Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yeni parti yerine CHP'yi Değiştirelim

08 Eylül 2008 / 08:54
81 ilde örgütlenmek kolay iş değildir.
Devrim Sevimay'ın Milliyet'te sürmekte olan 'Sol çıkışını arıyor' başlıklı yazı dizisinin 8. bölümünden bir röqortaj:

ESKİ CHP GENEL BAŞKANI, GAZETECİ-YAZAR ALTAN ÖYMEN:

Konuştuklarımızdan kimileri diyor ki “İlk genel seçime kadar solu hazırlayabiliriz”; kimileri de diyor ki, “AKP yerel seçimden kısa bir süre sonra erken genel seçim yapar ve onu da alır, biz asıl sonraki genel seçime hazırlanalım.” Siz solun önüne ne hedef koyuyorsunuz?
Bence orta ve uzun vadelilerden önce kısa vadeli bir hedef koymak gerek. Sonra o hedef göz önünde tutularak ilerisi için de daha rahat adımlar atılabilir. Bana kalırsa önce Mart 2009 yerel seçiminde pratik başarılar kazanmaya denemeli.
Nasıl bir pratik?
Sol bu yerel seçimlerde bir deneme yapsın. En solundakinden en merkezdekine kadar bir birlikte durma denemesi. Burada büyük parti-küçük parti ayrımı hiç önemli değil, çünkü her parti sinerjisini de beraberinde getirir. Bu denemeyi genel seçimlerde yapamazsınız, yasalar izin vermiyor, ama yerel seçimlerin buna imkanı var ve bence bu fırsatı kaçırmamak lazım.
İlerisi için nasıl bir kazancı olur solun buradan?
Birincisi bu yöntemle İstanbul'u, Ankara'yı ve diğer bazı önemli şehirleri kazanabilir sol. Sadece İstanbul'u veya Ankara'yı kazanmak bile düğümü çözer.
İkincisi, solun içinde diyalog başlar. Hiç kimsenin birbiriyle konuştuğu yok.
Üçüncüsü, benim birlikte durmalılar dediğim sadece partiler değil. “Ben solcuyum” diyen yazarlar var, sol otoriteler var, kendi solda olmasa da bu iktidara karşı seçenek ararken solu düşünen çeşitli merkezler var, “Ben solcuyum” demeseler bile sosyal adalet açısından böyle bir birlikteliğe ihtiyacı olan kesimler var...
En önemlisi de ülkeyi giderek kutuplaştıran bu iktidarın karşısına seçmen oyuyla ciddi bir uyarı çıkmasını isteyenler var.

Ön seçim mekanizması
Peki böyle herkesi kapsayacaksa o zaman bu hareketi solda tanımlamanın bir negatif yönü olur mu, kapsama alanını daraltır mı?
Solun komünizm sanıldığı, “Ortanın solu, Moskova'nın yolu” denen dönemlerde bile CHP yüzde 40'ların üzerine çıktı. Ki o zamanlar bir parti için sol kelimesi başlı başına bir dezavantaj sayılırdı. En kötüsü de din açısından çok kullanılırdı. Şimdi bunlar tamamen ortadan kalktı, hatta sol sempatik bile oldu. Ben sağcı-solcu ayrımı yapılsın demiyorum ama sol lafının da kaybettireceğini düşünmüyorum. Ta ki Türkiye'nin genel ihtiyacını karşılayacak sosyal adalet ve daha demokratik, daha özgürlükçü bir ülke temelinde geniş kesimler bir araya getirilebilsin.
Yalnız tabii büyük bir olasılıkla CHP bu öneriniz için “Ben büyük partiyim; yerel seçime ilişkin kararları ben alayım, herkes de beni desteklesin” diyecek?
Derse yanlış yapar. Onun yerine bir mekanizma bulunmalı. Mesela her il, ilçe için “Burada kim kazanır?” diye sormak lazım. Bunun için bir ön seçim mekanizması da kurulabilir, kamuoyu araştırması da yapılabilir. Kim çıkıyorsa açıklanır, bütün bu geniş kesimler de onu destekler. En azından buna uğraşılır.
Diyelim ki CHP hiçbir sol partiyle ortak hareket etmeyi kabul etmedi ve yerel seçimlerde sol büyük bir darbe daha aldı; sonra peki yola nasıl devam etmeli?
Bir kere program hazır ortada duruyor.

Değiştirmeye çalışmak lazım
Hangi program o?
CHP'nin 1994-1995 programı. “CHP fonksiyonunu bitirdi” falan diyenler oluyor ama bunu diyenler solda iseler bir şu programı okumaları lazım. Sonra neyi zayıf buluyorlar sol açısından, söylesinler. Bu programda sorun yok. Tabii ki geliştirilebilir, ama benim söylemek istediğim sorun CHP'nin programında değil.
Nerede sorun?
Bu programdaki ilkeleri inanarak söyleyebilmek ve bu ilkelerin ışığında somut çözümler ortaya koymakta. Politikacıların kendilerini halka inandırmaları lazım, bu da şu anda herhalde tam başarılamıyor.
Peki ne yapmalı Türkiye solu, o politikacıların değişmesini mi beklemeli?
Bekleyip hiç sesini çıkarmadan oturmayı kastetmiyorum. Değiştirmeye çalışmak lazım.
Bu delege sistemiyle nasıl değişecek?
İşte geçen Nisan'daki son seçimde çıktı Haluk Koç 168 imza aldı. O nasıl olabildi? Asıl ona şaşılabilir, çünkü genel merkez olmayacak her şeyi yaptı. Ama demek ki bu 168 kişi de her şeye rağmen bağımsız hareket edebildi. 15 kişi de Umut Oran'a verdi. Bir kişiye daha verildi. Kurultaya gelmeyen de 31 kişi var.
Yani toplarsak, yönetime verilmeyen 215 oy var.
Genel başkan adayı olmak için 250 oy gerekiyor.

35 kişiyi ikna daha kolay
O zaman yeni parti kurulacağına kalan 35 kişiyi ikna etmek daha mı mantıklı sizce?
Ben asıl olarak CHP ve onun dışındaki tüm sol partiler ve oluşumların bir ortak noktada bir araya gelmesini arar haldeyim. Yani arar dediğim öyle hayal ediyorum.
Çünkü o hayal gibi görünen şeyin bence gerçekleşmesi çok basit. Üç günde olur ve olunca da bütün bu meselelerin çoğu ortadan kalkar.
Siz CHP dışında başka bir seçenek düşünmüyorsunuz değil mi; gerçekçi mi bulmuyorsunuz, yoksa biraz duygusal mı yaklaşıyorsunuz?
Duygusallık da olabilir belki, çünkü ben CHP üyesi olalı 58 sene olmuş, az değil. Ve birçok görevde bulundum ama aynı zamanda bir parti kurma meselesinin o kadar kolay olmadığını da görüyorum. Hiçbir zaman kurmayı düşünen kimselere “Hayır, kurmayın” falan demedim ama 81 ilde örgütlenmek kolay bir iş değildir. Onun yerine CHP'yi değiştirmek, büyük bir halk partisi yapmak, her görüşün kendini içinde bulabileceği bir anlayışa getirmek bence daha gerçekçi.

Hedefleri aynı, stratejileri farklı
Altan Öymen: 1932 doğumlu. Karadenizli. 18 yaşında CHP üyesi oldu. 1977'de CHP'den Bakan. 1999 kurultayında Genel Başkan seçildi. 15 ay sonra kurultaya gitti ve görevi sona erdi. Halen Radikal yazarı ve CHP üyesi.
Tarhan Erdem: 1933 doğumlu. Karadenizli. 20 yaşında CHP üyesi oldu. 1977'de CHP'den Bakan. 1999 kurultayında Genel Sekreter seçildi. 15 ay sonra kurultaya gitti ve görevi sona erdi. Halen Radikal yazarı ve Mayıs 2001'den beri CHP üyesi değil.
Gördüğünüz gibi Erdem ve Öymen birbirlerine asla taban tabana zıt insanlar değiller, bilakis ortak bir geçmişleri, düşünce birlikleri var. Fakat şimdi okuyacaksınız:
Tarhan Erdem: 1-Artık sol demeyelim. 2- Yerel seçimlere göre strateji yapılmaz. 3- Yeni bir program şart. 4- CHP'nin yönetimi değişse dahi CHP değişmez. 5- Yeni bir parti bir yılda kurulur.
Altan Öymen: 1- Sol artık sempatikleşti. 2- İlk hedef yerel seçimler. 3- 1995 CHP programı yeterli. 4- CHP'yi değiştirmeye çalışmak gerek. 5- 35 delegeyi ikna etmeye çalışmak, 81 ilde örgüt kurmaktan daha gerçekçi.
Onların bu görüş ayrılıkları zaten bizim dizimizin ana teması.
Ve bunu hiç karşılaştırmayı düşünmeden, birbirinden ayrı zamanlarda yapılmış söyleşilerde görmek çarpıcı. Ama dikkatinizi çekmek isteyeceğimiz bir husus daha var. O da Öymen de, Erdem de diyor ki, “Hedef sağ-sol değil, kitle partisi olmak!”

Kaynak:
Bu haber toplam 816 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri