Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yök Başkanı'yla Dobra Dobra

14.07.2009 10:49
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, görmeye alışkın olduğumuz, gülümsemeyen YÖK Başkanları'ndan hayli farklı. Sıra dışı kişiliği ile öne çıkıyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, görmeye alışkın olduğumuz, gülümsemeyen YÖK Başkanları'ndan hayli farklı. Sıra dışı kişiliği ile öne çıkıyor. Alabildiğine özgürlüklerden yana, önyargısız bir akademisyen. Zor geçen bir çocukluk dönemi yaşamasına rağmen, çok da iyi koşullarda okumasa da çalışarak hayatını kurtarmış. Mücadelesi ve azmi ile aslında ilginç bir başarı hikayesinin de sahibi olmuş. Türkiye'de hemen herkesin korkulu rüyası olan ÖSS sistemini, Türk yüksek öğretimini, gelecek yenilikleri kendisiyle konuştuk. Özcan, dobra dobra açıklamalarda bulundu, sözünü hiç sakınmadı.

YA SINAV ZORDU YA DA EĞİTİMİN KALİTESİ DÜŞTÜ

ÖSS sonuçlarının açıklanmasından önce ÖSYM’den ham sonuçları aldıklarını belirten YÖK Başkanı, “Barajı aşan öğrenci sayısı geçen yıla oranla 244 bin daha azdı. Açtığımız kontenjanlar doldurulamayacaktı. Biz de taban puanlarda bir ayarlama yaptık” dedi.

YÖK Başkanı olmayı, daha çok öğrencinin üniversiteye girebilmesini sağlamak açısından bir fırsat olarak gördüğünüzü söylediniz. Bu konuda kendinizi başarılı görüyor musunuz?

Kontenjan artışlarında çok iyi bir performans gösterdik. İlk yıl yüzde 25, ikinci yıl yüzde 15 artırıldı. Toplamda yüzde 40 eder. Neredeyse lise mezunu her öğrencimiz için üniversitede yer açmış durumdayız. Ama, eskiden bekleyenler olduğu için haliyle yer sıkıntısı oluyor. Eskiden bekleyenleri bir şekilde eritirsek, üniversite sınavında bir sorun kalmayacak. Mesleki ve teknik eğitime yönlendirmemiz bu yüzden.

Kontenjanlar artıyor da o kontenjanlar doluyor mu?

Geçen sene 23 bin tanesi boş kaldı. Bunlardan 7 bin tanesi lisanstı. Geri kalan 16 bin tanesi ön lisans kontenjanlarıydı. Bir çok öğrencinin üniversiteye girmeyi beklediği bir ülkede 23 bin kontenjanın boş kalması fazla görülebilir. Ama, bu sene o kadar boş olmaz.

HAM NETİCELERİ ALDIK

2009 ÖSS sonuçlarında neden bir düzenleme yapıldı?

ÖSYM bize ham neticeleri verdi, kağıtların yüzde 99'u okunmuştu. O ham neticelere göre barajı aşan öğrenci sayısı geçen yıla oranla 244 bin daha azdı. Ya imtihan zor geldi çocuklar barajı aşamadılar, ya da liselerde verilen eğitimin kalitesi düşmektedir, o yüzden aşamadılar. Hal ne olursa olsun, geçen seneye oranla daha az çocuk barajı geçmiş durumda. Kontenjanlar da 90 bin civarında arttırılmıştı. Açtığımız kontenjanlar doldurulamayacaktı. Biz de kontenjanlar boş kalmasın diye küçük bir ayarlama yaptık. Geçen sene taban puanları biraz daha aşağıya çekmiştik. Bu sene de ona benzer başka bir teknikle yine bir ayarlama yaptık.

ÖSS sistemi gelecek sene yine değişecek, yeniden iki basamaklı sisteme dönülecek neden?

İki basamaklı siteme geçmemizin nedeni, herkesin dile getirdiği o meşhur "190 dakika içinde kaderimiz belli mi olacak?" sorusu. Gerçekten insanlar haklı. Bunu yaymak istedik. Öğrenci üzerinde, bırakın öğrenciyi veliler üzerinde büyük bir stres yaratıyor.

Bu yeni sistem öğrenciye ne gibi avantajlar sağlayacak?

DERS YÜKÜ KALKACAK

Bizi bu sisteme iten en önemli neden insanları gerçekten ilgili oldukları alana yönlendirmek. Onun için ikinci aşamayı, iki oturumlu cumartesi, pazar veya bir hafta aralıklarla yapmayı planlıyoruz. Testlere ya da konulara daha fazla önem vermeyi düşünüyoruz. Onun için test sayısını fazlalaştırdık. Üniversitelere "bölümünüze hangi kombinasyonla öğrenci almak istiyorsunuz" diye sorduk. O bilgiler geldi, arkadaşlar o bilgiler üzerinde çalışıyorlar. Mesela, psikoloji bölümü hangi kombinasyonla öğrenci alacak, Türkçe, matematik, sosyal ne kadar olacak, bunlar yüzde olarak belirlenecek ve bir profil ortaya çıkacak. "Şu bölüm şu puanlarla öğrenci alacak" denilecek. Öğrenci o testlerden ilgili olanı seçeceği için büyük bir ders yükünün de altında kalmayacak. Bütün derslere aynı şekilde hazırlanmak gibi bir durumla karşılaşmayacak. İstediği dal hangi dersleri almasını gerektiriyorsa, o testleri alıp yoluna devam edecek. Eskisine nazaran son derece çağdaş bir sistem.

GEÇİŞE İMKAN VERİLECEK

Sistem gelecek yıl tam olarak uygulanabilecek mi?

Evet, önümüzdeki yıldan itibaren uygulanacak. Bildiğiniz o klasik problemlerden hiçbir tanesi olmayacak, ağırlık olmayacak, alan sınırlaması olmayacak. Öğrenciler başarılı oldukları alanda okuyacaklar. Bir öğrenci psikolojiden biyolojiye mi gitmek istiyor, gidebilecek. O tür geçişlere imkan verecek bir sistem yaratmak zorundayız ve bu sitemi yaratmak için uğraşıyoruz.

ZAM ENFLASYON KADAR

Harçlara yapılan zam oldukça tepki gördü, zam oranını nasıl belirliyorsunuz?

Ülkedeki enflasyon ne kadarsa artışı kararlaştırırız. Enflasyon yüzde 8 civarındaydı, biz de harçlardaki artışı yüzde 8 yaptık.

Ama 2. öğretimdeki harçlar yüksek...

İkinci öğretimde, harçlara hiçbir zaman YÖK karar vermiyor. Üniversitelerden teklif geliyor biz sadece onaylıyoruz.

YÖK'Ü SİYASETTEN UZAK TUTMAK İSTİYORUZ

Ergenekon Soruşturması çerçevesinde bazı akademisyenler gözaltına alındı, bazıları tutuklandı...

Ben bu konulara girmiyorum. YÖK'ü gerçekten siyasetten uzatmak istiyoruz. Bizden önceki 12 yıla bakarsanız, bu dönem hep hükümetlerle kavgalı geçti. Bundan ne kazandık? Hiçbir şey kazanmadık. YÖK'ün hali ortada, YÖK alt yapısı bile olmayan bir kurum haline geldi. Arabası, servis araçları, çalışanların özlük hakları pek çok ihtiyacı karşılanmamış, unutulmuş. Siyasetle uğraşıp, onunla bununla kavga etmek yerine, biz gerçekten bilimsel olan konularla ilgilenmeye, üniversitelerimizi de o bilimsel mecraya çekmek istiyoruz. O yüzden siyasi konulardan özellikle uzak duruyorum.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ

Vakıf üniversitelerinin kurulmasında özellikle mali açıdan yeni yükümlülükler getirdiniz, neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duydunuz?

Üniversite açacaklardan, 15 trilyon, meslek yüksek okulu açacak olanlardan 5 trilyon civarında mal varlığı istiyoruz. Bunu yapmak zorundayız. Neredeyse birazcık parası olan herkes vakıf üniversitesi açma kararı alıyordu. Bu geleceği belli olmayan üniversitelerin açılmasına sebep olabilirdi. Elimizde 15 tane bekleyen vakıf vardı, 7'si o şartı karşılayamadı, sayı yarı yarıya düştü. Sürdürülebilir olmasına önem veriyoruz. Bu okullar kalıcı olsun istiyoruz, bunlar da vakıfların güçlü olmasına bağlı.

Mesleki eğitime çok önem verildiği söyleniyor, bu biraz lafta mı kalıyor?

Mesleki teknik eğitiminin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili 2 boyutta çalışma yapıldı. Meslek yüksek okullarında iki yıl, dört sömestr olan okulları iki yıl, altı sömestre çıkarmayı planlıyoruz. Bu altı sömestrin üçünün okulda, teorik derslerde, kalan üç sömestrin de pratikte, sanayide, uygulamada geçmesini düzenlemek istiyoruz. Bu süre içinde staj yapacak öğrencilere asgari ücretin üçte biri, ya da yarısı kadar ücret verilmesini ve sigortalanmalarını sağlamayı düşünüyoruz ki program başarılı olsun. Meslek yüksek okullarına imtihansız geçişi kaldırdık. Okullar bu değişikliklerle birlikte endüstrimizin ve ekonomimizin ihtiyacı olan nitelikli ve nicelikli insanları mezun edecekler. Bence Türkiye'nin en önemli projelerinden bir tanesi budur.

TEKNOLOJİ FAKÜLTELERİ

Mevcut okullar yeterli mi bunun için?

Bizim meslek yüksek okul düzenlemelerinden daha çok yapmak istediğimiz, Türkiye'de daha önceden de kurulmaya çalışılmış, fakat bugüne kadar kurulamamış teknoloji fakültelerini kurmak. Bu fakülteler "uygulama mühendisleri" denilen mühendisleri üretecekler. Bunu yapabilirsek Türkiye'nin önü gerçekten açılacaktır. Belki de Türkiye'ye en büyük katkımız 4 sene içinde bu okulları kurup, mezun vermelerini sağlamaktır. Bunlar yeni, biraz da pahalı yapılar olacak, birazcık özen göstermeniz gerekiyor. Klasik eğitime nazaran herhalde öğrenci maliyeti üç misli olacak.

GÖREV SİZİN HOCAM

YÖK Başkanı olmayı bekliyor muydunuz? Süreç nasıl gelişti?

32 tane cv toplanmış. Eleye eleye iki kişi kalmış. Ondan sonra bir şekilde mülakat yapıldı. Cumhurbaşkanımızl ile tanıştırıldım, bir saat konuştuktan sonra "görev sizindir hocam" dedi. Cumhurbaşkanımızı da Başbakanımızı daha önceden tanımıyordum. Hiç hazırlığım yoktu

YÖK Başkanlığı için bir hazırlığınız var mıydı?

İşin en kötü tarafı da buydu zaten, hiçbir hazırlığım yoktu. Öğretim üyesi olduğum için haliyle neler olup bittiğini biliyordum, ama önceden haberim olsaydı belki neler yapabilirim diye bir hazırlığım olabilirdi. Herhangi bir öğretim üyesi bu görevi üstlenebilir ve altından kalkabilir.

Sizden önceki YÖK başkanlarıyla hiç görüştünüz mü?

Sadece Erdoğan Teziç Hoca ile görüştüm. Teziç Hoca, ben makama oturduktan 15 dakika sonra beni aradı.

YÖK YASASI DEĞİŞECEK

Artık iyice alıştınız sanırım görevinize, 2547 sayılı YÖK Yasası'nı değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

YÖK Kanunu, anayasa gibi önemli kanunların değiştirilmesi gündeme gelince toplumda büyük tartışmalar çıkıyor. Bu tartışmalar bazı kırılmalara neden oluyor. Nokta atışı yapacağız. 2547 tamamen değiştirilmeyecek, küçük küçük gelecek değişiklikler.

YÖK Başkanı olduktan sonra size göre mevzuatta yapılan en önemli değişiklik nedir?

Öğretim elemanı alımıyla ilgili yönetmelikte çok önemli bir değişiklik yaptık. Bu, Türkiye'nin 15-20 yılını içine alacak. Torpile, sübjektif değerlere açık olan bütün noktaları kaldırdık.

BÜROKRATA YENİ İMKAN

Yeni üniversiteler açılıyor, bu üniversitelerdeki akademisyen ihtiyacı nasıl karşılanacak?

5 yıl bir sıkıntı yaşanabilir. Bunun için de çeşitli tedbirler aldık. Üniversiteler yurt dışından öğretim üyeleri getiriyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK bu yıl bin 400 civarında öğrenci, daha sonraki yıllarda da biner öğrenci olmak üzere 5'inci yılın sonunda 5 bin 400 öğrenciyi yurtdışına yollayacak. TÜBİTAK, doktora için senede bin kişi yollama kararını almıştı. YÖK de bu yıl 140 öğrenciyi gönderecek. Emeklilik yaşını, yeni açılan üniversitede çalışma şartı ile 67'den 72'ye çıkardık. Böylece 5 yıllık bir zaman da oradan kazandık. Bunun yanında Meclis'te hem Tam Gün hem de Döner Sermaye Kanunu var. Döner Sermaye Kanunu'nun içine dışarıdan anlaşmalı öğretim üyesi çalıştırma şartını koyduk. Üniversiteden ayrılmış, bürokraside çalışır durumda olanlar bir, iki ders vermek için tekrar üniversiteye kazandırılabilir.

YUSUF ZİYA ÖZCAN KİMDİR?

15 Mart 1951'de Polatlı'da doğan Prof. Yusuf Ziya Özcan, 1973 yılında Ankara Üniversitesi'nden mezun oldu. Yüksek lisansını 1978 yılında Chicago Üniversitesi’nde, doktorasını da yine aynı üniversitede 1981 yılında tamamladı. 2003 yılında ODTÜ'de profesör oldu. Eylül 2003- Ağustos 2004 tarihleri arasında ODTÜ Sosyal Bilimler Fakültesi Başkanlığı görevini yürüttü. Ocak 2004'ten beri FulBright Komisyonu üyesi ve Başkan Yardımcısı. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ve ODTÜ'de sosyoloji dersleri veren Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan aynı zamanda Ankara merkezli düşünce araştırma kuruluşu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun Bilim ve Danışma Kurulu Başkanlığı ile Uluslararası Güvenlik ve İnsan Hakları Araştırma Merkezi üyeliğini yürütüyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 10 Aralık 2007'de YÖK Başkanlığı'na Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ı atadı.

Bugün
Bu haber toplam 1694 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri