Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yugoslavya'dan ders almak gerek

13 Mayıs 2008 / 11:26
Can Dündar'ın yorumu

Yugoslavya'dan kimler ders almalı: Ana karadan kopacak toprak parçasını bir mutluluk adası sananlar... Ve o kopmayı önlemek için milliyetçi fanatizmi kullananlar...

Bugünlerde gösterilen Mavi Jeans reklamını Saraybosnalı yönetmen Emir Kusturica çekti.
Kusturica reklamda “Yeraltı” filminin unutulmaz final sahnesini yeniden canlandırıyor.
O sahnede, üzerinde çılgınca eğlenen insanlarla ana karadan kopan toprak parçası, bir mutluluk adasıdır. Ülkesi iç savaştaki bir ülkenin yönetmeninin bir arada yaşam ütopyasıdır.
Oysa, bildiğiniz gibi, sonuç öyle olmadı.
Birbiri peşi sıra Yugoslavya'dan kopan kara parçaları daha çok mutsuzluğa yol açtı. Her isyan, ardından sert bastırma tedbirleri getirdi. Baskı, milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını körükledi. Milliyetçilik, yeni etnik isyanları ateşledi. Bu sarmal, 17 senede Yugoslavya'dan 7 ayrı devlet çıkmasıyla sonuçlandı.
Kusturica mı?
Kendisini o filmde Sırp milliyetçiliği yapmakla eleştirenleri haklı çıkarırcasına Miloseviç çizgisine girdi. Müslüman babasının evi saldırıya uğrarken, o, Bosna'yı terk etti. Adını değiştirip Ortodoksluğa geçti.

Açık hava müzesi
Geçen hafta yaptığım Balkanlar turunun Belgrad durağında Yugoslavya örneğinin bizim için ne kadar öğretici olduğunu düşündüm hep...
Sakarya'daki türden etnik çatışmalar başladığında, bunun nasıl kanlı bir dağılma süreciyle sonuçlandığını anlatmak için Yugoslavya'yı anlatan filmler yayımlanmalı bence...
Belgrad'a turlar düzenlenmeli; o iç savaşın sonunda bombalanan ve ibret olsun diye hâlâ onarılmadan korunan askeri binalar bir açık hava müzesi gibi gezilmeli.
Yugoslavya'nın nasıl böyle paramparça olduğu, “Büyük Sırbistan hayali”nin Sırbistan Karadağ'ı nasıl 3'e böldüğü, bölündükçe insanların nasıl nefretle birbirlerine girerek yeni bölünmeleri hazırladıkları anlatılmalı...
“Bize bizden başka dost yok” zihniyetinin nasıl toplumu içe kapatıp yoksullaştırdığı, ayrılıkçılıkla milliyetçiliğin nasıl birbirine sürtündükçe keskinleşen iki bıçak gibi her tarafı kanattığı ortaya konmalı...

Osmanlı düşmanlığı
Salı günü, Sırp milliyetçilerinin örgütü Sırbistan Radikal Partisi'nin seçim mitingini izlerken ürperdim.
Milliyetçi marşlar çalınıyor, Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde etnik temizlik suçlamasıyla yargılanan Seselj'in resmini taşıyan bayraklar dalgalandırılıyor, kalpaklı gençler AB karşıtı sloganlar atıyordu.
Duvarlarda “Kosova bizimdir: 1389” yazıyordu.
Bu, Sırp milliyetçiliğinin doğum tarihi kabul edilen Kosova savaşının tarihiydi. Bütün fanatik milliyetçiler gibi Sırp milliyetçileri de meşruiyet ve güçlerini, tarihe ve yabancı düşmanlığına dayandırıyordu.
Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi Batı karşıtı milliyetçi söyleme ve “Rusya'ya yanaşalım” taleplerine hız vermişti. Buna karşılık “Avrupalı Sırbistan Koalisyonu”, “Kosova için ağıt yakacağımıza ileriye bakalım. Asıl sorunumuz yoksullaşma... Çıkışımız AB'de” diyerek seçime girdi.
Pazar günkü seçimde Sırp seçmenlerin çoğu ikinci görüşe oy verdi. Sandıktan Batı yanlısı koalisyon çıktı. Radikaller yarışı ikinci tamamladı. Ancak AB yanlıları tek başına çoğunluğu sağlayamadığı için bir “milliyetçi ittifak” alternatifi de var.

İki kesime ders
Tanıdık tartışmalar değil mi?
Yugoslavya örneğinden ders alması gereken iki kesim var:
Ana karadan kopacak toprak parçasını bir mutluluk adası sananlar...
Ve o kopmayı önlemek için milliyetçi fanatizmi kullananlar...
Sırbistan'ı izlemeye devam edelim.

Haber7 - Milliyet

Bu haber toplam 1158 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri