Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

A. Kadir AYGAN

İŞTE BENİM HAYATIM-2

30 Ocak 2011 Pazar

NİZİP`TEN OSMANİYE` YE GİDİŞ  (ORTAOKUL YILLARI)

 Ailem Osmaniye`ye göç edince, okul tatil olur olmaz doğruca ailemin yanına gittim.

Bizimkiler, Alibekirli Mahallesi denilen bir kenar semtte, iki odalı bir ev kiralamışlardı. Halam da bitişiğimiz de kirada oturuyordu.

Orta ikinci sınıfa burada devam ettim. Şehirin tam orta yerinde bulunan okula her gün 1-2 km. yürüyerek gidip geliyordum.

Dolmuşlara, şehiriçi otobüslerine verecek kadar paramız yoktu.

Ailece bazen pamuk toplamaya, portakal, erik, kaysı toplama mevsiminde de bu işlere giderdik.

Okuluma devam ederken, bende atletizm sporuna karşıbir sempati gelişti.

Beden eğitimi öğretmenime; atletizme başlamak istediğimi, koşmayı çok sevdiğimi anlatınca, öğretmenim de, hemen beni antrenmanlara başattı.

İlk yarışımı Haruniye (Düziçi) Öğretmen Okulu öğrencileriyle koştum. 2000 metrelik yarışı ikincilikle bitirmiştim. Bana; Nacar marka bir kol saati hediye etmişlerdi. Bunu takip eden yarışmalardaki başarılarım beni atletizm sporuna daha da bağladı.

Kısa bir süre Osmaniye`deki mahalli futbol takımlarında oynasam da esas tercihimi atletizmden yana koydum.

Ortaokul üçüncü sınıfa geçtiğimde (1974-75) ailemle birlikte,şehir merkezinden 4-5 km. mesafede bulunan Antakya'lı İbrahim`in çiftliğine taşındık. Çiftlikte; sebze ve yer fıstığı üretimi işi yapıyorduk.

Yetiştirdiğimiz ürünün yarısı çiftlik sahibine veriliyordu.Tarımda ve köylülük dilinde buna "ortakçılık, yarıcılık"deniliyordu.

Ortaokul son sınıfta  derslerde ve atletizmde iyi idim.

Bu arada Osmaniyespor`un da lisanslı sporcusu olmuştum.

Okulum ve Osmaniyespor adına katıldığım yarışmalar da iyi dereceler elde edince ,bu durum; Adana Atletizm Antrenörü Hasan Tekin`in dikkatini çekmisti.

Henüz ortaokulu bitirmemiştim ki Hasan Tekin  bana  Adana Motor Meslek Lisesi`nde okuyabileceğimi, bu konuda  her türlü yardımı yapabileceklerini söyledi. Bu habere çok sevinmiştim.

Daha çok çalışarak, daha büyük başarılar elde etmek istedim. Haftanın birçok gününü ağır antrenmanlarla geçirdim.

Sigara ve benzer kötü alışkanlıklarım yoktu. Benim sağlığımı kötü yönde etkilemesin diye babam dahi, bulunduğum mekânda sigara içmiyordu.

Yoksul olmalarına rağmen annem, her gün bana, süt ve yumurta içiriyordu.

Ailem beni ağır işlerde çalıştırmıyordu.

Bir gün okulda teneffüste iken yanıma; Maraşlı Haydar adında bir ülkücü gençgeldi. Bana;"seni izliyoruz, karakterini ve çalışmalarını çok beğeniyoruz. Aramıza katılırsan memnun oluruz." dedi.  

Ben de kendisine; siyasetle ilgilenmediğimi, sporu çok sevdiğimi belirttim. Haydar ısrarla;"bizimde siyasetle işimiz yok, bizim bir derneğimiz var adı Gavur dağı Folklor Derneği`dir.Akşamları dernekte iyi konuşmalar var gelip katılırsan iyi olur"diye ısrar edince sonraki günlerde iki-üçdefa bu derneğe gidip geldim.

Bu derneğin; Folklor değil, ülkü ocaklarının bir benzeri olduğunu gördüm. Hatta dernektekiler beni 3-C sınıfının ülkücü başkanı olarak tayin etmişlerdi.

Huzursuz olmuştum. Bu yüzden dernekle ilişkimi kestim.

Israr etmelerine rağmen, birşeyler bahane edip, ilişkimi tamamen kopardım.

Öğretim yılı sona erdiğinde, annem ve diğer kardeşlerim civar köylere pamuk toplamaya gitmişti. Çiftlikte sadece babam yalnız kalıyordu.

O yaz Hasan Tekin beni Adana-Karataş`taki Adana Koleji deniz kampına çağırdı. Adana Bölge Atletizm takımın daki diğer arkadaşlar da Karataş`taki Atletizm Yaz Kampına alınmışlardı.

Kolej kampın da sporcu olarak sadece ben vardım. Birçok aile çevre illerden gelip burada yaz tatillerini geçiriyorlardı. Kampta iken hem antrenmanlarıma devam ediyor, hem de kamptaki bazı işlere yardımcı  oluyordum.

Yaz sezonunun sonuna doğru Hasan Tekin beni de Atletizm kampına davet etti.

On- on beş gün buradaki diğer atlet arkadaşlarımla antrenmanlara dahil oldum.

Kamp süremiz dolunca kendi evlerimize döndük. Epeyce enerji, moral ve kondisyon kazanmıştım. İleriye yönelik umutlarım artmıştı.

Eve dönünce babama çiftlikteki işlerinde yardımcı oldum.

 

YARALANMA OLAYIM(1975)

 

Bir akşam, teyzemoğlu Mehmet`le Osmaniye`deki CHP parti binasına gittik. Çünkü o dönemde ailece Ecevit hayranıydık.

Senato üçte bir yenileme seçimleri yaklaştığından partide yoğun bir çalışma göze batıyordu.

Parti binasında bulunan Osmaniye Gençlik Kolu Başkanı Süleyman Gedik, bize kendilerine slogan yazma işinde yardımcı olmamızı teklif etti. Mehmet`le birlikte teklifi kabul ettik. Başka gençlerle birlikte; iki özel otomobile binerek şehir merkezinde duvarlara slogan yazmaya çıktık. Son olarak Osmaniye ülkü ocakları binasının karşısındaki istasyon caddesine geldik. Biz arabalardan inerken, yanımızdan Maraşlı Haydar ve başka bir kişi geçti. Aradan bir dakika geçmeden ;"Vurun"diye bir gür sesle Cengiz Erat isimli Ülkücü bağırdı. Üzerimize doğru silah mermileri yağmur gibi yağmaya başlamıştı. Bir-iki adım yakınımda bulunan Süleyman Gedik;"vuruldum" diyerek kolundan tuttu. Ben dönüp ona bakarken, vücudumun bel hizası, sağ tarafında bir acıhissettim.

Vurulduğumu anlamıştım. Olay yeri yakınındaki Özel idare binasının arka tarafına geçtim. Acıyan yeri elimle yokladığımda, ılık ve sıvıbirşey elime bulaştı. Bunun kan olduğunu sokak lambasının altında, kontrol edince anladım.

Aradan 20-30 dakika geçtikten sonra, sivil ve resmi polis araçlarıolay yerine gelerek, bizi hastaneye kaldırdı.

O gece ilk ameliyatı geçirdim fakat mermi çekirdeği çıkarılamamıştı. Mermi sağbel hizasından girip, sol bel hizasında ''boşbatın''denilen bir bölgeye saplanıp kalmıştı.Sekiz dikiş ve bir buçuk saatlik ameliyata rağmen çıkarılamamıştı. Birkaç milim, daha içerden geçse mermi omurilik kemiğimi zedeleyip, felç olmama sebep olabilirmiş.

Ertesi gün ben henüz narkozun etkisinde iken, Ankara`dan gelen CHP`li parlamenter ve yöneticilerden, Mustafa Üstündağ, Ali Topuz ve Ferda Güley hastaneye gelip beni ziyaret ettiler.

Hastanede bana CHP tarafından özel bir oda tahsis edilmişti.

Başucumda her ihtimale karşıbir-iki partili gençve akrabalardan bir kişi nöbet tutuyorlardı.Polis ifademi alırken beni yaralayan ülkücülerden tanıyabildiklerimin adını vermiştim. Ancak hepsi de kefaretle serbest bırakılmışlardı.

Henüz ameliyat dikişlerim alınmamışken, okul imtihanına sedye ile götürüldüm.

İmtihan sonuçlarına göre; yedek listeden 15. sırada kazanmıştım.Atletizmdeki başarımdan dolayı kaydımın yapılması kesindi.

DEVAM EDECEK...

 

 

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5990 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri