Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdülkadir ÖZKAN

Mısır, darbe, evrim, devrilme

13 Şubat 2011 Pazar

Halkın direnişine daha fazla dayanamayan Mübarek sonunda iktidarı bırakmak zorunda kaldı. Yani halk Mübarek'i devirdi. İşin bu yönü üzerinde tartışmaya gerek yok. Ancak, medyanın olayı getirip darbe mi devrim mi noktasına hapsetmesini insan anlamakta zorluk çekiyor. Sanıyorum bu noktada darbe ile devrim arasındaki anlam farklığı önem kazanıyor. Daha doğrusu kişiden kişiye bu kavramlara yüklenen anlamın değişmesi farklı tartışmaları gündeme getiriyor.

Okuyucularım hatırlayacaklardır, bu köşede olayların başladığı ilk günlerde "Mübarek gidecek de yerine kim gelecek?" başlığı altında Mısır'daki olayları değerlendirirken sadece Mübarek'in gidişini dikkate alan ancak Mübarek gittiği zaman ne olacağına fazla önem vermeyen kesimleri işin boyutuna eğilmeye davet etmiş, halkın direnişi sonunda 'gitti Mübarek geldi Mübarek' olacaksa hayal kırıklığı olmaz mı? diye sormuştum.

Mısır halkı eğer sadece Mübarek'ten kurtulmak için meydanlara inmiş idiyse Mübarek'in görevi bırakması ile önemli bir sonuç alınmıştır. Ama halkın meydanlara inmesi ve rakamlar muhtelif olsa da 100'ün üzerinde insanın hayatını kaybetmesi pahasına alınan bu sonuç yeterli olamaz... Sanıyorum bu insanlar hayatlarını sadece Mübarek'in gitmesi için ortaya koymadılar. Yıllardan beri mahrum oldukları hak ve özgürlüklere kavuşmak için meydanları doldurdular, günlerce sokaklarda yattılar. Ölümü göze aldılar, işkence gördüler. Peki Mübarek'in gitmesi ile Mısır'da insan hak ve özgürlüklerini teminat altına alacak yeni bir yönetim oluştu mu?

Bu soruya sanıyorum kimse şu anda evet diyemez. Belki de bu soruya evet ya da hayır demek için vakit daha erken. Bu bakımdan şimdiden olayı devrim mi darbe mi noktasına getirip hapsetmenin fazla bir anlamı olmaz. Şu anda kesin olan tek şey Mübarek'in devrilmiş olmasıdır... Eğer o da kesinse... Görevi devrettiği konsey bir süre sonra bir takım bahanelerle Mısır'ı demir yumrukla yönetme cihetine gitmeyecekse...

Yönetimi ele alan konseyin ilk açıklamalarında en kısa zamanda yönetimi demokratik teamüllere göre seçilmiş kadrolara devredecekleri belirtiliyor. Bu süre ne kadardır, demokratik usuller derken neyi kastediyorlar? Mısır'daki tüm gruplar seçimlere girebilecekler mi, yoksa sadece konseyin izin verdiği partiler ve şahıslar mı girecektir? Yani yeni dönemin nasıl oluşacağına karar verecek olanlar demokrasiyi içlerine ne kadar sindirebilmişlerdir?

Bu memlekette de yaklaşık 90 yıldır demokrasiden söz ediliyor. Ama çok partili hayata ancak 1946 seçimlerinde geçilebildi. Onda da açık oy, gizli tasnif gibi demokrasiyle hiçbir şekilde izah edilmesi mümkün olmayan bir seçim sistemi uygulandı ve Milli Şef İnönü'nün isteği doğrultusunda bir seçim neticesi ilan edildi. 1950 seçimlerinde ancak yönetimi devretmeyi içlerine sindirebildiler. Bu sindirmeleri de uzun sürmedi 27 Mayıs 1960 darbesi gündeme geldi. Bu askeri müdahalelerin arkası kesilmedi. Sanki periyodik olarak her 10 yılda bir ülke siyasetine balans ayarı yapıldı ve bunu da demokrasi adına yaptıklarını ileri sürdüler.

Medyada sıkça dile getirilen Türkiye modeli eğer bu ise Mısır bu modeli örnek alacak ve hayata geçirmek isteyecekse Mısır halkı daha uzun yıllar demokrasi ve özgürlüklere kavuşmak için beklemek zorunda kalacaktır.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana onca zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ demokrasiyi tüm kurumları ile oturtma mücadelesi verdiğimizi, siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesini engellemek için atılan tüm adımlara rağmen ülkemizde hâlâ sistemin tam olarak oturmadığı düşünüldüğünde Kral Faruk ve arkasından Nasır, daha sonra Enver Sedat ve Mübarek'in takip ettiği yönetim tarzları hep baskı üzerine bina edilmiştir. Ve askeri yönetimlerle bugüne gelinmiştir. Bugün de Mübarek gitmiş olmasına rağmen yönetimin başında Mısır Genelkurmay Başkanı bulunuyor.

Bu noktada Mısır'daki gelişmeleri ister darbe ister devrim olarak nitelendirin ne ifade eder...

Bu yazı toplam 1722 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri