Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet HAKAN

Durun bir dakika

09 Eylül 2008 Salı
EVVEL yok idi, iş bu ádet yeni çıktı...

"Yeni ádet"
şudur:

Ne zaman biraz ağır kaçacak bir "Tayyip Erdoğan kritiği" kaleme alsak...

Bazıları önceden tembihlenmiş gibi harekete geçiyorlar...

Diyorlar ki:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca Başbakanı'na böyle şeyler söyleyemezsin."

Peki nereden çıkıyor bu "Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca Başbakanı" vurgusu?

Nereden çıkacak?

Tayyip Erdoğan'dan...

Çünkü Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" sıfatının, kendisine bir tür ayrıcalık sağladığına ve eleştiriden muaf tutması gerektiğine iman ediyor.

Bu nedenle...

Laf düşsün ya da düşmesin, sırası gelsin ya da gelmesin, gırtlağını patlatarak, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na bunu yapamazsınız" diye haykırıyor...

* * *

Ama durun bir dakika...

"Baas rejimi"nde mi yaşıyoruz yahu?

"Emirlik" vatandaşı mıyız Allah aşkına?

Burası...

Her türlü eksiğine gediğine karşın...

Demokratik bir ülkedir...

Ve her demokratik ülkede olduğu gibi...

Burada da benim ile Başbakan arasında hiçbir fark yoktur...

Bu ülkede, "Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca Başbakanı ise, ben de Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca vatandaşıyım" diye haykırmak, bana anamın ak sütü kadar helaldir...

Başbakanlık bir ayrıcalık makamı değildir...

Bir hizmet makamıdır...

* * *

Söyler misiniz?

Ne fark varmış aramızda Tayyip Erdoğan ile?

O Başbakan imiş, ben değilmişim...

Peki bu bir fark mı?

"Başbakan olmak", hizmete talip olmak demektir...

Bu hizmet yapılırken de her türlü demokratik denetim mekanizmalarına açık olunacak... Bu kadar...

Bunun ötesi var mı?

Kul muyuz biz? Köle miyiz?

Benim kişilik haklarım ne kadar kutsalsa...

Başbakan'ın kişilik hakları da, ancak o kadar kutsaldır...

Ne oluyor yahu?

"Katar şeyhinin oyuncak ülkesi" mi sandınız burasını?

* * *

Hem bu ülke, ilk defa mı bir başbakan görüyor?

Tansu Çiller, "Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca başbakanı" değil miydi?

Buna rağmen Tansu Çiller'e ağız dolusu küfürler edilmedi mi?

Peki ya Mesut Yılmaz?

Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere hepimiz Mesut Yılmaz'ı, "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı" sıfatına bakmaksızın yerin dibine batırmadık mı?

Daha dün "Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca başbakanı" Bülent Ecevit hakkında neler yazılıp çizildi, anımsamıyor musunuz?

Demirel'e söylenenler yenilir yutulur şeyler miydi?

Turgut Özal hırpalanmadı mı?

Bu zamana kadar neden hiçbirinin aklına, "Türkiye Cumhuriyeti'nin koskoca başbakanına bunu yapamazsınız" diye haykırmak gelmedi acaba?

* * *

Sanırım, Başbakan Erdoğan...

Partiyi kapattırmaktan kurtardık...

Askerin darbe yapma ihtimali sıfır...

Rektörler artık selam duruyor...

Yargıda değişim başladı...

Eh, oylarımız da maşallah iyi durumda...

Alternatifimiz de yok...

Falan diye düşünerek...

Zihninin arkasındaki toplumsal modele bir an önce geçilsin istiyor...

Ve hepimizden "Saddam rejiminde yaşayan zavallı Iraklı" tavrı bekliyor...

Hemen söyleyeyim:

Bu bir beklenti olarak kalacaktır...
Bu yazı toplam 2902 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri