Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdülkadir ÖZKAN

Çalışan ve çalışmayan işsizler!..

07 Mart 2010 Pazar

Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları, Anayasa değişikliği ve yargı reformu, ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi'nin kararı etrafından yoğunlaşan tartışmalar; ülkenin işsizlik ve gelir dağılımındaki dengesizlik gibi ana sorunlarını sürekli olarak gündemin dışına itiyor. Sıraladığımız konuların hangisinin daha önemli olduğunu tartışmaya açacak değilim. Böyle bir tartışmayı da anlamsız bulurum. Çünkü her konu kendi şartları içinde önemlidir. Bir Ergenekon soruşturması ve mahkeme safhasının önemsiz olduğunu söylemek mümkün olabilir mi? Ya da Balyoz soruşturması ile HSYK'nın aldığı kararlar, ardından iktidarın gündeme getirdiği yargı reformu ve anayasa değişikliğinin hangisinin önemsiz olduğunu söyleyebiliriz? Bu arada yüksek yargı mensuplarının iktidara karşı eleştirilerini ve yargı içindeki çekişmeyi önemsiz diye görmezden gelmek mümkün olabilir mi? ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi'nin aldığı karar dünyanın sonu olmamakla beraber elbette gündemi meşgul edecektir. Tüm bunlar doğrudur ama ülkemiz açısından işsizlik ve gelir dağılımındaki dengesizlik çok daha önemlidir diye düşünüyorum ve bu konuların gerektiği gibi gündeme gelmediği, tartışılmadığı kanaatindeyim. Tartışmak elbette kavga etmek, gürültü koparmak değildir. Ancak, görmezden gelmek ya da toplumun gündemine taşımayarak gizlemeye çalışmak sorunları ne ortadan kaldırıyor ne de hafifletiyor. Aksine her geçen gün bu sorunların daha da ağırlaşmasına ve büyümesine sebep oluyor. İşsizlik oranlarının her yıl bir önceki yıla göre daha da artıyor olması bunun açık ifadesidir.

Son açıklanan resmi rakamlara göre 2009 yılında işsizlik oranı yüzde 14'e ulaşmış. Bu rakamın yüksek tahsilli gençler arasında yüzde 25'e ulaştığı belirtiliyor. Bu rakamlar korkutucudur. Hafife almak mümkün değildir. Bu arada asgari ücretin çok altında rakamlarla çalışan insanların bulunması, bunlar çalışıyor olsa bile kayıt dışı oldukları için işsizler arasında sayılmaları da ülkemizin bir başka sorunudur. Aylık 300-350 TL'ye çalışan bu insanlara çalışan işsizler demek sanıyorum yanlış olmaz. Zaten hukuken de bunlar işsiz saylıyor. Bu arada bankaların geçen yıl kârda patlama yaptıklarını da medyadan görüyor ve izliyoruz. Yani para satanlar kârlarını sürekli artırırken iş arayan milyonlar sokakları arşınlayarak günlerini geçiriyorlar.

Bu arada küçük esnaf ve sanatkarın hali de içler acısı. Yani para sahiplerinin işi tıkırında, parası olmayanların, daha doğrusu kazandıkları ile geçinemeyen insanların durumu her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor. Tüm bunları felaket tellallığı yapmak için yazıyor değilim. Ülkeyi yönetenlerin biraz bu konulara eğilmeleri gerektiğini hatırlatmaya çalışıyorum. İktidarın özellikle vergi kaçaklarını önlemek, hiç olmazsa en aza indirmek için yoğun bir çabanın içinde olduğunu görüyoruz. Buna kimsenin bir itirazı da olmaz. Ancak, devletin artan vergi gelirleri sadece alınan borçların faizini karşılamak için kullanılıyor, dar ve sabit gelirlilerin rahat nefes almasını sağlayacak bir adım atılamıyorsa çabalar bir süre sonra sonuçsuz kalır. Maliye'nin kira gelirlerini vergilendirmek için büyükşehirlerdeki çalışmalarını hızlandırması doğrudur, ancak, her gün kiralık ev ve işyeri sayısının artıyor olması dikkatlerden kaçmamalıdır. Çünkü, çevremizde pek çok işyerinin boşaldığını ve camlarına "Kiralık" yazısının asıldığını görüyoruz. Aylar boyu da bu dükkanlar ve evler kiracı bulamıyor. Maliye'nin kira gelirlerinden vergi alabilmesi için öncelikli olarak kiracıların olması gerekir. Bunun içinde piyasanın canlanmaya ihtiyacı vardır. Kısacası her bakımdan dar ve sabit gelirli kesimin hayat seviyesini yükseltecek tedbirlerin acilen alınması gerekiyor. Piyasa canlanmadan ne işsize iş bulmak, ne de kira gelirlerinden elde edilecek verginin artırılması mümkün olur. Ev ve işyeri kiralarının sürekli olarak düşmekte olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Bu arada iş hayatı boyunca dişinden tırnağından biriktirerek bir ev sahibi olmuş emekli gidip çocuklarının yanında oturuyor o bir evini de kiraya vererek kendisine yan gelir sağlamaya çalışıyorsa bu emekliye "Evinde kendin oturmuyor kiraya vererek gelir elde ediyorsun bunun vergisini ödemen gerekir" demek ne derece tutarlı olur bilemiyorum. Elbette bu değerlendirmem her ay binlerle ifade edilen kira geliri sağlayanlar için değildir.

Kısacası normal işleyen bir sistemde sessizce halledilmesi gereken konuların tartışılması arasında esas konular kaybolup gidiyor. Bu durum, yani sorunların örtülmesi gelecekte çok ciddi patlamalara yol açabilir. Buna çözüm bulmak gerekiyor. Hemen belirtelim ki sorunlar çözümsüz değildir. İşçi, memur, emekli gibi sabit gelirli kesimlere milli gelirden biraz fazla pay aktarılması bir anda piyasanın canlanmasına yol açacak bu da işsize iş, çalışanın hayat seviyesinin yükselmesi demektir.

Bu yazı toplam 1968 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri