Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdülkadir ÖZKAN

Ne oldu yeni anayasa?

08 Şubat 2010 Pazartesi

Yeni bir sivil anayasa yapılması ya da mevcut anayasanın bazı maddelerinin acilen değiştirilmesi hususunda toplumda genel bir mutabakat oluşmasına rağmen Parlamento'deki partilerde bir sessiz gözleniyor. Görünen o ki yeni anayasa isteklerinin gündemden düşürülmesi hususunda aralarında gizli bir mutabakat var görüntüsü veriyorlar.

Dünkü yazımda da belirttiğim gibi AK Parti, CHP ve MHP sanki ilan edilmemiş ve kararı alınmamış bir seçimin kampanyasını başlatmış görünüyorlar. Sürdürdükleri kampanyada ise yeni bir anayasaya yer yok. MHP Genel Başkanı Bahçeli her fırsatta Başbakan Erdoğan'ı Yüce Divan'a sevk etmek istediklerini söylüyor ve bunun için milletten oy istedikleri görülüyor. CHP'nin ise MHP'den geri kalır yanı yok. Bu parti önce Öymen'in çıkışı ile küstürdükleri kesimlerin yeniden gönlünü almaya çalışıyor ve bunun içinde Kılıçdaroğlu görevlendirilmiş görünüyor. Kısacası daha ortada bir seçim yokken patiler oy peşine düşmüş durumda. Partilerin milletten oy talep etmelerinin bunun için de birtakım taktikler geliştirmelerinin yadırganacak yanı yoktur. Ancak, oy istemenin ilk şartı milletin acil sorunlarına getirecekleri çözümler ve bu çözümlerin nasıl uygulamaya konulacağına dair programlarının olması gerekir.

Ortada böyle bir program yok. Belki buna ihtiyaç da duymuyorlar. Bir takım polemikler, kavga ve gürültü arasında bir kampanya yürütüleceğe benziyor. Bu ise kesinlikle ülkenin sorunlarına çözüm getirmeyecektir. Erbakan Hoca'nın 35 yıldır belirttiği gibi yine aynı horoz dövüşü sergileniyor. Söz konusu partilerin sergilediği horoz dövüşünün allanıp pullanmasında her zaman olduğu gibi medya yine baş rolde. Özellikle halkın yönlendirilmesi hususunda bir takım hesaplarla ya sahte ümitler meydana sürülüyor ya da birtakım gerçekler gizlenerek toplum yönlendirilmeye çalışılıyor.

Bu arada çözümü olan partiler ise horoz dövüşü yapanların maskesi düşmesin diye kamuoyuna gösterilmemeye gayret ediliyor. Bu arada bazı medya grupları da patronlarının çıkarını korumak için iktidara şirin görünmek adına bazı gerçekleri gizliyorlar.

Söz gelimi Saadet Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş aslında gündemdeki sorunlara ciddi çözümler ortaya koyuyor. Siyasi partileri kavgadan vaz geçerek ülke sorunlarına çözüm üretmeye davet ediyor ama bu çağrıları millete ulaştırılmıyor. Aslında medyanın Kurtulmaş'a ilgisinin yüksek olduğunu belirtmek isterim. Ancak iktidar yanlısı medya Sayın Kurtulmuş'un masajını AK Parti'yi korumak adına gizlemeyi tercih ederken bazı medya da iktidardan korkusuna Saadet Partisi'ni yok saymayı tercih ediyor.

Milli Görüş partileri geçmişte de benzer tavırlarla hep karşılaştı. İkili görüşmelerde Erbakan Hoca'ya, "Söylediklerinizin hepsi doğru ama gazetenin genel politikası sebebiyle tam olarak vermemiz mümkün değil" denildiğine çokça şahit olmuşuzdur. Medyanın büyük sermaye gruplarının eline geçmesi ister istemez haberden çok patronun çıkarlarını ön plana çıkarmıştır. Geçmişte ideoloji ve siyasi yandaşlık belirleyici olurken giderek sermayenin çıkarı belirleyici olmaya başlamıştır.

Bunlar durup dururken aklıma gelmiş değil. Madem ki ilan edilmemiş seçimin kampanyası başlatılmıştır bu kampanya sırasında özellikle millete söyleyecek sözü ve ülkenin gerçek sorunlarına çözümü olan Saadet Partisi'nin teşkilatlarına çok büyük görev düşüyor. Diyebiliriz ki yıllarca olduğu gibi yine kapı kapı dolaşmak, insanlarla tek tek temas kurmak suretiyle mesajın ve sorunların çözümlerinin neler olduğu topluma ulaştırılması gerekiyor.

Toplumda genellikle güçlüden yana olmak gibi bir temayül vardır. Bir diğer ifade rüzgarın yönüne göre yürümek oldukça yaygındır. Toplumu rüzgarın çocukları gibi davranmaktan kurtaracak yolun gösterilmesi için yoğun çaba gerekiyor.

Bu yol karşılıklı laf yarışı değil, acilen yeni bir anayasaya olan ihtiyaçtır. Artık partiler sıkıştıklarında yeni bir anayasa ihtiyaç olduğunu söyleyip işi geçiştirmekten vazgeçmeye zorlanmalıdır. Bunu yapacak olan seçmendir. Seçmen ayağa kalkar "Yeter artık. Biz laf değil eylem bekliyoruz" dediği anda bu kısır döngü sona erecektir. Ülkenin ve insanımızın da buna ihtiyacı vardır.

Bu yazı toplam 1488 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri