Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yazıcıoğlu'nun ölümü ve Ergenekon!

17.07.2009 10:54
Danıştay saldırısından birçok faili meçhul olaya kadar uzanan bir "suç geçmişi" olan ve ülkedeki yönetimi, "askeri, darbe yapmaya kışkırtarak" devirmek isteyen bir "terör örgütü" var!
İddia makamının bir tezi var: Danıştay saldırısından birçok faili meçhul olaya kadar uzanan bir "suç geçmişi" olan ve ülkedeki yönetimi, "askeri, darbe yapmaya kışkırtarak" devirmek isteyen bir "terör örgütü" var!

Yiğit Bulut'un yazısı...

"Var mı, yok mu" şimdilik bir şey demek, devam eden yargılama açısından doğru değil.
Yargılama bitecek, hep birlikte sonuçlarını göreceğiz.

Yalnız yargılama bitmeden "düşünmemiz" gereken ve davanın "kurgusu" ile "gelişimini" düşündükçe kafama her gün daha fazla takılan bir olay var: "Yazıcıoğlu'nun ölümü..." Daha doğrusu ister ihmal, ister kasıt sonucu olsun "Yazıcıoğlu'nun hayatının son bulması".

Bu ülke, kendi dağlarına düşen ve bulunsa içindekilerin kurtulacağı bir helikopteri tam 3 gün sonra bulabiliyor...

İşin daha da ilginç tarafı; helikopterde bulunan ve düşme anında sinyal vermesi gereken alet, daha açıkçası "çarpmalarda çalışması" gereken sinyal cihazı çalışmıyor!

Aklıma şu geliyor: Bir Rus helikopteri aynı bölgede topraklarımıza inse, üç gün sonra mı bulacaktık?
Sevgili dostlar, Muhsin Yazıcıoğlu "neden öldürülmek" istenmiş olabilir, bundan kimler ne kazanımlar sağlayabilirler?.. Bence çok iyi düşünmek lazım.

Şimdi soruyorum; bu "ölüm" ve yaşananların Ergenekon "davası ile" birleştirilmesi gerekir mi?.. Gerekmez mi?...

İşte'o' kafa!

BİR gazetenin köşe babası yazmış: "Kimbilir o avluda nice cinsel sapkınlıklar yaşandı!"
Bahsettiği yer, "şarap içiliyor" algılaması altında protestoların yaşandığı "Topkapı Sarayı avlusu"!
Olay da basının bir kısmının anlatmaya çalıştığı gibi gelişmiş değil...

Protestonun yapılış biçimi kabul edilemez ama "insanların hassasiyetlerinin yok sayılması da" bir o kadar hoş görülemez! Konunun bu kısmı "derin", şimdilik oraya girmiyorum...

Sevgili dostlar, benim burada işaret etmek istediğim, yaşanandan çok, en küçük bir olayda bu ülkedeki insanların "ortak geçmişine, ortak değerlerine saldıran"kafalar! Olayla alakası olsun olmasın, her şeyi geçmişimize küfretmek için fırsat sayan "zihniyet"! Her fırsatta aşağıladığı Osmanlı'nın son dönemlerinde başlayan "Batı hayranı, bizim olan düşmanı" mantık!

Sana soruyorum; koskoca Osmanlı imparatorluğu'nu sadece "avluda yaşanan" sapkınlıklardan ibaret gören "köşe babası"! Ne dersin, belki senin de her gün ayağını bastığın başka ne avlularda tarihte nice sapkınlıklar yaşanmıştır! Ne dersin, biraz da onları konuşalım mı?..

Ya 'roaming' gelecek ya kanser olacağız

TÜRKİYE kadar "GSM pazarı" büyümüş hangi "medeni" ülkede "roaming"yok?

Daha açık yazayım; dünyanın neresinde cep telefonu abone sayısı Türkiye kadar olup da "operatörler arası" dolaşım olmayan bir ülke var?

Benim bildiğim yok! Operatörlerin abone sayısı "on milyonları" defalarca katlamış ama "devlet yapması gerekeni" yapıp "dolaşımı" hayata geçirememiş!

Dolaşım çok mu önemli? Ülke ekonomisi ve en önemlisi "sağlığımız için" ne ifade ediyor?

Hemen arz edeyim... Bakıyorsunuz bir "GSM aktarıcısı" yanında diğer operatörün "aktarıcısı", hemen karşısında diğerinin... Üçü "aynı alan" için oraya konmuş ve kapsama bölgeleri çakışıyor...

Bu ne demek ? Şu demek; dolaşım olsa bir veya frekansına göre iki "aktarıcı" ile kapsanacak bölgede, birden fazla "sinyal yayıcı" ve bunlara harcanan "miyarlarca dolar" demek.

Sevgili dostlar, devlet "gerekeni yapmadığı" ve GSM operatörlerinin kaprislerine "taviz vermeye" devam ettiği için Türkiye'nin milyarlarca doları, "bu aktarıcıları" satan yurtdışındaki firmalara gittiği gibi, olması gerekenden kat be kat fazla sinyal "evlerimizin çevresinde" dolaşıyor... Şimdi 3G geliyor, kanserojen etki daha da artacak! Yeni aktarıcılar ve antenler takılacak!

Bu toprakların "en güçlü" otoritesi olması gereken devlet mekanizmalarını yönetenlere sesleniyorum: Bizleri kanser etmelerine ve paralarımızı yurtdışına göndermelerine seyirci kalmaya hakkınız yok! Bu, görevi "ihmal" veya "kötüye kullanmak" değil de ne!
Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri