meselesi olarak bakanlar vardır. Bu bakış açısı halkı devreden çıkaran bir bakış açısıdır. Bundan kaçınılması gereklidir.


Kürt sorunu kimlik meselesi

Bölge halkı soruna, ikinci sırada, "Kürt sorunu" tanımlaması yapmaktadır. Ancak, Kürt sorununun tanımlanması, resmi politika olarak "Kürt kimliğinin tanınması" ve "Kürtçe dilinin serbestleştirilmesi" olarak yapılmaktadır. Bu yapılırken, ülke bütünlüğünün korunmasına da özellikle vurgu yapılmaktadır. Resmi dil Türkçe olmak üzere, isteğe bağlı ana dil veya ana dilde eğitim yapma imkânları Kürtçe veya başka dil konuşan gruplar için tanınmalıdır. Ayrıca Kürtçe seçmeli ders olarak okutulabilir. İleri bir adım olarak üniversitelerimizden birinde Kürdoloji enstitüsü kurulabilir. TRT'de Kürtçe kanal faaliyete geçmeli, özel televizyon yayınlarına izin verilmelidir.


Türkiye'nin AB'ye girmesi gerek

Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesi gerek diyenlerin oranı, Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşanlar için % 57.2, diğer illerde yaşanların için ise % 49,6 ile ilk sırada yer alıyor. Türkiye AB'ye girse de olur girmese de diyenlerin oranı Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayanlar için 29,7 iken diğer illerde yaşayanlar için ise 27,3 olarak görülüyor.


GAP Eylem Planı yeterince bilinmiyor

Ankette önemli bir tespit de Hükümetin önemle üzerinde durduğu GAP eylem planından Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan vatandaşların yeteri kadar haberdar olmaması. Anket, Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayanlardan % 67,4'ünün GAP eylem planından haberdar olmadığını da ortaya koyuyor.


Din bütünleştirici ortak payda

Halkın genelinde ortak payda olan dinin adil, birleştirici ve bütünleştirici gücünden yararlanılmalı, kardeşlik ve işbirliği ruhu güçlendirilmeli, birlik ve beraberliğin bölünme ve parçalanmadan daha yararlı ve hayırlı olduğu fikri anlatılmalı; bu bir eğitim politikası olarak alınmalıdır.









İnsan haklarına tam riayet

İnsan haklarına tam riayet edilmelidir. Her türlü etnik ve bölgesel ayırımlara son verilmelidir. Baskı, işkence, hukuk ihlalleri ve özel uygulamalara son verilmeli, faili meçhuller aydınlatılmalıdır. Bölgenin en öncelikli sorunlarından biri eğitim sorunudur. Okullaşma oranı yükseltilmeli ve okullara ulaşım imkânları geliştirilmelidir. Eğitim, toplumsal barışa katkı sağlayacak bir içerikle toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılmalı. Bu çerçevede, dini eğitimin birleştirici olma özelliği göz önünde bulundurulmalı.


Devletin önyargıları var

Bölge insanına göre sorun, dördüncü sırada "demokratik olup olmama sorunu"dur. Devletin üst bakışında Kürtleri bir sorun olarak görme ön yargısı vardır. Bu ön yargı terk edilmeli. Ön yargılar terk edilince nelerin olabileceği bazı güzel örneklerle tecrübe edilmiştir. Gaffar Okkan'ın ortaya koymuş olduğu yaklaşım, bölgede adalet ve demokrasi sorunu olduğunu ama istenirse çözülebileceğini göstermiştir.


Medyaya büyük görev düşüyor

Türk ve Kürt halkı arasında derin ve kalıcı husumetlere yol açabilecek davranışlardan kaçınılmalı, kışkırtıcı yayın yapan medya üzerinde sivil baskılar arttırılmalıdır. Mesela, farklı etnik gruplardan medya takibi yapan sivil izleme komiteleri oluşturulmalıdır. Kimi medya kuruluşlarının yansıttığı ve zihinlerde oluşturduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile gerçek Doğu ve Güneydoğu Anadolu birbirinden çok farklı olabilmektedir. Uç bir grubun yaptığı gösterinin, bütün bölge yapıyormuş gibi algılanacak şekilde sunulması, bölge insanına bakışta derin ve sarsıcı etkiler oluşturmaktadır.





Kaynak:
Bu haber toplam 856 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri