Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yurt dışından bir başarı öyküsü

08.11.2010 01:28
İsveç'te 2.Neslin başarılı temsilcilerinden, İşadamı ve siyasetçi Mustafa Tümtürk'ten Avrupa'da yaşayan Türklere yol gösterecek bir söyleşi...

ATİLA ALTUNTAS/STOCKHOLM

İsveç'ten başarılı bir potre, BARONEN Ekmek fırınI sahibi siyasetçi ve iş adamı Mustafa Tümtürk. 1964 yılında Konya’nın Kulu ilçesinde doğan Mustafa Tümtürk okumak için 11 yaşında İsveç’e gelir. İsveç’e gelme amacı sadece okuyup liseyi bitirmek, daha sonra tekrar memleketine dönerek eğitiminin geri kalan kısmını Türkiye’de tamamlamak ve hayata atılmaktır.

Mustafa Tümtürk hayallerini gerçekleşmesini beklerken, bir anda kendini İsveç’in siyasi ve Ticari hayatında bulur. 20 yıldır İsveç’te ticaret yapan Tümtürk 55 kişinin çalıştığı ve bir çok ekmek çeşitinin satışı yapıldığı, 5 dükkan, ve büyük bir Ekmek fırını ile İsveç hizmet sektörünün önemli simalarından biri oluverir. Mustafa Tümtürk’le doyurucu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizi nasıl tanıtmak istersiniz?

1964 yılında Konya’nın Kulu ilçesi Yaraşlı köyünde doğdum. Babam beni 11 yaşında okumam için İsveç’e abimin yanına gönderdi. Ortaokul ve liseyi bitirdikten sonra Üniversitede sosyoloji ve Etnoloji kurslarını okudum. Çok aktif biri olduğum için çeşitli dernekler ve sivil toplum örgütlerinde faklı görevler aldım. İsveç siyasetinde de bir fiil aktif olarak görev yaptım.

İsveç’e ilk geldiğinizde ne tür izlenimlere sahip oldunuz?

Buraya gelmeden önce Ankara’da yaşıyordum. Tabi Ankara daha kalabalık ve gürültülü bir kent olduğu için Stockholm’de ki sakinlik ve düzen ilk dikkatimi çekenler arasında idi. Ayrıca, o zamanlar İsveçliler pek siyah saçlı ve esmer insan görmediklerinden dönüp dünüp dikkatlice bize bakıyorlardı.

İsveç’te sürekli kalmaya başladıktan sonra hayatınız nasıl gelişti?
Türkiye’den 5. Sınıfı bitirdikten sonra geldim ve hemen okula yazıldım. Çocuk yaşta geldiğim icin 8 ayda İsveççeyi öğrendim. Hatta bir seferinde Metroda giderken sarhoş bir İsveçli ile karşılaştım ve biraz sohbet ettik. Ne zamandan beri İsveç’te yaşadığımı sordu? Bende ‘’8 ay’’ deyince çok şaşırdı ve ‘’bu kadar kısa zamanda bu kadar iyi İsveçce ögrenilmez beni sarhoş diye kandırma’’ dedi.
Daha sonra siyasete ilgi duydum. 79 seçimleri vardı. Okullarda konuşma yapıyorlardı. Sosyaldemokratların o zamanki söylemleri beni çok etkiledi. 79 seçimleri öncesi partiye üye oldum ve Skärholman bölgesinde Sosyaldemokrat parti gençlik kollarına yazıldım ve siyasi hayatım böyle başladı.

Siyasi hayatınızda istediklerinizi elde ettiniz mi?

Sosyal demokratların gençlik kollarında siyasete başladım ve çok meraklıydım. Partinin tüm kurslarına yazıldım, aktif olarak farklı kollarda görev yaptıktan sonra 2002 seçimlerinde ilk defa Sosyal demokrat partide 17. sıradan Türk kökenli birisi olarak aday gösterildim. Milletvekili olamadım ama Türk kökenli biri olarak ilk defa Stockholm belediyesine encümen azası olarak seçildim. 2006 yılında da tekrardan Stockholm belediyesine Hasan Dölek’le beraber encümen azası seçildik. 2010 yılında seçimlere katılmama kararı alarak siyaseti bıraktım. Çünkü siyasetle, ticaretin bir arada yürümediğini gördüm ve tercihimi ticaretten yana yaptım.

Vakıf ve Dernekçilik merakınız nerden geliyor?

1977 yılında Türkler Stockholm’ün Bredeng bölgesine yeni yeni taşınmaya başlamışlardı. Dernek kurmak için boş lokal aradıklarını söylediler. Tam o sıralarda Bredeng’de Yeşil Ay derneğinin narkotik ve içkinin kötülükleri hakkında seminerleri vardı. Bende seminere SD Partinin gençlik kollarını temsilen bir konuşma yaptım. Konuşmam Yeşil Ay derneğinin başkanının dikkatini çekmiş, yanıma geldi ve biraz sohbet ettik. Bende dernek için lokal aradığımızı söyledim. O da sağ olsun bize lokal buldu. 1979’da O bölgede ilk Türk derneğini kurduk ve benimde dernekçilik hayatım bu şekilde başladı.

18 yaşında İsveç Türk İşçi Federasyonun yönetimine girdim 2 sene orada görev yaptım. Daha sonra yeni kurulmus olan İsveç Türk Gençlik Federasyonunda 7 yil genclik sekreteri olarak calistim.


Ticarete nasıl atıldınız?

Federasyonu bıraktıktan sonra iş yapmaya karar verdim ve ilk iş deneyimim çalismak için girdiğim Seyehat acentasında, bir arkadaşla ortak olmakla basladi. 7yıl bu işi yaptıktan sonra, yalnız başıma iş yapmaya karar verdim ve Stockholm’ün merkezinden, Ekmek satış dükkânı aldım. 3 yıl sonra Ekmek fırını satın aldım, bu arada Ekmek satış dükkânını da 3’e çıkardım. İsveç’te Ekmek talebi yoğun olduğu için fırını büyüttüm pasta ve hazır yemek satmaya da başladım.

Şu anda 400 çeşit ürünümüz var. 120 civarında ekmek çeşidi, 130 civarında yaş pasta ve tatlı çeşidi çıkarıyoruz. Ayrıca salata, sandviç, hazır yemekte çıkarıyoruz.

Bu ürünleri siz kendi dükkânlarınızda mı satıyorsunuz?

Bu ürünlerden kendime ait 5 dükkânım var orada satıyorum. Ayrıca Marketler zincirlerine hazır yemek ve tatlı satıyoruz. 5 yıldızlı otellerin ve Uçak şirketlerinin birinci sınıf yolcularına ikram ettikleri tatlılarını da biz yapıp satıyoruz. Stockholm’de ki kafeteryalara, ekmek ve tatlı verdiğimiz gibi askeriyenin hazır yemeklerini de biz yapıyoruz.

İsveç’te iş yapmak isteyenlere ve marka olmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Birincisi iş yapacakları branşı iyi tanımaları lazım. Yapacakları işi çok iyi bilmeleri ve sevmeleri lazım. Kaliteden kesinlikle ödün verilmemeli, daima uzun vadeli düşünülmeli. Rekabet yaptığın aynı branştaki diğer firmalarla iyi ve güvene dayalı ilişkiler kurulmalı. Sürekli yeniliğe ve gelişime açık olunmalı.
İsveç’te ki Türkler Ticarette başarılılar mı?

Türkler burada daha çok küçük esnaf olmayı yeğledi. Restoran, Kafeterya, Pizza dükkânı gibi hizmet sektöründe boy gösterdiler. Herkes şunu anladı biz burada kalıcıyız. Bu perspektiften bakarak çıtayı yükseltmemiz lazım. Bir araya gelerek dayanışma ve işbirliği içerisinde büyük çapta iş yapabiliriz. Şu anda insanımız kendi çapında büyümek istiyor oda vakit alıyor. Önümüze bir hedef koymamız lazım. Fabrikalar açmalıyız, Holdingler kurmalıyız. Ne kadar güçlü ve bilinçli olursak, yeni yetişen gençlerde ona göre kendilerine hedef kor. Pizza dükkânı, Restoran almak yerine modern çağın gerekleri ne ise ona göre hareket ederler.

İsveç’te ki Türklerin durumunu nasıl görüyorsun?

40 yıl önce buraya gelinirken bir felsefe ile bir söylemle gelindi. Bu söylemler altında 30 yıldır yatırımlar Türkiye’ye yapıldı. Bu bir süreçti ve bu süreç bana göre bitti. Ümitsiz olmamak lazım. Bu insanları hiçbir zaman , ‘siz neden burada Türkiye’yi daha iyi savunmadınız. Neden etkili bir lobi oluşturmadınız? Neden şunu yapmadınız? Neden bunu yapmadınız? ‘gibi eleştirerek suçlayamayız. Onların geliş felsefesi belliydi ve bunda da başarılı oldular. Bu bir süreçti ve bu süreç 40 yılsonunda bitti. Şimdi yeni bir süreç başlıyor. Eski yargılayıp eleştirerek enerjimizi boşa harcayacağımıza, başlayan yeni süreçte, ne yapabiliriz? Bunlar üzerinde kafa yormamız lazım.’’

Son olarak buradaki gençlere ne tavsiye edersiniz.

Gençlerimizin yaşadığımız bu toplumu daha iyi tanıyabilmeleri için İsveçlilerin bir derneğe üye olsunlar. Derneğin yönetiminde bulunsunlar ve oradan aldıkları tecrübe ile siyasete girsinler. Yani kısacası şunu demek istiyorum; Gelecekte İsveç’te söz sahibi olmak istiyorsak, İsveç toplumunun gelişimine katkı koyan bir grup olmak için, siyasi, kültür ve ticaret alanında güçlü olmamız lazım bunu yapabilmemiz içinde gençlerimizi teşvik etmemiz lazım…

 

lapetite_bild.jpg

svallings_bild.png

004.20101108005838..jpg

001.20101108005852..jpg

007.20101108005909..jpg

003.20101108005924..jpg

amandas_bild.png

systrarna_bild.png

Kaynak:
Bu haber toplam 4222 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri