Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdülkadir ÖZKAN

Baykal neye oynuyor?

25 Şubat 2010 Perşembe

Ülke sıkıntılı günlerden geçiyor. Olaylar toplumu geriyor, endişeye sevk ediyor, hatta bir takım korkuların yeşermesine vesile oluyor... Ancak, ilk defa da olsa yargının devreye girmesi, şimdiye kadar kesinlikle hesap sorulamaz olarak düşünülenlerden hesap sormaya başlaması darbeler döneminin sona erebileceğine dair ümitleri de yeşertiyor. Bu da insanımıza bir rahatlık veriyor. Kısacası, sıkıntı ile ferahlık iç içe geçmiş durumda. Bu noktada elbette özellikle siyasilerin ve medyanın bir tarafı alkışlarken diğer taraf aleyhinde bir kampanya oluşturması yanlıştır. Yargıya intikal etmiş bir konuda bir taraf aleyhine konuşmak, yazılar yazmak sanıyorum yanlış olur. Ne var ki CHP Genel Başkanı Baykal'ın bu gelişmeler karşısındaki tavrını insan anlamakta zorluk çekiyor. Sürekli olarak yürütmenin yargıya müdahale ettiği, yargıyı yürütmenin yönettiği gibi bir hava estiriyor. Söz gelimi son grup konuşmasında Balyoz planı çerçevesinde yargının gerçekleştirdiği gözaltıları , "Bir intikam hevesi" olarak nitelendiriyor. Böyle bir değerlendirme ister istemez Ergenekon soruşturmasından Erzincan Başsavcısı'nın tutuklanmasına ve Balyoz Darbe Planı'nda adı geçen asker ve sivillerin gözaltına alınarak ifadelerinin alınması ve bazılarının tutuklanmasına kadar olan gelişmeleri yürütmenin bir operasyonu gibi takdim anlamına geliyor. Böyle bir değerlendirme öncelikle en hafif ifadesiyle yargıya güvensizlik, yargı mensuplarının bir hususta harekete geçmek için yürütmenin talimatını beklediklerini düşünmek anlamına gelir ki bu haksızlıktır, hedef saptırmaktır. Aynı zamanda ifade ile darbe planlarının soruşturulmasından ve sahiplerinden hesap sorulmasından Baykal'ın rahatsızlık duyduğu gibi anlayışa zemin hazırlar.

Baykal'ın iddiaları sadece son gelişmeleri intikam hevesi olarak nitelendirmekten de ibaret değil. Suç imal edildiğini, dolayısıyle suçsuz insanların tutuklandığını iddia ederek yapılan işi, "Hukuk değil, zulüm" diye nitelendirmeye kadar gidiyor. İşin doğrusu işin sonunu beklemek değil mi? İlk gözaltılarda bazı yanlışlar olabilir. Böyle bir yanlışlık var ise bunu düzeltme noktasında bulunanlar hakimlerdir. Bu arada siyasilerin ve medyanın büyük bölümü ise gelişmeleri 'vesayet rejiminin tarihe karışmakta oluşu' olarak değerlendiriyor. Böyle olunca bu değerlendirmenin sahipleri Baykal'a göre suç mu işliyorlar? Yoksa Baykal ile aynı görüşü paylaşmayanları "yandaşlar" diye yorumlayıp işin içinden çıkılmak mı isteniyor?

Kanaatim o ki Baykal, yandaşlık duygusuyla suç işliyor. Çünkü, hakim ve savcıları itham ediyor. Hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı ve hakkı olamaz. Herkesin yargıya müdahale ve yönlendirme anlamına gelebilecek söz ve davranışlardan kaçınması gerekir. Çünkü, Baykal benzer tavrını Ergenekon soruşturması çerçevesinde de sürdürdü ve kendisini "Ergenekon soruşturmasının avukatı" ilan etti. Sanki Baykal, darbe iddialarının araştırılması ve soruşturulmasından, mahkemelere taşınmasından rahatsız görünüyor. Bir siyasi parti genel başkanının böyle bir görüntü vermesinin izahı sanıyorum çok zordur. Bir bakıyorsunuz bazı yargı mensuplarının söz ve davranışlarını alkışlayan Baykal birde bakıyorsunuz bazı yargı mensuplarının hareket ve kararlarına karşı tepki gösteriyor ve bu yargıçları yürütmenin emri ile hareket etmekle suçluyor.

Ne oluyor?

Tüm yargıçlar bir adım atmadan ya da karar vermeden önce Baykal'ın fikrini mi sormak durumundalar? O zaman da yargı Baykal'ın güdümüne girmiş olmaz mı? Yargı mensuplarının da bazı siyasi partilerle görüş beraberliği içinde olmaları doğaldır. Ancak, bu görüş beraberliği, hareket beraberliği haline dönüşürse insanımızın yargıya güveni sarsılır. Bu bakımdan sıkça yargı bağımsızlığı kadar yargının tarafsızlığının da önemine dikkat çekiyoruz. Elbette yargı bağımsız olmalıdır. Ama, bağımsız yargıda tarafsız olamayan hakim ve savcılar olursa bağımsızlık  sadece tarafsız olamayanların sığınağı haline gelebilir. Bu bakımdan şu günlerde her kesimin söylediği sözü ve yazdığı yazıyı tartmak mecburiyeti vardır. Futbol takımı tutar gibi taraftarlık ülkeye zarar verir. Sadece bugünü değil geleceğini de karartır.

Bu yazı toplam 1564 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri