Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Zındıka komitesi

08 Ağustos 2008 / 07:29
Bediüzzaman'ın Risâlelerde yer yer bahsettiği zındıka komitesi veya cereyanı şimdilerde Ergenekon operasyonu kapsamında su yüzüne çıkıyor ve anlamı şimdi anlaşılabiliyor.
Bu, zaman zaman herkesi kendisine âlet eden bir cereyan. Bu bağlamda, Ergenekon soruşturması gizli zındıka komitesini ele veriyor ve bu derin oluşumlara bir nebze ışık tutuyor.

Aslında, Ergenekon gibi oluşumlar geçmişte, Bediüzzaman'ın da işaret ettiği oluşumların bir ucu ve günümüze izdüşümü, yansımasıdır. Ergenekon yapılanması adeta bir Masonik örgütlenme biçimi. Ümit Sayın gibilerin isimlerinin de Masonik yapılanmalar arasında anılması herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerek. Kendi aralarındaki elektronik yazışmalarda bu derin dinsizlik cereyanı ap açık bir surette sırıtıyor. Zaten zındıkanın anlamı şudur: İslâm toplumlarında gizli dinsizlik akımı. Bu zevatın elektronik postalarında da adeta bu akımın izlerini sürüyorsunuz. Adamlar dini insan aklına bir tecavüz ve onun iğdiş edilmesi olarak görüyorlar. Güya aklı tecavüzden Kemalizm kurtarmış (Bakın: Gölge İktidar, Şamil Tayyar, s: 227).

Adamlar, Kemalizm ile dini barıştırmaya çalışan, başta '21'inci yüzyıl İslâm faşizmi yüzyılı olacak' diye kehanette bulunan Cemal Kutay, Kenan Evren ve Toktamış Ateş gibileri bile 'sahte Atatürkçü' olarak görüyorlar. 'Sahte Atatürkçülük' kavramını bir kod ve şifre haline getirmişler ve bilûmum kendi yandaşı muhaliflerine karşı kullanıyorlar. Buna mukabil, İlhan Arsel'i model olarak gösteriyorlar. Tabiî ki Turan Dursun da üst pirleri olsa gerektir. Zaten İlhan Arsel de, kulakları çınlasın Ergün Göze'nin yazdığı gibi pir ile pireyi birbirine karıştırmıştı. Geçmişin Özdemir İnce'si gibiydi.

Dinin aklı iğdiş ettiği iddiasına gelecek olursak. Bu hususta onlara ancak Mevlânâ'nın diliyle cevap verebiliriz. Mevlânâ, Allah yerine Moğollardan korkan korkaklara şöyle hitap eder: “Biz Moğollardan değil, onların yaratıcısından korkuyoruz...” Yaratıktan değil Yaratıcıdan korktuğunu söylüyor. Biz de akla değil, onun sahibine ve yaratıcısına inanıyoruz.

***

Bu takımın yazışmalarından anlıyoruz ki, Hasan Sabbah gibi dailer zinciri veya hiyerarşisi, skalası kurmuşlar ve dinsizliklerini tepki çekmemek için alt tabakadakilerden gizliyorlarmış. Ancak kendi içlerinde beş yıl kalarak; fikirleri içinde yoğrulanlara ve eriyenlere gerçek düşüncelerini ve niyetlerini açıyorlarmış. Dini anlayışla alâkalı sırlarını ancak beşinci dairedekilere aktarıyorlarmış. Dolayısıyla zındıka komitesi gizlinin de gizlisi bir cemiyet. Heyula gibi her kabın rengini alabiliyor. Bunlar aynen Hasan Sabbah ve Cennet Fedaileri düzenini hatırlatıyorlar. Başlarında bir dailer daisi var. Acaba, 'birinci adam' diye ona mı diyorlar? Zaten Şamil Tayyar'ın kitabından öğreniyoruz ki birbirlerine 'Öldürdün mü Hasan Sabbah gibi öldüreceksin' diyorlarmış! Hablemitoğlu gibiler böyle ölmediler mi?

Ergenekon operasyonu sayesinde zındıka komitesinin de kodlarını ve şifrelerini çözmeye başladık. Bunlar illimunati tarzı bir örgüt. Zaten İlhan Selçuk gibiler belki organik olmasa bile konumları gereği Bektaşi illimunatisini temsil ediyor. Organik olmasa bile fikrî düzeyde bunu böyle kabul edebiliriz. Ekber Şah dönemindeki zındıkanın merkezinde de ruşeniye gibi akımların olduğunu biliyoruz.

***

İmamı Gazali de birçok eserinde zındıka komitesine temas ediyor ve bütün İslâm fırkalarının cennete gidebileceğini, ama tevilde yalana sapanların ( hazreti peygamberin yalan söylemesi ihtimaline cevaz verenlerin ve bu yönüyle tebliğde ismetini inkar edenlerin) ve zındıka komitesinin ehl-i necattan yani kurtulanlardan olmayacağını haber veriyor. Nedeni münafikane hareket tarzları ve aldatmakla iş görmeleri ve milleti bu surette dinsizliğe âlet ve sevk etmeleridir. Zira bu cereyan İslâm toplumları içindeki gizli dinsizlik cereyanıdır. Çeşitli kalıplara girerek insanları yoldan çıkarmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla illimunati veya batinî aydınlanma ABD'den Türkiye'ye ve Ergenekon'a kadar dalgalanan küresel bir hakikattır. Tehlikesi manevî surette tecelli etmesidir. Materyalizmin manevî cephesidir.

mustafaozcan@yeniasya.com.tr

Bu haber toplam 1512 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri