Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet HAKAN

Fatih Terim’den nefretimin 8 nedeni

18 Haziran 2008 Çarşamba
BİR: "Küçük dağları sen mi yarattın birader" diye bakıldığında suratına "Hayır... Hayır... Sadece küçük dağları değil büyük dağları da ben yarattım" ifadesini takınarak iticilik şampiyonu olduğu için...

İKİ:
Soğukkanlı bir değerlendirmeyle en fazla "Çok ballı bir adam" yorumunu hak ettiği halde "Ben Fatih Terim... Futbolun kitabını tersten yazmış adam" triplerine girdiği için...

ÜÇ: Zaferden sonraki afra tafrasının çekilmezliği nedeniyle, milli maçlarımızda beni ve benim gibileri hep "İçimizdeki İrlandalı" olmak gibi kahredici bir pozisyona sürüklediği için...

DÖRT: Başarı, zafer, galibiyet... Bunların eleştirilere en güzel yanıt olabileceğini düşünemeyip "laf geçirme" hevesine yenik düştüğü için... Yani başarıyı hazmetme kapasitesi acayip sığ olduğu için...

BEŞ: Elde ettiği zaferlerde "mahalle baskısı" nedeniyle oyuna soktuğu futbolcunun büyük payına rağmen, bu durumu zerre kadar aklına getirmeyip "Fatih Terim mucizenin öteki adıdır" havası bastığı için...

ALTI: Sırf şişkin egosunu daha da şişirmek ve "Fatih Terim karizması"nı belirgin kılmak amacıyla herkesin dediğinin tersini yapmaya kalkarken, zoru ve fiyaskoyu görünce anında tornistan ettiği için...

YEDİ: Kendisinden "Fatih Terim" diye söz ettiği için...

SEKİZ: Dışarıda, içeride bilen bilmeyen herkesin basbayağı bir "mistik olay" olarak yorumladıkları tuhaf bir galibiyetin ardından "Kabaramazsın kel Fatma" oyunu oynadığı için...

Erdoğan için ücretsiz deneme sınavı

GERÇEKTEN de çarpık eğitim sistemimizin besleyip büyüttüğü dev bir garabettir dershaneler...

Ve bu acı gerçek, nihayet Başbakan Tayyip Erdoğan"ın da dikkatini çekmiş durumdadır...

Madem öyledir, o zaman Başbakan Erdoğan için hazırladığım özel test sorusuna geçebiliriz...

Soru şudur:

"Acaba ben başbakan olarak, bu garabete aşağıdaki hangi nedenlerden dolayı son veremem?"

Bunlar da şıklar:

A - Cemaatin önlenemeyen yükselişinde "dershane faktörü"nün rolü ve önemi nedeniyle...

B - Resmi ya da gayri resmi bir istihbarat örgütünün işin içine karışma ihtimalinin yüksekliği nedeniyle...

C - Camiamızın dershanecilik sektörünü pek sevmesi nedeniyle...

D - İstiharede yeşil çıkmama ihtimalinin yüzde 90 olması nedeniyle...

E - Hepsi...

Evet, Google davası var mı bir sakıncası?

AKP için kapatma davasının açıldığı gün Fehmi Koru, bir televizyon kanalında, "Bu bir Google davası" diyordu...

Yani AKP savunmasına dayanak yapılan tabirin patenti Fehmi Koru"ya aittir...

Şimdi bazı AKP"liler, "Hikmet müminin yitiğidir" hadis-i şerifini anımsatıp, "Ne var bunda? Buluşun kime ait olduğunun ne önemi var ki?" diyebilirler...

Doğru...

Burada bir sorun yok...

Sorun, bu buluşun gerçekten bir "hikmet" olup olmadığında...

Çünkü...

Savcıların basılı yayın organlarındaki konulara erişmek için teknolojik bir yöntemi kullanmalarında bir sakınca yoktur... Yani bu yöntemin kullanılmış olması, davayı sakatlamaz.

Ayrıca...

İddianame"nin "gazete haberlerinden derlenmiş" olması da, bir eleştiri konusu yapılamaz...

Savcılar, gazete haberlerinden pekala parti kapatma iddianamesi çıkarırlar... Gazete haberi, sonuçta kamuya yansımış bilgidir.

Önemli olan bilginin kaynağı değil, doğru olup olmadığı ya da yalanlanıp yalanlanmadığıdır...

Yani...

Yönteme küfretmekle ya da yöntemi küçümsemekle bir yere varılmaz...

Çıkarsın, "Haber yanlış... Kanıtı da budur" dersin, olur biter...

Hem unutulmasın ki:

Bugün bazı AKP destekçilerinin "Kapatılması hakkaniyete uygundu" dedikleri Refah Partisi"nin iddianamesinde, bırakın gazete haberlerini, köşe yazıları bile "bilimsel dayanak" olarak yer almıştı...
Bu yazı toplam 5264 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri