Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdülkadir ÖZKAN

Bu CHP ve MHP sadece AK Parti oylarını artırır

21 Ekim 2010 Perşembe

CHP ve MHP'nin gerek liderleri gerek diğer yetkililerinin yaptıkları açıklamalar toplumu zorla AK Parti'ye iter bir görüntü ortaya çıkarıyor. Elbette bu  tutumlarını iktidar partisine destek olmak için sergiliyor değiller. Ellerinden gelse kendilerinden başka bir partinin ortada olmasına imkan vermeyecekler ama onlar hiçbir teklif getirmeden sadece yapılan ya da yapılmak istenenlere direndikçe toplumun önemli bir bölümü iktidara yöneliyor. Çünkü, teklifi ve çözümü olan partiler millete medya tarafından gösterilmiyor. Bu partilerin sözcüleri toplumu ya aptal sanıyorlar ya da aptal yerine koyuyorlar. Görünen o ki toplum onlara inanmıyor, kendisinin aptal yerine konulmasına tepki gösteriyor.

 

Sözü uzatacak değilim. Son günlerde gündemde dört ana konu var. Bir başkası isterse  gündemdeki konuları artırabilir. 5'e, 10'a çıkartabilir. Biz sadece dördünü ele alacağız. Bunların başında yüksek yargıda Anayasa değişikliği çerçevesinde gerçekleştirilen yeni üyelerin seçimi geliyor. Söz konusu seçimlerin sonucunda Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'da yıllardan beri hüküm süren zihniyetin saltanatının sallanmış olmasıdır. Böyle söyleniyor. Şahsen yeni seçilen üyelerin hiç birini yakından tanımam bu bakımdan da nasıl bir yapının ortaya çıkacağı hususunda kesin bir şey söylemem mümkün değil. Ancak eski yapının devamından yana olan ve bu tavırlarını anayasa değişikliğine karşı çıkarak gösteren çevrelerin tepkisine bakarak yapıda önemli bir değişikliğin olduğunu belirtmek mümkün.

Peki 11 binin üzerinde hakim ve savcının oyları ile belirlenen yeni yapıya karşı böylesine tepki neyin nesi? Bu tepki oy kullanan hakim ve savcıların iradesine saygısızlık değil mi? Siz millete derdinizi anlatamıyor ya da anlattıklarınız ve iddialarınız millet tarafından ilgi görmüyorsa bunun yolu beliren iradeye  karşı çıkmak mıdır?

 

Gündemdeki ikinci konu ise günlerden beri Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümü ile ilgili açıklama ve iddialardır. Özal'ın en yakınında bulunanlar olayın bir cinayet olduğunu ileri sürüyorlar. Buna rağmen muhalefet bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor. Sanki böylesine bir olayın açıklığa kavuşturulmasını istemek ve peşine düşmek muhalefetin görevi değil mi?

 

Bir üçüncü konu ise türban yasağının sona erdirilmesi hususundaki birtakım gelişmeler karşısında CHP ve MHP hala net bir tavır ortaya koymuyor, koyamıyor olmasıdır. Sadece yasağın kaldırılmasından yanaymış gibi birtakım açıklamalar yapıyorlar ancak bu açıklamalarını da "Yasağın kaldırılmasından yanayız ama..." diyerek birtakım şartlar ileri sürüyorlar. Böylece yasağın devamından yana bir tavır sergilemiş oluyorlar. Bunları okulda hakarete uğrayan, yüzlerine karşı küfür edilen öğrencinin onuru ve haysiyeti hiç ilgilendirmiyor. Tutturmuşlar laikler elden gidiyor teranesi gidiyorlar.

 

Bir başka konu ise ABD ve İsrail tarafından yapılan ortak açıklamada "Ortak düşmanımız İran" deniliyor olmasıdır. Bu açıklama iktidarı ve muhalefeti ile ülkemizde şiddetli bir tepkiyle karşılanması gerekirken özellikle CHP ve MHP böyle bir açıklamaya karşı tavır koymak bir yana duymazdan gelmeyi tercih ediyorlar. Sanki milletin hassasiyetlerine karşı direnmeyi siyasetlerinin merkezi yapmışlar.

CHP'nin bu yöndeki tavrını biliyor ve anlıyorum ama MHP'nin CHP'yi bir kenara iterek onların açıklama ve tutumlarını dikkate almadan bağımsız bir hareket niçin sergileyemez bunu anlayamıyorum.

Sanki bazı partiler darbeler döneminin kapandığından haberdar değiller. Hâlâ millete rağmen demokrasi dışı yollarla iktidar olabileceklerini mi sanıyorlar? Öyle ya milletin isteklerine direnen bir anlayış milletten oy alabilir mi? Eğer söz konusu millet aklını yitirmemişse.

Bu yazı toplam 1836 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri